Hafta sonu, Cheesecake…ve benim durumum

Cheesecake carole 3

Image via Wikipedia

Çok gezen mi bilir, çok okuyan mı diye biz çocukken münazaralar olurdu…Anlamsız bir tartışma tabii ki. Anlamlı olan bu tür tartışmalarla çocukların yaratıcılığını, fikir yürütme, düşünce ifade etme ve savunma, iletişim kurma, topluluk karşısında kendine hakim olma vb yeteneklerini ortaya çıkarmak, iyileştirmek. Ben hiç sevmedim bu münazaraları…Bana bir anlam ifade etmeyen konulardan mümkün olduğunca uzak kaldım…Bu tartışma çok gezen mi bilir, çok yiyen mi şeklinde de olabilir. Artık, nerelerin gezildiği, nelerin okunduğu ve nelerin yendiğine bağlı…

Çok gezince,  haliyle çok  değişik yerlerde de beslenme gereği ortaya çıkıyor.   Ev dışında yemek yerken dikkatli olmak ve olur olmaz şeyleri yememek gerek. Buna tatlılar ve pastalar da dahil.  Çok değişik yerlerde yemek yediğim için beslenme sistemim göreceli olarak şerbetlenmiş de olsa, ne kadar dikkat edersem edeyim seyahatlerimde mide bozulması ve zehirlenme vakalarım da oldu.

Deniz ürünleri ve hamur işlerine, tatlılara ve pastalara dayanamam. Ev halkının içinde tek erkek üye ben olduğumdan diğer üyeler haliyle beni pek mutfağa sokmazlar. Zaman içinde, kızlarım da ayrı ayrı dallarda uzmanlaşmaya ve rekabete başladılar. Bunun sonucu özellikle tatlılar ve pastalara güzel yansıdı.  Hemen her hafta değişik bir tarifle yapılmış cheeesecake ile tanıştım. Sonuç, ev dışında cheesecake yiyemiyorum, çünkü bir şeye benzemiyor. Kızlar işi o kadar ileri götürdüler ki, yurt dışında olan kızım, cheesecake’in olmazsa olmaz malzemesini her gelişinde getirmeye başladı.  O malzeme yerine labne peyniri de kullanılabiliyor acil durumlarda;  ama sonuç farklı oluyor.

 

 

Bugün hazırlanan cheesecake yukarıda. Tarifi de özetle şöyle:

Yumurta, 2 çorba kaşığı un, philadelphia peyniri, beyaz çikolata, castella, böğürtlen, krema, bisküit…Miktarlar konusunda ise bilgi alamadım. 

Cheesecake fırından çıktığında mutfaktan “amaaaan, olmadı gene buuuuu…!” vb sesler gelmeyince çalışmaların başarı ile sonuçlandığını anladım. Gerçi, o sesler geldiği zaman dahi,  dışarıda yediklerimizden çok daha iyi oluyor fırından çıkan, ama olsun….

Bir dilim kestik…

Tabağa yerleştirdim, ve yedim…

Gördüğünüz gibi, tam kabarmış ve hiç parçalanmamış durumda

Reklamlar

About Selçuk Aytimur

Yolun yarısını geçeli çok olmakla birlikte, bana hiç öyle gelmiyor daha
Bu yazı Yemek içinde yayınlandı ve , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s