Yılan Balığı Güncesi veya Gewürztraminer

Label of a bottle of 1989 Gewürztraminer Sélec...

Image via Wikipedia

Bir arkadaşımla (Fransız-Alman) şaraplardan bahsediyorduk.  Şarap uzmanı olduğumu iddia edemem; şaraptan anlamadığım da söylenemez. Fransız, İtalyan şarapları, Merlot, Riesling, Syrah, Zinfandel, Sauvignon  falan derken, arkadaşım bir Alsace şarabından söz etti: Gewürztraminer. Ama öyle bir anlattı ki, beni iki gün önce gördüğüm bu şarabı almadığıma pişman etti.  Şarap almak için gittiğim AVM’de bir sürü yabancı şarabın arasında bu Alsace şarabını da görmüştüm. Hiç duymadığım ve adı Almanca olan  üzüm cinsine karşın , çok merak etmeme rağmen,  bildiğim İtalyan Pinot Grigio baskın çıkmış ve Gewurztraminer‘i almamıştım. Ama işte, Dennis, bu Alsace şarabı için demediğini bırakmıyordu anlatırken. “Hafif tatlımsı” diyordu, “yani demi sek mi ?”diye sorunca, bir an durup, “O sınıf değil, öyle değil ” diyordu aksanlı ama düzgün Türkçesi ile. Tadını, kokusunu anlata anlata bitiremedi…

Fransızlarla ve İtalyanlarla  şarap tartışmamayı öğreneli çok oldu.

Cumartesi günü ailecek o AVM’ye ( Çiğli‘de yeni açılan Metro Grossmarket) gidip o şarabı bulduk ve aldık.  Başka bir şeye niyetimiz olmamasına karşın, adetim olduğu üzere deniz ürünlerinin satıldığı reyona da bir uğradık. Hiç almasam da orada öyle tazecik yatan deniz ürünlerine selam vermek hoşuma gider. Ancak, bu sefer tezgahta her zamanki balıklara vs ek olarak değişik bir hayvanat vardı: Yılan balıkları!. Ben yılan balıklarına bakarken eşim Aralık ayında yılan balıklarının çok iyi olduğuna ilişkin bir şeyler söylenmeye başladı. Bir yandan onu dinlerken, bir yandan da buzun üstünde kıvrılarak yatan yılan balıkları ile konuşmaya, oralarını buralarını dürtmeye başladım. Bunlar kesin güzel yenirdi…Kimbilir ne güzeldi tadları….Hem lezzetsiz olsalar bile ne olacaktı ki? Bir kere yemiş olacaktık…sevmezsek bir daha almazdık….hem sadece 13. 00 TL yav…ne güzel de duruyorlar…Ocak ayında hem yağlı olur balıklar…  Bir yandan kızım da balıkları dürterken gene eşimin sesi duyuldu…Aralık ayında güzel olurmuş bunlar….Aralık geçti ama…6 gün geçti….alsak mı ki?…. 

Ben daha balıkları dürttüğüm anda almaya karar vermiştim zaten. Alacağım da, hayatımızda yılan balığı pişirmiş değiliz, o kadar deniz ürünü ile haşır neşir olmuşuz ama bunu bilmiyoruz işte!… Şöyle elimle büyücek bir tanesini kavrayıp buzdan kaldırdım…Kaygan da mübarek ama güzel duruyor. İçlerinde yeşile yakın renkli olanları var, siyaha yakın renkli olanları da. Ben siyaha yakın renkli olanı seçtim. Götürüp tarttırdım ve temizlenmesi için bıraktım tezgahtaki görevlilere.  Biraz sonra balık hazır oldu. Aşağıda da göreceğiniz gibi, derisi soyulmuş, içi temizlenmiş bir bütün olarak elimize tutuşturdular. Buna memnun oldum. Balık dediğin bütün olur!. Gerekirse evde biz keser, biçeriz kendimiz mübarek hayvanı…

Yılan balığını (Eel), aşağıda, evde özel tabağında yatarken görüyorsunuz.

