Türkiye’den Kalite Manzaraları:6 Bureau Veritas

Bu dizide adı geçen  çalıştığım bazı kuruluşların sadece  iyi taraflarını yazdığımın , veya onlarla çalışmış olmaktan duyduğum memuniyetimi belirttiğimin farkındayım. Öte yandan, Hiç bir kuruluş veya kişi çok iyi, veya her zaman iyi değildir. İyi olmak da göreceli bir kavramdır. Bu yazıları hiç bir kişi ve veya kuruluşu övmek veya yermek için yazmıyorum. Diziyi oturtmaya çalıştığım zeminde, adı geçen kişi ve kuruluşların  ülkede kalite yönetiminin gelişmesindeki olumlu veya olumsuz rollerini  ve benim iş yaşantımın gidişatı üzerindeki olumlu veya olumsuz etkilerine dair gözlemlerden ibaret bu yazılar. Benim iş yaşantım 1990 yılından itibaren ülkede kalite yönetiminin gelişmesiyle başkalarına göre çok iç içe olduğundan bu gözlemleri olabildiğince sübjektivitede uzak tutmaya çalışıyorum. Başka insanların başka gözlemleri olabilir, ancak,  bunlar adı geçen bazı kişi ve kuruluşların ülkede kalite yönetiminin gelişmesindeki pozitif etkileri olduğu gerçeğini değiştirmez; o başka gözlemleri yapanlara, pozitif etkileri olmamış olabilir değişik nedenlerle…

================================================================

1995 yılı Ocak ayında Bureau Veritas’da İzmir Ofis Müdürü (kartvizite göre Ege Bölge Müdürü) olarak çalışmaya başladım. BV’nin merkezi Paris’tedir. Sistem belgelendirme hizmetleri için yanlış anımsamıyorsam 1990 yılında kurulan Bureau Veritas Quality International’ın (BVQI)  merkezi ise Londra’da idi.  BVQI Türkiye yöneticisi Serdar Uzel, BV Türkiye genel müdürü ise bir Fransız, bay Janvier idi. İkisi ile de 3-4 yıl öncesinden tanışıyor olduğumu daha önce yazmıştım.

O yıllarda  Bureau Veritas, ana faaliyet konularının yanısıra (inşaat, uluslararası ticaretde gözetim ve muayene, havacılık, denizcilik, endüstri…)  yönetim sistemlerinin kurulması konusunda danışmanlık ve eğitim hizmetleri de vermekte idi. Belgelendirme kuruluşu (BVQI) ayrı bir şirket olduğundan, akreditasyon kurallarına göre o yıllarda bunda bir sakınca da yoktu. Kaldı ki, 1820 lerden bu yana 3. bağımsız parti olarak faaliyette olan şirketin katı kuralları, kendi prosedürleri, yönetmelikleri de vardı. İşe başladıktan bir iki ay sonra kalite sistemlerine ilişkin danışmanlık ve eğitim faaliyetlerimiz İzmir ve bölgesinde hız kazandı. 1995 yılından 1999 yılına kadar İzmir’de pek çok firmaya danışmanlık ve eğitim hizmetleri verdik. Bölgede zaten tanındığım için, Bureau Veritas’ın gücü ile bu pek de zor olmadı. Bu yüzden yıllarca İzmir ve civarında sistem denetimlerine de katılamadım. Aynı süre içinde İstanbul merkez ofiste bulunan Sinan Polater, Nezihi Keser ve BVQI yöneticisi Serdar Uzel ile birlikteliğimiz Bureau Veritas’ı bu alanda ülkede lider  durumuna getirirken, diğer yandan BVQI da, orada görevli arkadaşların etkin çalışmaları ile yükselen bir trendle sistem belgelendirmede lider durumuna geldi. BVQI (artık BV) sistem belgelendirmede prestijli bir isim haline geldi. Hala da öyledir.

Sistem belgelendirme sektöründeki pastanın büyüklüğü pek çok belgelendirme kuruluşunun ve girişimcinin iştahını kısa sürede kabarttı. Bu durum, ilgili danışmanlık sektörüne de yansıdı. 1993 den başlayarak pek çok belgelendirme kuruluşu ve danışmanlık şirketi sektöre girdi. Danışmanların hatırı sayılır bir miktarının Bureau Veritas’ın eğitimlerinden geçenler veya danışmanlık hizmeti verilen kuruluşların ilgili yöneticileri, çalışanları olduğunu söylemek yanlış olmaz. Bu sayı 1995 yılından itibaren hızla arttı. öyle ki bizim grubun verdiği eğitimlere katılanlar veya yürüttüğümüz projelerde yönetim temsilcisi olarak yetişenleri bir müddet sonra belgelendirme denetimlerinde karşımızda danışman olarak da bulduk. Bunda yanlış bir şey yoktur. Sektörün öğrenme eğrisinin yükselmesi normaldir. Aynı durumla diğerleri de karşılaşmıştır.

