Kaplan Efsanesi

The first president of Turkey Mustafa Kemal At...

Image via Wikipedia

Geçmişte bir ara bazı gazetelerde çarşaf çarşaf yazılar yayınlanmıştı. Sanırım bitmek bilmeyen ekonomik krizlerimizden birinden sonra idi. Bazıları kendilerini vatandaşların moralini yükseltmekle görevlendirmiş ve ortaya “ Anadolu Kaplanları” veya benzer adlı bu yazı dizileri çıkmıştı.

 Anadolu’da geçmişte bir vakitler gerçekten bu tür kaplan yaşamış. Timur ile Bayezit’in Ankara civarındaki kapışmalarında Timur’un  sık ağaçlı ormana sakladığı fillerinin savaşın gidişatında etkisi olduğu söylenir. Herhalde o dönemlerde yaşamış ve sonra gittikçe soyu tükenmiş olsa gerek bu güzel hayvanların. Atalarımız ağaçları kese kese,  iç anadoluyu çöle çevirirken onlar da yok olup gitmiştir. Düşünebiliyor musunuz, arasında filler saklanacak kadar sık ağaçlı bir ormanı Ankara civarında… Belki bu bir efsanedir…Rahmetli Atatürk, inadı tutup da Orman Çiftliğini bozkırda yüzlerce dönüm arazi üzerinde kurmasa, bugün belki Ankara hala kupkuru olacaktı.  O öldükten sonra  Orman Çiftliğinin yüzlerce dönüm arazisi onun bunun elinde paylaşıla paylaşıla eridi gitti. Hala yeşildir oralar ama içinden geçen yollar, binalar ile bırakın ormanı, çiftliği, olsa olsa bir yeşilliktir işte beton ve asfalt arasında…

 Yok olan yeşiller sadece Orman Çiftliği arazisi ile sınırlı değil tabii ki. Manisa’da, İzmir’de, Bodrum’da, Alanya, Antalya’da, Torbalı’da, Kemalpaşa’da ve başka yerlerde çok yeşil yok oldu. 

 Anadolu kaplanı bir gerçek, ancak bizim diğer Anadolu kaplanları bir efsane. 

 Özal döneminden başlayarak değişik bölgelerde ve değişik sektörlerde serpilip, gelişen üretim tesisleri oldu. Bunların bazıları gerçekten de büyüdüler, büyük tesis oldular.  Döküm, tekstil, gıda maddeleri, tencere, tava, otomotiv yan sanayi, beyaz eşya yan sanayi, kablo, vb aklınıza gelebilecek hemen her alanda üreticiler çıktı ortaya. Aynı yıllarda turizm sektöründe de sıçrama oldu. Hakkını yememek lazım, ihracat nedir bilmez, turist nedir bilmez halimizle 2000 li yıllardaki halimizi karşılaştırırsak bugün ki manzara çok güzeldir. Yazın Antalya havalimanına 3 dakikada bir uçak inmezse  üzülüyoruz şimdi. Otomotiv ve diğer ürünlerde harıl harıl ihracat var, inşaat şirketlerimizin dışarıda işleri var vs vs vs. Son kriz üretim sektörünü, daha öncekiler hem üretim hem turizm sektörünü yaralamıştır, bunlar da doğrudur.

Bütün bunlar manzaranın bir yanıdır.

Ancak, üretim sektörünün ve turizm sektörünün “kaplanlar” tarafından ortaya çıkarılan kısmı canlanır, kanlanır, gelişir, büyürken bunu destekleyecek alt yapıyı da aynı hızda ve beceride büyütmeyi, geliştirmeyi asla başaramamıştır. Bunu söylerken bir yanım da bu “kaplan” girişimcilere aferin diyor, çünkü ortaya çıkardıkları gerçekten güzel şeylerdir; ama ya sonrası?  Turizm sektörümüzün büyücek kısmı, kilometreler boyunca sahile yakın bölgelerde arsa sahibi olan vatandaşlarımızın muz, portakal bahçelerini söküp  yerine diktikleri çeşitli yıldızlı otellerden oluşur. Peki tamam, ama, otelin sahibisiniz de, yönetiminde ne işiniz vardır?