Balık tabakta yatarken, bizimkiler Internet‘den yılan balığı konusunu araştırdılar. Ben de öyle yaptım. Tüm bilgiler bu balığın en güzel kömür ateşinde, ızgarada, şiş te pişirildiği yönünde…Çok yağlı falan diyorlar, diyorlar… da…Suda kıvrım kıvrım giden bu mahlukatın sırf kas olduğunu düşündüğümden nasıl da bu öyle yağlı olacağı ben de şüphe uyandırdı.   Sonra bu konuda fikir yürütmekten sıkıldım, zaten acıkmışım….Ev ahalisi araştırma durumunda nasıl olsa, en iyi yöntemi bulurlar…gidip balkonda duran Pino Grigio’yu açtım, Gewürztraminer buzdolabında serinlemekte iken.

Balıktan önce yabani pirinç pilavı (wild rice) ve salata geldi masaya, arkasından da bizim balık. Bizimkiler balığı güzelce doğramışlar, soslamışlar ve hiç yağ kullanmadan tavada güzelce kavurmuşlar.  Yemekler masaya geldi, ben de buzdolabından Gewürztraminer’i getirip açtım, kadehlere koydum.  Birer yudum alıp tadına bakmak ve fikir beyan etmek için kadehleri kaldırdık. Bazı şarapların etiketlerinde şöyle şeyler yazar ” Damakta dağ çileği ve ahududu… burunda uzaktan tropik meyva,….uzaktan   kavun …vs vs vs…” Bunları bazan yakalayabiliyoruz, bazan da yakalamak mümkün olmuyor.  Ancak, bu şarabın etiketinde hiç bir şey yazmıyor! Sadece şişenin üstünde “spicy” diye bir şey yazmakta…Spicy’nin ne anlam olduğunu biliyorum da şarabın da baharatlısı mı olurmuş?

Neyse, biz şarapan birer yudum aldık…Bende soğuk algınlığı var, burnum koku almadı. Ben tam başlayacakken ” uzaktan kiraz, daha uzaktan kaval sesleri,   koyunlar geçiyor dağlardan…”falan diye, bizimkiler kendinden geçti aldıkları kokudan….Beni de tadı şaşkınlığa uğrattı. Bu Alsace şarabı anlatılamaz, yaşamak gerekir! İçtiğim bunca güzelim beyaz şarapdan bu kadar farklı olabileceği hiç aklıma gelmezdi tad ve koku olarak! Ben gerçi kokusunu daha sonraları hafifçe ancak alabildim, ama tadı yeter zaten…Her yudumda sanki kokulu bir üzüm, tatlı kırmızı erik, kokulu tatlı şeftali  vb yiyormuşsun gibi oluyor.

Yukarıda bizim Gewürztraminer’i, yılan balığını, ve yabani pirinç pilavını görüyorsunuz.

Yılan balığı soğan, sarımsak, çok az zeytinyağı, kırmızı biber (ev yapımı), karabiber ve beyaz şaraptan (benim Pinot’dan ) oluşan bir sos içinde pişirildi.  Beklentimin üstünde lezzetli bir balık çıktı, yılan balığı. Ancak, siz siz olun, kesinlikle yağda kızartmaya falan kalkmayın. Asla!. Hatta,  bizim gibi, yağsız tavada falan da yapmayın. Şişe geçirin ve mangalda yapın, fırında falan da değil. Böyle yağlı bir balık ben görmedim, Somon hazretlerini bile bastırır…Bizim balık masaya geldiğinde ben artık çok aç olduğumdan tabağıma konanı yedim afiyetle…Yani evin efendisi Benek beyin izin verdiği kadar demek istiyorum Benek 11 yaşında, bizim ölçeğimizle 80 yaşında falan…Gözümüzün bebeği. Benim tabağımdan yemeye bayılır. Aşağıda bizim Benek’i  akşam yemeğini yerken görüyorsunuz. Tabakta yabani pirinç  (wild rice) pilavı var.  Benek buna bayılıyor…Benim tabaktan rahat yiyemediği için ona ayrıca bir servis açmak durumunda kaldık, yoksa kızıyor!