Ancak, 1995 den itibaren sektörde degradasyon da başladı, ne yazık ki. Pazarda lider durumda olan Bureau Veritas ve BVQI’ın yanında  pazara yeni giren veya pazarda olup da  payını  arttırmak isteyen kuruluşlar sektörü dejenere etmeye başladılar. O sıralarda ortaya çıkan kamu ihalelerinde ISO 9001 belgesi olma şartı da işi tuzu biberi oldu.  Açıkça söylemek gerekirse, akreditasyon kurallarının ayaklar altına alınması, bu kurallara aykırı olarak denetim adam gün sayılarından taviz verilerek belgelendirme maliyetlerinin aşağı çekilmesi, dokümantasyon kopyacılığı ile danışmanlık sürelerinin kısaltılarak maliyetlerin aşağı çekilmesi vs hep o yıllarda başladı. Bozulma o kadar hızlı oldu ki önce danışmanlık süreleri önce 3-4 ay, sonra 1 aya düştü, sonra da 15 güne ve sonunda belge ticareti başladı. Pazara giren pek çok yabancı belgelendirme kuruluşu, ki bunların bazılarının adı da pek anlı şanlıdır, isimlerine de hiç yakışmayan biçimde belge ticareti yapmaya başladılar.  Yerli belgelendirme kuruluşları da bu dejenerasyonda tam rol aldılar.  Bu gün gelinen nokta içler acısıdır. 10 günde belge aldırmakla övünen “danışman” lar, 6 ayda 500 belgelendirme yapmakla övünen belgelendirme kuruluşlarından geçilmiyor! Önce belgeyi veren sonra da sistem kurulması için danışmanlık hizmeti verenler olduğu gibi, bir telefon görüşmesi ile işi bitirip parasını alanlar da var. İşin komik tarafı ise bunlar arada bir bir araya gelip sektörün çok bozulduğundan falan da dem vuruyorlar.

Komik gelecek belki ama, 2000 li yıllarda laptop- notebook gibi araçların yaygınlaşmasının bu dejenerasyonda çok büyük rolü olduğunu gördüm. Sağolsun kopyala yapıştır tekniği…danışmanlık bundan ibarettir pek çoğunda.

Bu yazdıklarım, bazılarına ters gelebilir. Sektörde çalışanlara ilişin olarak ters şeyler yazıyorum. Yaşadıklarımı, gördüklerimi yazdığımı anımsatmakta fayda var!

1999 yılında el sıkışarak BV den ayrıldığımda sektör işte bu dejenerasyon sürecinin  ortasında idi. 1o yıl önce ortalık bu kadar bozuk değildi.

1999 yılından sonra serbest danışman ve BV ile sözleşmeli başdenetçi olarak çalışmaya başladım. Kısa sürede faaliyetlerim Akdeniz bölgesinde yoğunlaştı. Yıllar boyu Antalya ve Alanya’da belli başlı büyük kuruluşların sistemlerinin kurulmasında rol aldım. Antalya’da ISO 9001  çalışmalarının başlamasında o zamanlar ANSİAD’ın başkanlığını yürüten rahmetli Güngör Pekşen’in çok büyük rolü oldu. ISO 9001 çalışmalarının Antalya’da sistemli olarak başlatılmasının ardındaki güç rahmetli Güngör Pekşen ve ANSİAD olmuştur. Tanınmış pek çok firma  ile o dönemde birlikte çalıştık.

4-5 yıl içinde sektördeki dejenerasyon tüm şiddeti ile Akdeniz sahil şeridine de bulaştı, hala devam etmektedir. O haldedir ki, oradaki danışman arkadaşların nereden öğrendikleri belli olmayan yanlış uygulamaları bana bile öğretmeye çalıştıkları  olmaktadır. 

Neyseki hala ne yaptığını bilen kuruluşlar ve yöneticiler de var…

Reklamlar

About Selçuk Aytimur

Yolun yarısını geçeli çok olmakla birlikte, bana hiç öyle gelmiyor daha
Bu yazı Yönetim içinde yayınlandı ve , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s