Bir Başka Acayip Makarna: Akyaka yengeçli spagetti.

90 lı yılların başında, bizim kızlar ufacıkken Gökova‘ya giderdik her yaz. Hatta, bir müddet her fırsatta, sonbahar, ilk bahar, bayram tatili, bazı hafta sonları.. O zamanlar Akyaka el değmemiş, sakin sessiz bir yerdi. Sabahları erkenden balıkçı teknelerinin patapatapata sesleri ile uyanır ve sessizce yataktan sıyrılıp koşmaya giderdim Çınar diye bilinen sahile doğru, kayaların dibinden uzanan virajlı yolda.

Koşu için en sevdiğim güzergahlardan birisi ise Akyaka Marmaris kavşağında 2.5 km kadar uzanan iki tarafında devasa okaliptus ağaları bulunan yoldu. Ancak buraya kadar araba ile gidip, koşup sonra geri dönerdim dilim damağıma yapılmış olarak. 

Akyaka bir doğa harikasıdır.  İçinde ördekler yüzen azmakları, orman kampı, çam ağaçları ile tam bir kafa dinleme yeri idi. Buraya koyduğum resimler benim çektiklerim değil. Onları makaralı filmlere çektim ve resimler albümlerde…Ancak, işte aynı resimleri webde bulmak mümkün oluyor.  Sağda içinde kol boyu tatlı su levrekleri yüzen azmak… Aşaıda ise çam ağaçları ile dolu orman kampı. Sahil bitince içine girilip merdivenlerle çıkılan (arkadan dolaşan bir yolu da var) insanın nefesini kesen güzellikte bir yer.

İlk ziyaretlerimizin birinde sabah erkenden kalkıp doğruca balıkçıların yanaştığı iskeleye gittik kızlarla. Koşudan döndüğümde balıkçılar yeni dönmüş olurlardı, saat 08:00 gibi. Duş bile yapmadan giderdik bazan balık almaya. Bir seferinde bizim kıvırcık saçlı esmer balıkçının  koca bir yengeci taşla ezip suya attığını görünce, arkasından çıkanları atmayıp bana vermesini istedim. Balıkçılar yengeçlerden memnun değildi çünkü ağları kesiyorlar…Kafasına vuran suya atıyor. Balıkçı merakla ne yapacağımı sorunca merak ettiğimi söyledim. O gün şansımıza 2 yengeç çıktı. Alıp doğruca eve götürüp doğruca kaynar suya attımdı sabah kahvaltısında yemek için.

Mavi yengeç, tadı enfes olan, son derece besleyici bir hayvandır.

Yukarıdaki resim gibi benim de kendi çektiğim resimler var, ancak bunu da webden buldum albümleri karıştırmaya üşendiğim için.  Bir de aşağıdaki resime buyurun Akyaka yengeçlerine inanmakta güçlük çekerseniz:

İlk yengeci alıp yediğimizin ertesi günü, daha ertesi gün ve takibeden günlerde ve daha sonraki gidişlerimizde sürekli olarak bu yengeçleri aldık balıkçıdan. Öyle ki, bir seferinde 8-10 kocaman yengeç çıktığı olurdu, hemen her gün yengeç yerdik. O kadar ki, fazlaları pişirip İzmir‘e getirdiğimizi bilirim. Her bir yengeç nerede ise bir elimden daha büyük ve içi yumurta dolu…

Zaman içinde yengeç pişirmede ustalaştım. Tencereye azıcık su, kaynat ve yengeçleri içine at.  Bir müddet sonra mavi renk kırmızıya dönünce tabağına al ve ye..bu kadar basit. Yengeç böyle bol olunca da akşam yemeği olarak da kullanıldı tabii.

Bu uzun girişten sonra şimdi gelelim yengeçli makarna tarifine. Ancak, pişirdiğim güzellin resmini çekmeyi akıl edemediğimden resim yok. Artık hayalinizde canlandırmanız gerekecek tabağı.

Malzemeler:

  •  3 -4adet iri mavi yengeç, sudan yeni çıkmış olacak.
  • Zeytinyağı
  • Çubuk makarna bir paket
  • Kıvırcık
  • Taze soğan
  • Limon
  • Tereyağı
  • iri çekilmiş karabiber
  • Soğuk bir iki şişe beyaz şarap
  • Keçi peyniri dilimleri

Beyaz şarapları güzelce soğutun.

Derince bir tencereye 1-2 bardak içme suyu koyun ve kaynatın. Yengeçleri içine atın ve kapağını kapatın.  Yengeçler pişerken kendi suyunu salacaktır. Çok suda pişirirseniz besin değeri suya geçerek ziyan olur. Beyaz şaraplardan birisini açın, bir kadehi doldurun ve bir yudum alın. Ardından da da keçi peynirinin tadına bakın. Pişirme sırasında bu işlemleri tekrarlayacaksınız.

