KLASİK MÜZİK

Ludwig van Beethoven in 1820

Image via Wikipedia

   

Lise birinci sınıfta klasik batı müziğe merak saldım, bir yandan nota ile keman çalmaya çalışırken. Bizim genlerimizde var müzik. Rahmetli babam çok güzel kanun çalardı asker olmasına rağmen, nota ve usul hakimiyeti, bilgisi inanılmazdı.  Evde kendi elleri ile temize çektiği klasik müzik külliyatımızın tamamı var. Adını ve müziğini ilk duyduğum klasik batı müziği bestecisi  Paganini  ve müziği de onun Kaprislerinden birisidir. Ağrı‘da iken, Celard marka ufak radyodan dinlerken babam söylemişti. Besteci ve müziği nasıl da bildiğine çok şaşırmıştım.

Daha sonra Ankara’da babamın kitap, nota dolu kanun çaldığı odasında durdu bu pilli Radio Celard,  kitaplıkta. Kulağımı ona dayar müzik dinlerdim. TRT’nin program dergisinde hangi gün ve saatte ne yayınlanacağı belli olurdu, oradan takip ederdim. Doğru dürüst besteleri ve bestecileri tanımamış olmakla birlikte Beethoven çabucak ön plana çıktı. En önce onun bestelerini öğrenmeye başladım.

 O yıllarda radyoda Nevin Uluçam’ın sunduğu bir program vardı Cumartesi günleri, adını unuttum. Dinleyici istekleri programı idi. O programın çok nefis bir sinyal müziği vardı. Kulağım gelişmeye başlayınca sinyal müziğinin çok etkisinde kalmaya başladım. Daha sinyal müziği başlamadan radyonun sesini yükseltir başına çökerdim, hiç bitmesin isterdim. Ama ne olduğunu bilmiyordum.

Sonra bu müziğin Beethoven tarafından yazılmış olması için dua ettiğimi hatırlıyorum. Haftalarca bu böyle gitti. Sonra bir gün, kimse artık birisi  o sinyal müziğini içeren parçanın çalınmasını istemiş. Kulaklarımı kabarttım yapıştım radyoya ve o sinyal müziği Beethoven’ın 4. senfonisinin 1. bölümünün girişi çıkmaz mı? Nasıl sevinmiştim anlatamam. O kadar muhteşemdir ki 4. senfoninin açılışı onu Beethoven’dan başkasına yakıştıramamıştım haftalarca ve sonunda onun çıkmıştı işte.

Zaman içinde 4. senfoninin tamamını keşfettim, giderek ezberledim. Diğer bestelerde olduğu gibi orkestralar ve şefler arasındaki  farklılıkları, iyi kötü yorumları ayırtedebilmeye başladım Bu 4. senfoni çok ilginçtir. birinci bölümünün açılışı muhteşemdir ama, 2. bölümü sürprizlerle doludur. En azından benim için. Orkestranın nefes aldığını, dalgalandığını, müziğin düştüğünü, kırıldığını, çalgıların kavga ettiğini, seviştiğini bana 4. senfoni öğretti. Dahası, müziğin renkleri olduğunu da bu senfonide gördüm ilk kez. Sonraları müzik dinlerken renk görme durumumu Mendelson’un Fingal Mağarası uvertürü ve Çaykovskinin Patetik senfonisi iyice kesinleştirdi.

CSO nun eski şefi Rahmetli Hikmet Şimşek’in bir anısını nakletmişti bir gün Gürer Aykal TV de. (CSO nun şefi idi o da şimdi ABD de falan ve Antalya SO nun şefi galiba) Gürer Aykal bir gün CSO da 4. senfoniyi çalıştırırken, provadan sonra Şimşek, Gürer Aykal’ı arabasına alıp Cebeci’de bir kasap dükkanının önüne götürmüş. Aykal sormuş

“Hocam buraya neden geldik?”  Rahmetli Şimşek:

“Burası” demiş, “Senin az önce yönettiğin senfoniyi benim radyodan ilk  uyduğum yer”. Rahmetli Hikmet Şimşek Harbokulundan ayrılarak kendini müziğe adayan bir insandı. Bir dönem zor bir hayat olmalı.

Bir gün küçük kızımla arabada idik. Ona ilginç bir şey dinleteceğimi söyledim. Benim müziğin renkleri konusun falan bildiği için gene renk mi göstereceksin diye güldü. Beethovenın 4. senfonisinin 2. bölümünü başlattım. “Bekle bakalım, dinle orkestra dalgalanacak orayı bana söyle.” 2. bölümün açılışı aslında ipucunu verir ama serttir. Giderek hiç umulmadık bir anda tüm yaylılar arka planda üflemeli çalgılara adeta yaslanarak dalgalanır, dalgalanır ve dalgalanırlar. Bu anlatılamaz bir şey, dinlemek lazım. Müzik tam o noktaya geldiğinde Burcu’nun ağzı açık ve nefessiz kaldı. Anladım yakaladığını.

Kızlar daha  çok küçükken Bozburun’da arabada Rodrigo’nun gitar konçertosunu dinliyorduk. Orkestra birbirine girdi. Kızlara bakın kavga ediyorlar dedim, kulak kesildiler, sonra konu dağıldı gitti. Yıllar sonra bir gün gene bir müzik dinletiyorum anlatarak, küçük kız sordu ” Baba, bunlar neden kavga ediyorlar orkestrada çalarken?”

Benim yıllar önce söylediğimi gerçekten çalgıcılar kavga ediyor diye anlamış! Neyse şimdi doğrusunu biliyor!

Şaka olsun diye kızlar çok küçükken develer ”deve, deve” diye öterler demiştim, yıllarca gerçek zannetmişler bunu da, Yıllar sonra itiraf  ettiler yerlere yattık gülmekten

Öldürecek bu çocuklar beni

 06.11.2005

 

Reklamlar

About Selçuk Aytimur

Yolun yarısını geçeli çok olmakla birlikte, bana hiç öyle gelmiyor daha
Bu yazı Müzik içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

One Response to KLASİK MÜZİK

  1. Tülay dedi ki:

    TRT 1 ANKARA RADYOSU vardı 1970li yıllarda kulağımızı dayayarak dinlediğimiz.Hele Cumartesi günleri saat 17 00 de maç programları yoksa Sayın Nevin Uluçam\’ın o harika sesiyle sunduğu harika bir istek programı vardı uzun yıllar devam eden.DİLEK KUTUSU.Nasıl unutabiliriz ki? 02.01.2009 Tülay İlterman

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s