Spor ve spor yapmaya dair

İnsanlığın var olduğu binlerce yıl içinde pek çok şey değişti. Değişim, bizim yaşam döngümüz içinde de cereyan ediyor gözümüzün önünde. Ancak, değişim, iyileşme ile sonuçlanmaz her zaman.  Değişiklik kötüye dönüş de olabilir, anlamsızlığa da, anlam kaymalarına da… Aslen, değişim iyileşme demek değildir. 

Anlam kaymalarına en güzel örneklerden birisi tarım sektöründen verilebilir. Organik tarım, çoğunluğun bildiği gibi, kısaca atalarımızın yaptığı tarım türü. Organik tarımda bitkilerin yetişmesi sırasında dışarıdan doğal olmayan yollardan müdahalede bulunmamak esastır. Gübreler, koruyucular vb hepsinin doğada var olduğu şekilde ve miktarda kullanılması gerekir.  

Böyle olmayan tarıma, yani bitki yetişirken iyi beslensin , çok ürün olsun diye kimyasal gübreler (ki hepsi izinlidir), kurtlanmasın, böceklenmesin diye koruyucular, satılıncaya kadar bozulmasın da rafta güzel beklesin diye güçlendiriciler, koruyucular vb  kullanılan tarıma  ne deniyor, biliyor musunuz? Konvansiyonel tarım, yani geleneksel tarım! Yahu bunun neresi geleneksel? Hangi gelenekte var bitki büyürken üstüne uçakla ilacı basmak, veya dibine kimayasalları doldurmak veya rafta dayansın diye güçlendiricileri içine doldurmak?

Gelelim spor konusuna: Teknoloji geliştikçe yaşama şekillerimiz değişti doğal olarak. Atalarımız gibi değiliz hiç bir şekilde. Oturduğumuz yerde çalışıyoruz. Nakil araçları ile seyahat ediyoruz. Evde, mutfakta, banyoda her yerde elektrikli veya elektronik aletlerle de işlerimizi görüyoruz. Su, sıcak -soğuk muslukta, yemek fırında, süpürge elektrikli vs vs vs… Sonuç: Oturduğu yerde oturan ve sürekli yiyen (doğal olmayan gıdaları) insanlar topluluğu. Sonra da birileri çıkıp yumurta, tereyağı, yağlı süt, et, kuyruk yağı, yağlı peynir, kaymak vs yemeyim diye akıllar veriyor! Dünyanın büyük kısmında besin zinciri dejenere olduğu için haksız da değiller aslında çünkü süt süt değil, tereyağı tereyağı değil, peynir peynir değil, ekmek de ekmek değil…. Yıllarca arasına o uyduruk yağları doldurup yediğimiz pamuk gibi francalanın mesela beş kuruşluk besin değeri olmadığı gibi, bedene yararı da yoktur.

Atalarımız bütün gün, yaşamlarını kazanmak için bedenleriyle çalışırlardı…Bu düzen bozuldu. Doğal beslenme düzeni de yok artık…Bedenimizi korumak için, düzenli olarak süslü püslü  markalı kıyafetlerimizi giyip koşmaya, yürümeye, yüzmeye gidiyoruz, yani spor yapmaya…Dünün yaşamı idame ettirmek için yapılan normal günlük faaliyetinin adı “spor” oldu diye düşünüyorum. 

Olsun bakalım!. Ne yazık ki çoğunluk bunu da yapamıyor. Yapmak lazımdır. Ne yaparsanız yapın da, spor bittiğinde sırtınızdan ter süzülsün. Yüzenlere lafım yok onlar zaten ıslanıyorlar…

Spor yapmaya (yürümeye diyelim) yeni başlayanlar veya başlayacak olanlara bir çift sözüm var: Gerek duyuyorsanız önce doktorunuza danışın. Spora başladığınız ilk dönemde  bedeniniz  ve beyniniz size isyan edecektir. (benimkiler, mecburi verdiğim aralardan sonra yürümeye veya koşmaya çıktığımda hala isyan ederler…) Önce düşük tempoda ve başlayın. Kilolu değilseniz yarım saatten önce asla bırakmayın ( 3,5 km kadar) .  Ama en iyisi, bunu bir bilenle birlikte yapmaya başlayın da sakatlanmayın. Zamanla bedeninizin kapasitesini öğrenecek, bedeninizin ve beyninizin isyan seslerini bastırmayı becereceksiniz. Başkaları ile asla yarışmayın, kendinizle bile. 

Koşmaya başladıktan yıllar sonra tv de, ünlü baletimiz Tan Sağtürk’ün bir konuşmasına rastlamıştım. Ona, nasıl çalıştığını sordular. Bale en zor ve emek isteyen sanat dallarından birisidir.  Şuna benzer bir şeyler söylemişti: Saatlerce çalışıp artık bacakların acımaya başladığını hissettikten sonra asıl çalışma başlar.  Yürüme veya koşmada da  ( ve eminim bilmediğim yüzmede de böyledir) bacaklar acımaya başladıktan sonra işin zevkli kısmı başlar.   10 -15 km yürüyüp koşanların bacaklarının hiç ağrımadığını düşünmeyin. Ancak, düzenli spor yaptığınızda beyninizin salgıladığı hormonlar (mutluluk hormonları) size yetecektir.

Düzenli spor yapmaya başlayınca zaten artık bırakamazsınız.  60 dakikada 5 km yürümeyi başardığınız ve bunu düzenli yapmaya başladığınızda farkı göreceksiniz.

Tüm bunları yaparken beslenme düzenine dikkat…

Reklamlar

About Selçuk Aytimur

Yolun yarısını geçeli çok olmakla birlikte, bana hiç öyle gelmiyor daha
Bu yazı Spor içinde yayınlandı ve , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

2 Responses to Spor ve spor yapmaya dair

  1. Suna Wroe dedi ki:

    Eline sağlık Selçukcum…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s