Hayaller veya Hayaletlere Dair veya Jacqueline du Pré II

Tchaikovsky‘nin çok güzel bir eseri vardır: “In memory of a great artist” (büyük bir sanatçının anısına) başlıklı Op 50 piano trio.  Jacqueline du Pré, Barenboim ve Zukerman’ın yorumunu içeren bağlantı aşağıda:

Tchaikovky bu ölümsüz bestesini zamanının ünlü bir bestecisi, piyanisti olan arkadaşı ve destekçisi Nikolai Rubinstein‘ın  ölümü nedeniyle Roma’da yazmış.

Hayatın  çok garip olduğunu öğreneli çok oldu. Jacqueline du Pré, gencecik yaşında bu kaydı yaparken, ömrünün kısacık olacağını, MS nedeniyle 28 yaşında iken çok sevdiği çellosundan ayrılmak zorunda kalacağını ve 42 yaşında da göçüp gideceğini hiç düşünebilir miydi? Tchaikovsky’nin  Op. 50 trioyu, yıllar öncesinden, (her ne kadar gerçek öyle olmasa da) kısacık yaşamında olağanüstü yeteneğiyle gelmiş geçmiş en iyi cellistler arasına giren Du Pré için  yazdığını düşünüyorum. Henüz yirmi yaşında iken hocası ünlü Rostropovich’i bile büyüleyen bir yetenek olmuş du Pré!

Radyo yıllarında TRT program dergisinde hangi saatte hangi bestecinin hangi eserinin kimler tarafından çalınacağı, orkestra, şef vb bilgilerle birlikte yazılı olurdu.  Beethoven, Brahms, Dvorak, Tchaikovsky başta olmak üzere Saint Saens, Paganini, Vieniavski, Max Bruch konçertoları çalınırdı genellikle Yehudi Menuhin, Leonid Kogan ve David Oistrakh ve Grumiaux’dan.   Bunları  senfoniler, piyano konçertoları vs izledi gitti. Viyolonsele (cello) ilgim Beethoven’ın ilk dinleyişte hayran olduğum üçlü konçerto ve Brahms‘ın zor alıştığım ikili konçertosu  ile başladı.

İnsanı derinden etkileyen sesi ve zor bir müzik aleti olması nedeniyle kolayca büyüler dinleyeni, çello. Senfoni orkestralarının temel direği olan bu çalgıya derin bir saygı duymuşumdur.  Pierre Fournier, Pablo Casals, veya Mstislav Rostropovich‘in yorumladığı cello koncertolarını (Lalo, Dvorak, Saint Saens, Schumann) ilgiyle dinledim hep. Fournier’in adı bana  daha sonraları matematik dünyasından Joseph Fourier‘nin ünlü Fourier serisini, transformasyonunu, analizini  anımsatır oldu ve  daha bir saygı duymaya başladım!

İnsan sürekli öğrenir ve öğrendiği şeyler hep de iyi olmayabilir. Öğrendiklerim içinde beni en çok sarsanlardan biri Du Pré’nin 1987 de hayatını kaybettiğini, hem de bunun hiç olmayacak bir hastalık nedeniyle (olabilecek bir hastalıktan ölmek nasıl oluyorsa artık!?)  olduğunu öğrenmem olmuştur. Bunu affedemedim!  80 li yıllarda  türlü siyasi çalkantılar içinde, içine kapanık bir ülkede kendi dertlerimizle uğraşırken Du Pre ölmüş gitmişti bile haberim olmadan!  Yıllarım onun hala yaşadığını düşünerek geçmişti! Çok sevdiği çellosu kimbilir ne güzel kayıtlar yapıyordu ve ben o kayıtları dinleyecektim….bir gün…Ne kadar büyük yanılgı!

En büyük yanılgılar hep en iyi bildiğimizi düşündüğümüz alanlarda mı oluyor?

Bir gün, bir gün derken, bir gün öğrendim ki Du Pre 1961 – 1973 yılları arasında pek çok konser verip bize de güzel kayıtlar bırakmış,  21 yaşında (1966)  o zamanlar gencecik bir pianist ve orkesta şefi olan, şimdinin  ünlü adı Barenboim ile evlenmiş. Ancak özel yaşamı 1971 den sonra dalgalanmaya başlamış. 1973 yılında MS teşhisi konmuş, son konseri  de 1973 yılında zaten…Ve 1987 de de göçüp gitmiş…

Küçükken hayaletlerden korktuğum dönem olmuştu, gereksiz gerilim yüklü müzikleri de pek sevmem. Beethoven‘ın   da hayalet adıyla anılan ünlü bir üçlüsü vardır: Op 70   “Ghost” trio:


Bu trioya bu ad  zamanında,  2. bölümün tamamına sinmiş olan garip ve gizemli hava nedeniyle verilmiş. Her şeyi çok bildiğim için Op 70 üçlünü adını uzun süre hep Op 97 üçlünün adı (Arşidük) ile karıştırdım.  Op 97 nin açılışı ne kadar zarif ve ışıklı  ise Op 70 in 2. bölümünde de de hayaletler ve ruhlarla dolu gizemli bir atmosfer vardır. Ghost trioyu çoktan dünyadan ayrılmış olan Du Pre’den dinlemenin verdiği tuhaflık da cabası….Yazının başındaki resim de bu üçlünün çalındığı sırada çekilen bir resim. Yandaki resim ise Elgar’ın Op 85 cello konçertosu çalınırken çekilmiş.

1. Bölüm: 

2. Bölüm : 

 

Du Pre’nin EMI tarafından yayınlanmış olan sanırım 17 -18 CD lik bir albüm seti var. Kayıtların çoğu CD devrinden önce olmakla birlikte son derece temiz.

Kayıtların yapıldığı dönemde Du Pre ile birlikte çalanlar, o zamanlar  yaşları 23-25 arasında olan günümüzün ünlü adları Mehta, Zukerman, Barenboim, Perlman.

Reklamlar

About Selçuk Aytimur

Yolun yarısını geçeli çok olmakla birlikte, bana hiç öyle gelmiyor daha
Bu yazı Müzik içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s