Fabrikalar dikilir, üretilir, üretilenler yurt içi veya yurt dışında müşteri bulunur, satılır, tamam. Ama, hayatında üretim yönetimi görmemiş patronun genel müdürlüğe, fabrika müdürlüğüne soyunması, satın almaya amcasını, üretime bir ustayı, depoya  dayısını, oraya köylüsünü, buraya bilmem kimi koyması nedendir?  Neden yüz binlerce yada milyonlarca  Dolar yatırılan makine ve teçhizatın bakım onarım işlemleri emektar bir ustaya ya da asgari ücretin az üstünde bir maaşla çalışan toy bir mühendise (dostlar alış verişte görsün) emanet edilir?

Bütçe, plan, program, sistem, bilimsel yönetim, profesyonel yönetim bu “kaplanlar”da yıllarca ya hiç var olmadı,  ya da göstermelik oldu. Milyonlarca Euro yatırıp kurulan tesislerin başına çok para isterler diye yetişmiş profesyonel kadrolar yerine güvenilir ustalar vb yerleştirildi yönetici diye, ya da üç otuz paraya niteliksiz personel.  Müşterinin zorlaması olmasa yanına bile uğranmayan kalite yönetim sistemi, çevre yönetim sistemi vb sistemler zoraki kağıt üstünde kurulup, alınan göstermelik belgeler duvarlara asıldı. Kimin umurunda üretim maliyetlerinin, kalite maliyetlerinin, hurdaların, firelerin, üretim kayıplarının, stokların vb izlenmesi? İşte ürün satılıyor, para geliyor, muhasebeciler de takip ediyorlar?  Çöpler  doğada gizli köşelere, atık sular dereye, elektrik tüketimi gani gani, baca gazları zaten havada kaybolup gider. Sigorta ödemeleri, vergiler, vs vs vs ayrı konudur….300 kişilik işletmede bir tane göstermelik mühendis, o da canından bezmiş, patron ve kardeşler veya akrabalar yönetimde…. Nerede öğrendiniz yöneticiliği? Yan fabrikadan, fuarlardan, filmlerden vs vs vs…

Benzer durum turizm sektörü için de geçerlidir. Sadece evinin ihtiyaçları için satın alma yapan bir vatandaşımız ertesi gün 4 yıldızlı, 5 yıldızlı bir tesisin Satın alma Müdürü olarak bulur kendini. Veya patronun halkla ilişkiler bölümün bitiren oğlu, kızı, akrabası aynı tesiste Personel Müdürü oluverir.  

Trilyonlarca yatırım yapacaksın ama “ Gelecek için planınız, programınız, bütçeniz, personel planınız nasıldır…?” diye sorulduğunda “ E ortalık malum, nasıl plan, bütçe yapalım…?” diyeceksin!

Girişimcilikse, iyi, hoş tamam saygım sonsuz. Zor iştir bütün riskleri göğüsleyip parayı toprağa gömerek ortaya bir üretim tesisi çıkarmak, çok zor iştir. Ama girişimci ve akrabaları, yakınları aynı tesiste yönetici olacak diye bir kural mı var?   

Bunlar iş değildir. Bu, kaplanlık değildir.  Geleceği görmeden, planlamadan, tehlike analizi yapmadan, vizyonsuz yönetim olmaz.   

Olur derseniz, işte Bodrum, Gümüşlük ve yakın çevreniz ortada.  Dağ taş bina dolu, su yok, sitelerin birine açılan kuyunun suyu diğer kuyunun suyunu kesiyor, yapılanların bir kısmı hayalet bina gibi yıllardır duruyor; hala yok ikinci konut, yok yazlık konut, yok vatandaşa iş diye dağlar, yeşiller, bataklılara bina dikme hırsı….Keşke sadece Bodrum yöresi olsa idi, tüm sahil şeridi böyle. Bir punduna getirilebilse Gümüşlük’ün kendisi bile 2 yıl içinde betonlaşır, eminim.

 Anadolu kaplanlarıymış!.. Kendi oturduğu dalı dişleyip koparan kaplan olur mu hiç?

24.03.2010

www.bodrumgundem.com da yayınlanmıştır

Reklamlar

About Selçuk Aytimur

Yolun yarısını geçeli çok olmakla birlikte, bana hiç öyle gelmiyor daha
Bu yazı Yönetim içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s