Gümüşlük Güncesi

Bodrum Gümüşlük’e ilk gidişimizden yıllar yıllar sonra iş için 2008 yazında gidip gelmeye başladım. Bu gidiş gelişler yaz aylarına rastladığı için çok güzel oldu; Gümüşlük’ün kayalık yamaçlarındaki sayısız villa sitelerinden birini yapan bir inşaat firmasında başlattığımız bir proje nedeni ile, yani iş gereği,  gelip gidiyor olsam da memnundum. Her gelişimde bir gece Gümüşlük’de kalıp dinlenirdim. Bu gidiş gelişler  Ağustos ayına kadar 3 ay kadar sürdü. Sonra yürütmekte olduğum projede işler sarpa sarınca çalışmayı durdurdum; çünkü para alamıyordum. İş yaptığım firmadan alacağım da düzenlenmiş faturaların ödenmiş vergileri ve yol masrafları ile ortada kaldı….Tam Türk işi oldu yani….Sözde hala ödenecek bu para ama nedense firmanın mali krizi bir türlü bitmedi iki yıldır…Neyse işin bu tatsız taraflarını geçelim…

Gümüşlük’deki bu çalışma dönemimde bu küçücük sahil köyüne bayıldım. Deniz ürünü en tazesinden, zeytinyağlı yemekler öyle, deniz burnunun dibinde, sessiz ve dingin bir çevrenin içinde güzel insanlar…daha ne istersin? Hiç bitmesin istedimdi o proje ama bitmeyi bırak tamamlanmadı bile. 2008’in Ağustos’undan sonra her fırsatta Gümüşlük’e gitmek istedimse de olmadı.

2008 Ağustos ayındaki son gidişimde, kalmakta olduğum Club Gümüşlük’ün tam karşısındaki Bayrak Tepesi adını verdiğim (tam tepesinde kocaman bir bayrağımız var) tepeye tırmanmaya karar verdim ve tırmandım. Yukarıdaki resim o tepeden cep telefonumla çektiğim bir resim.  Alttaki  resim ise basit ama temiz bir tesis olan Club Gümüşlük’de, kalmakta olduğum bungalova giden yol.

 Nihayet 2009 yılında ABD de yaşayan bir arkadaşımın Facebook sayfasında tam da benim Gümüşlük’te kalmış olduğum tesisin önündeki sahilde çekilen bazı resimler gördüm. Anlaşıldı ki, arkadaşımın ailesi yıllardır Gümüşlük’te yaşarmış ve kendisi de her yıl bir iki kez Gümüşlük’e gelir imiş. Bu durum 2009’un Eylül ayında falan ortaya çıktı ortaya ve bir ay içinde üniversite sınıf arkadaşlarımızdan bazıları ile birlikte 2010 yılı son baharında bizim arkadaşın ABD’den geleceği günlerde Gümüşlük’te buluşmaya karar verdik. ODTÜ Endüstri Mühendisliği mezunları olarak,  bu buluşmayı,  tüm mezunların iletişim platformu olan  efsanevi ListEM’den ayrı bir olay olarak yapmak aklımızdan geçmediğinden, GümüşlüEM 2010 olarak adlandırdık. (Bilgi Notu: yazılı bir kural olmamakla birlikte ListEM üyelerinin değişik illerde, yerlerde yapılan tüm buluşmaları, partileri, yemekleri  vb.  ya “ListEM  XXXXXX buluşması”  olarak adlandırılır, ya da faaliyetin yapıldığı şehir vb herneyse sonuna uygun bir şekilde xxxxxEM takısı getirilerek..)

Tam bir yıl boyunca sabırla FB daki mezun sayfamızda bu buluşmayı ısrarla duyurduktan sonra Eylü ayında anahatlarını kesinleştirdik. 7-8 kişi gelebilecek gibi göründü. E, kolay değil tabii, herkesin işi gücü var, en rahatları da ben görünüyorum serbest çalışan olarak ama diğer arkadaşlar da artık iş yaşamında birilerinden izin alacak dönemleri falan geçeli çok olmuş durumda. Gene de son anda fireler oldu. Sonunda İstanbuldan bir hanım arkadaş ve İzmir‘den ben zıplayıp gittik Gümüşlük’e. Ben Cuma sabahı saat 10:00 gibi vardığımda, diğer arkadaşım dün geceden gelmiş durumda idi.

İki hanım sınıf arkadaşım, ABD’den gelenin eşi ve ben 3 harika gün geçirdik ki, bu bloga tüm detaylar sığmaz. Aşağıdaki resim kaldığım yerin hemen önünde çekildi…

GümüşlüEM 2010’in  tüm katılımcıları 3 kişi, bunun da birisi ailesi Gümüşlük’de yaşayan hanım arkadaşımız olunca, olaylar  aile çevresinde ve düzeninde geçti denilebilir ki bundan hiç ama hiç şikayetçi olmadığımız gibi tam tersine çok memnuniyet verici durumlar yaşadık; arkadaşımızın  annesinin tadına doyulmaz börekleri ve babasının benim için ortaya çıkardığı yıllanmış whisky’si bunlar arasında.   Bakınız aşağıdaki resim:-)

Gümüşlük koyuna bakan evinin balkonunda bizi akşam yemeğine toplayan Tuna Ciner ve ailesini de unutmamak gerekir aile fertlerini sayarken. Yani GümüşlüEM katılımcı sayısı düşük oldu diye yanarken bir yandan da iyi ki de böyle olmuş diye düşünmedik değil:-))

Benim gittiğim Cuma günü sağda solda gezmekle geçti. Akşam ise Tuna Ciner’in rehberliğinde denizin dibinde bir balıkçıda…Aşağıda masadaki güzelliklerden iki resim var:

Ertesi gün sabak kahvaltıdan sonra hazırlanıp bayrak tepesine doğru yola koyulduk. Doğrusu hanım arkadaşlarım o dik ve kayalarla dolu yolda gıklarını çıkarmadılar ve tepeye hiç aksamadan vardık. Bu tepede manzara nefis ancak, tırmanmak hiç de öyle yabana atılacak bir şey değil…Tırmandıktan sonra ise, koca bayrak direğinin dibinden manzara harika ve o kadar ter ve yorgunluğa değiyor.

 

Tırmanıcılardan üçünü dinlenirken  benim kameramdan görüyorsunuz. Aşağıda ise tepeden Gümüşlük koyu…

Aşağıda GümüşlüEM 2010 ekibi:-)

Bu tırmanış gününün akşamı,  sağolsunlar, Tuna-Uta Ciner çiftinin evinin balkonunda mangalda tavuk partisi ile bitti. Bizim ekip iyi ki 3 kişi de kalmış dediğimiz anlardan birisi oldu bu:-))

Devamı ikinci bölümde…

Reklamlar

About Selçuk Aytimur

Yolun yarısını geçeli çok olmakla birlikte, bana hiç öyle gelmiyor daha
Bu yazı Seyahat içinde yayınlandı ve , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

One Response to Gümüşlük Güncesi

  1. İpek dedi ki:

    Devamını bekliyoruz:-)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s