Değirmenimden Mektuplar – Yaşama dair

Orhan Pamuk‘u sever misiniz bilmem? Ben sevmem. Sevemedim. Nobel ödülü almış olması da bir şeyi değiştirmedi benim için. Nobel ödülü alan ve adı sanı kalmayan bir sürü yazar var zaten. Benim veya sizin bir yazarı ve veya eserlerini sevmememizin onun değeri üzerinde bir etkisinin olup olmadığı da tartışmalıdır. Ben Gogol‘dan da pek hazzetmem mesela, ama o hala Gogol işte!. Kabak yemeğinden de hiç hazzetmem, ancak bu, kabağın insan bedeni için yararını hiç ama hiç değiştirmiyor.  Kitap okumanın insan ruhuna ve dimağına yararlı olduğunu düşünürüm. Orhan Pamuk’un ise hangi insanların ruhlarına ve dimağlarına yararı olduğu benim için bir soru işaretidir.   Bir yazarın Nobel ödülü alıp almamış olması umurumda  değil, gözümde onu daha değerli kılmıyor. Fransız dev yazar Emile Zola‘nın Nobel ödülü yok mesela, ama o, tarihe ve yazına iz bırakacak bir teknikle romanlar yazdı. Böyle bir sürü de örnek vardır.  Gördüğünüz gibi, durum biraz karmaşık. 

Pamuk’u sevmem ama okumayı severim. Yıllar önce Pamuk ünlenmeye başladığında Yeni Hayat adlı kitabını aldım ve okudum. “Almaz, okumaz olaydım” dediğimi anımsıyorum!   Türkçesi iyi değil, ifade tarzı iyi değil, kitap ise kabus gibi….Ancak, evet ancak, kitabın açılış tümcesi bir acayip: ” Bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti”  Bu cümle, sadece bu cümle Pamuk hakkında kafamdaki soru işaretini hala yerinde tutar. Bu cümlenin, bir açılış cümlesi olarak  çok kuvvetli ve bir o kadar da iddialı olduğunu düşünmüşümdür hep. Kitaplar insan hayatını değiştirebilirler, ancak bir kitap, tek bir kitap bunu nasıl yapabilir? Bardağı taşıran son damla veya sakin bir insanı zıvanasından çıkaran son bir hareketi karşı tarafın?  Yaşamı değiştirmek hiç de kolay değildir. Küçükken, gençken  daha kolay olabilir, yaş ilerledikçe gittikçe zorlaşır; bağlantılar, alışkanlıklar, birikimler, edinimler, alışlkanlıklar, çevre vb koca bir yığın oluşturur insanın etrafında ipek böceğinin etrafında ördüğü koza gibi. İpek böcekleri insanlardan daha şanslılar ancak.  Zamanı geldiğinde, doğaları gereği, kendilerini içine hapsettikleri kozalarından bambaşka bir yaşam biçimine kanatlanarak uçup gidiyorlar. İnsanlar ise  ölüyorlar sarmalandıkları şeylerin içinde çoğunlukla. Güçtür kozadan çıkmak. Küçük, yuvarlak bir kaya parçasını kolayca ittirerek yuvarlayıp yerini değiştirebiliriz, eğer istersek. Boyut büyüdükçe bu zorlaşır ve hatta imkansıza dönüşebilir ne kadar istersek isteyelim, eğer hazırlıklı değilsek. Büyük kaya parçaları toprakta öylesine yatmazlar, büyük kütlelerinin etkisi  ile gömüldükçe gömülürler toprağa, sonra altlarında oluşan bitkilerde onu toprağa sıkıca bağlar.

Diyeceğim o dur ki, etrafımıza ördüğümüz kozamızdan çıkmak büyük enerji gerektirir. 

Yaşamda değişiklik sağlık sorunları ile de oluyor, tatsız  bir durum olmasına karşın. Kimsenin arzu ettiği bir şey değil. Hipertansiyon da böyle bir sağlık sorunudur. Karşılaştırmalı olarak bakılırsa hiç önemli olmadığı söylenebilir. Hekimlere göre sağlık sorunu bile değil! Hipertansiyon belli bir yaştan sonra hemen herkesin başına gelen bir şey. Çaresi de yok, yani geçmiyor. İlaç alıyorsun düzenli olarak. Hiper tansiyon gelince, düzenli ilaç şart oluyor. Öyle bir ay alırım, düzelince bırakırım falan yok! Bunun yanısıra kahve az içilecek, veya hiç içilmeyecek. Stres olmayacak, kendini fazla yormayacaksın, üzülmeyeceksin, sinirlenmeyeceksin, şişman ve hatta toplu bile olmayacaksın, tuz kullanımına son vereceksin, vs vs vs…İşte sana yaşamda değişiklik! Olur paşam!. 