Eşimle kızım, balık çok yağlı geldiği için pek yiyemediler, ben önümdekini bitirmeme karşın. Bir sonraki akşam, bizimkilerin bitiremediği balıklar bu sefer fırınlanmış olarak masaya geldiler. Mis gibi kızarmış, kuşbaşı balık parçaları.  Haliyle bu nefis şeyleri de yedim, ve bizimkilere gene yağlı geldiği için yiyemediler.

Bu blogdan çıkarılacak dersler

1. Gewurtraminer bulunduğu yerde içilecek

2. Yılan balığı asla, yağsız da olsa tavada, fırında, poşette falan pişirilmeyecek…şişe geçirilip doğruca mangala…

Reklamlar

About Selçuk Aytimur

Yolun yarısını geçeli çok olmakla birlikte, bana hiç öyle gelmiyor daha
Bu yazı Yemek içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

6 Responses to Yılan Balığı Güncesi veya Gewürztraminer

  1. Sinan Terek dedi ki:

    çıkardığın dersler harika.. Ben beyaz şarabı şarap cinsinden pek saymasam bile Gewürztraminer üzümünü severim. yoğun baharat tadı ve aroması olmasına rağmen baharı çağrıştırır.. çok çok soğuk içmenizi öneririm.. afiyet olsun…
    Yarasın..

  2. Suna Wroe dedi ki:

    Bende beyaz sarap icmem ama, senin yuzunden bir deneyecegim bakalim.. Afiyet bal, seker olsun, canim arkadasim 🙂

  3. Derya Özkan dedi ki:

    Gecenin bu geç saatinde bile iştahım açıldı Selçuk Hocam. Sizin yazılarınız yüzünden kilo alacağım hakikaten 🙂

  4. Eyüp Öztürk dedi ki:

    Tabaktaki görüntü fotoğrafından yılan balığa aşina olmadığınız anlaşılıyor (bende aşina değilim, yanlış anlaşılmasın ). Salata Türk usülü kızarmış balığın yanına giden cinsten, pilav desen balığa yakışmayacak gibi duruyor. Balık yağlı olduğuna göre pek öyle soğanlı salata ile gitmeyecek gibi duruyor. Gelecek sefere şöyle roka, marul, domates, havuç ve limonlu ve çok az yağlı bir sögüşle denemenizde fayda olabilir. ( duyanda biliyorum flaan sanacak ).

    Alman beyaz şaraplarına hayran olmama rağmen, Gewürstraminer denemediğim bir şaraptı.

    2006 yılında son anda bilet aldığım için Business Class uçmak zorunda kaldığım Lufthansa uçağında ikram edilen bir beyaz şarabı tek geçerim : Geheimrat “J” . Gerçekten gizli bir tarif. Aynen sizin bahsettiğiniz şeyleri hissetmiş, hostesinde yardımıyla 3 saatte 1,5 şişeyi kendi başıma bitirmiştim.

    http://www.wegeler.com/nc/details/wein/geheimrat-j-2006-spaetlese-trocken-750.html?tx_cagtsf%5Bback%5D=tx_cagtsf%255Bvolltext%255D%253D%2526tx_cagtsf%255Bjahrgang%255D%253D%2526tx_cagtsf%255Blage%255D%253D21%2526tx_cagtsf%255Bpraedikat%255D%253D%2526tx_cagtsf%255Bgeschmack%255D%253D%2526tx_cagtsf%255Binhalt%255D%253D

    Selamlar.

    • selçuk aytimur dedi ki:

      :-)) Anlamadığın gerçekten belli oldu, ben seni aydınlatayım biraz gene de…

      1. O Pilav, yabani pirinç pilavı ve o yağlı balığa çok uydu. Tavsiye ederim
      2. Salatada soğan yok! Dediğin gibi balığa uydu…
      3. Şarabın yanında öyle limonlu, domatesli, rokalı salata pek iyi gitmez, özellikle de içtiğim şarabın yanında…Gelecek sefere de aynı salata olacak…
      4.Gewurztraminer Alman değil, Fransız şarabı (buradan da çok not kırdım) Alsace, Fransızdır:-)
      5.Ben 3 saatte 3 şişe şarap içerim, dediğin gibi güzelse:-))
      6. Yılan balığına aşinalığı bir kenara bırak, ilk kez denedik
      7. Bir buluşsak da suşi falan yesek:-))

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s