Yengeçler pişerken temiz bir kesme tahtasında bir adet kıvırcığı  1 cm kalınlıkta güzelce doğrayın (sirkeli suda yıkanmış olacak) ve bir salata kabına aktarın. 2-3 adet yeşil soğanı da pek de ince olmayacak şekilde (bir cm) doğrayın ve aynı kaba aktarın. Bir limonu limon sıkma kabında sıkın. Üzerine yarın çay bardağı sızma zeytinyağı, ondan daha az nar ekşisi (Hatay yöresinden değilse bunu atlayın) ve incecik soya sosu ilave edin (çaybardağının 1/4 ü kadar) Güzelce karıştırdıktan sonra, bu karışımı salatanın üzerine gezdirin. Salatayı tahta kaşıkla güzelce karıştırın. Bakın bakalım yağı yeterli mi? Değilse, biraz daha zeytinyağı ilave edin. Tuzu az gelirse taneli deniz tuzu ilave edin biraz. (Soya sosunun ve yengeçin zaten tuzlu olduğunu unutmayın). Salatı kabını buz dolabına koyun

Yengeçlerin piştiği tencere, pişirme sırasında köpürebilir. Köpürürse kapağını açık tutun biraz. Yengeçlerin rengi kırmızıya dönmeye başladığında sularını çekmeye başlar. İşte bu sırada bir bardak beyaz şarabı tencereye ilave edin. Güzel kokular yükselip de yengeçler kırmızıya döndüğünde tenceredeki su da artık iyice azalır. Ocağı kapatın ve yengeçleri geniş bir kaba alın, bırakın suları aksın ve soğusunlar. Tencerede kalan suyu dökün. Tencereyi yıkamayın

Makarnayı bildiğimiz usulde, yengeçlerin piştiği tencerede haşlayın, tereyağlı yapacaksınız.

Pişen makarnayı geniş bir düz tabağa, veya küçük bir çukurca tepsiye veya geniş bir kayık tabağa boşaltın. Burada tabak ölçüsü önemli. Boşaltıldığı kapta, makarna biraz yayılacak. Dolapta serinleyen salata makarnanın etrafına güzelce döşenecek.

Yengeçler elle oynanacak kadar soğuyunca, bu güzelim hayvanları geniş bir gazete kağıdını üstüne alın. Uygun bir kıracakla (yengeç kırmak için piyasada satılan fındık kıracakları vb kullanılabilir…) iri kıskaçlarını, zedelemeden yapabilirseniz ince kıskaçlarını kırarak içindeki etleri çıkarın ve makarnanın üstüne dizmeye başlayın. Asla çekiç vb bir şeyle kırmaya kallmayın, yengeç kızabilir. Bacakların hepsini kırıp temizleyemeyeceksiniz bazıları ince olduğundan. Bunları ayrı bir tabağa alın. Bacaklar ve kıskaçlarla iş bittikten sonra gövdeleri kırın ve beyaz etlerini güzlece temizleyin. Etlerin bazılarını, ağız kısmına doğru olanlar, çıkarması zor olabilir ama siz yılmayın ve ince uçlu bir bıçakla, parmaklarınızla çalışın güzelce ve etleri ziyan etmeyin. Bazı yengeçlerin için turuncu yumurtalarla dolu olur, bunları da çıkarın. Çıkardığınız etleri ve yumurtaları da makarnanın üstüne dizerek yerleştirin. Yenmeyen diğer iç organlar pişerken büzüşerek toplanmış olacağından onları kolayca ayırmak mümkün olur. Bütün bu işlemler sırasında yengeçlerin içindeki sular sızacağından üzerinde ayıklama işlemini yaptığınız gazete kalınca olsun, veya bu işlemi geniş bir tepside yapın.

Üstüne yengeç etlerini yerleştirdiğiniz makarnaya iri çekilmiş karabiber serpin ve ince bacakları koydunuz tabakla birlikte sofraya götürün. İnce bacakları ellerinizle çatır çutur kıracak ve içindeki etleri hüpleterek, çekiştirerek, bacakları kırarak yiyeceksiniz, üstü yengeç eti ile kaplı makarnayı yerken.

Reklamlar

About Selçuk Aytimur

Yolun yarısını geçeli çok olmakla birlikte, bana hiç öyle gelmiyor daha
Bu yazı Yemek içinde yayınlandı ve , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

4 Responses to Bir Başka Acayip Makarna: Akyaka yengeçli spagetti.

  1. muzafferabla dedi ki:

    pek hoş, teşekkürler. iki sorum var: 1. deniz salyangozu pişirme konusunda bilginiz var mı? Tıpkı yengeç gibi, kaynar sudan çıkartıp, temizleme aşamasından sonra yemek gerekiyor sanırım. Yoksa, ne kadar pişirirsem o kadar sertleşiyor. 2. Güneşte ahtapot kurutma konusunda bir soru, ahtapotun kupkuru olmasını beklemek gerekiyor mu? Benimki tam kurumamıştı, biraz sert kaldı pişirince.

  2. Veysel Ulaş dedi ki:

    Selçuk Hocam,

    Tarif güzel, benzerini Roma’da en pahalı yemek olarak iteledilerdi. 2 yarım yengeç, 2 tabak spagetti ve 1 şişe şaraba 180 Dolar alıverdiler bizden. Birlikte gittiğim arkadaş klimanın altında hasta olduğu için yengeçin tamamını ve 1 şişe şarabı tek başıma lüplettim.
    Şimdi gelelim asıl meseleye: Bu mavi yengeç Mersin’de ve Adana’da da yakalanır. Herifler 1 gün buzlukta bile bekleseler ölmüyorlar. Soğuk suya atıp ısıtsan da, şok olarak sıcak suya atsan da ağlıyorlar. Ben de o sese dayanamadığım için bu lezzetli yemeği yapıp yiyemem.

    Muzafferabla’ya da yanıt: Ahtapot kaslı bir hayvandır. Yaklaşık yarım saat taşa vurarak yumuşatılır ve hatta daha sonra sodalı suda bir kaç saat bekletilir. Ondan sonra haşlayacan mı kurutacan mı ne yaparsan yap yumuşak olur. Salyangoz için önerim: Brindisi / Italya. Meydanda güzel bir restoranda ( adını unuttum) tadınız. Bu arada ahtapotu kayaya vurarak yumuşatmak ta vicdanen tahammül edemediğim işlem olduğu için onu da yemiyorum.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s