Bunları biliyorum, çünkü benim de bir adet güzel hipertansiyonum var yıllardır. Üstelik yıllardır göreceli olarak düzenli spor yaptığım halde (koşma, yürüme). Tanı konulunca hekimin emri ile yaşantım değişti…gibi oldu….Kahve önceleri yok oldu, sonra az az geri geldi. Tuz zaten yıllardır yok. Ama stres, gerginlik, endişe, yorgunluk vs işte bunlardan öyle kolay kolay kurtulunamayacağını anlamam bayağı uzun bir süre aldı. Bir yıl kadar “yav ben kilometrelerce koşan, yürüyen adamım, kilom normal. Ben bunu kontrol altına alacağım” iddiası ile dönem dönem ilaç almayı bıraktım ve her seferinde mağlup olarak tekrar başladım!. Hatta, yakın bir tarihte hekime tekrar görünmem bile gerekti. Benim için eğlence ve hatta hobi olan bir iş yapmama karşın hipertansiyonu tetikleyen stres, yorgunluk ve endişeyi belli sınırların altına çekmeyi beceremedim bir türlü yıllar boyunca. İşte o zaman, yaşam şeklimi  değiştirmem gereği ağır ağır beynimde şekillenmeye başladı.  En olmayacak yerlerde Alphonse Daudet‘nin Değrmenimden Mektuplar adlı hikaye kitabındaki bir hikayesinde kendisini bekledikleri açılışa gitmek yerine yolun yarısında arabadan inip de ağaca sırtını dayayıp  ağzında çiçek sapı, şiir yazan kaymakam gözümün önüne gelir oldu sık sık. Ancak yolda giderken öyle “ben bunaldım bu hayattan…” deyip de  arabadan inip bunu yapma şansı pek yok. Çünkü zaten yolun kenarında öyle bir ağaçlar yok, olsa bile koparıp da sapını dişleyeceğin çiçek nerede? Çok soru var…

Yaşam şeklini tek başına ancak tek başına yaşayanlar değiştirebilir.  Aile söz konusu olunca birlikte hareket etmek gerekir. Yaşam şeklimizi değiştirme kararı 24 saatte alındı ve ilerlediğimiz bir dönemeçten u dönüşü ile uzaklaşarak bizim yuvarlak kayaya abandık.  Bu cümle yerine ” Bir gün bir karar aldık, hayatım değişti” diye de yazabilirdim. Kayamızı yerinden oynatarak  yuvarlayacak enerjiyi  içimizden çıkarmayı becerdik. Bu enerji gökten gelmiyor kendiliğinden. (Bu noktada bazılarının aklına hemen sadece finansal meseleler gelebilir ki, yanlış olur) Bu enerjinin ortaya konması ve harcanması sırasında yeni endişeler, stres ve gerilim de bol miktarda mevcuttu çevremizdeki atmosferde.  Sonuçta, 30 gün içinde sıkıntıdan patladığım ne varsa geride kaldı: otopark problemi, sıcak, hava almayan balkon, insan kalabalığı, serinlemek için çalıştırılmak zorunda kalınan klimadan kapılan soğuk, gürültü, nem, hava alamadığım duygusu, çiçeklerimin yer problemi, gergin çehreler, bir türlü geçmeyen gerginliğim vb  yerini bir çift baykuş, kırlangıçlar, zararlı otlarla mücadele, sabah bahçeden roka, gerçek inek sütü, gerçek yumurta, sessizlik, beni babaları zanneden bir çift civciv, taş toplama, toplanan taşları  el arabası ile taşıma, çuvallara doldurma, toprak tırmıklama, yıldızları seyrederek bira içme, amele yanığı, yeniden kazanılan el becerileri, elektrik işleri, masa, dolap tamiri, sulama, patlayan hortumları tamir etme, süpürme, mangal yakma, hiç çalışmayan klima, civciv besleme, ağrıyan kaslar, verilen kilolar, arabadan iner inmez bahçeye çalışmaya çıkma, hangi ağacı nereye dikelim, gene burada ot çıkmış, amma çok taş var, serin  oldu burası gene,  günaydın komşu, ne güzel köpek bu…vb şeylere bıraktı. İş ise devam ediyor, yani eğlence…

Kozanızdan çıkmak istediğinizde gereksinim duyacağımız  enerjiyi biriktirmeyi ihmal etmeyin.

Reklamlar

About Selçuk Aytimur

Yolun yarısını geçeli çok olmakla birlikte, bana hiç öyle gelmiyor daha
Galeri | Bu yazı Genel, Kitaplar, Sağlık, Spor içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

4 Responses to Değirmenimden Mektuplar – Yaşama dair

  1. Omer Kipmen dedi ki:

    Selçuk, orhan pamuk ve zola gogol derken Daudet laflarını hızla okurken gözüm algıladığından
    asıl mesajı kaçırmışım. tekrar göz atınca ” yaşam şeklini tek başına ancak tek başına yaşıyanlar
    değiştirir” ve hipertansiyon ve köy hayatının güzelliklerinden bahsettiğni çok şükür anlamış bulunuyorum. Aynı konuları ben de düşündüm ve senin gibi ben de artık olağanüstü güzel bir yaşam sürdürme imkanına sahip oldum.Eşim le 26 yıldır bu hayatı sürdürüyoruz. Ama benim durumumda çekici kuvvet akıllı karımdan geldi.. Bir ara yolun düşerse beklerim. Ortakent / Bodrum tel 0536 611 66 87

  2. Sinan YURTDAŞ dedi ki:

    Hocam sizin adınıza çok sevindim, siz bunu hak eden ender insanlardansınız. tekrar hayırlı olsun güle güle uzun yıllar oturmak nasip olsun inşallah..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s