Tesadüflere dair…Le Procope

procopeSanırım 1996 yılıydı. 2 haftalık bir eğitim programı için Paris‘e gittim başka arkadaşlarla birlikte. Benim 3 gidişimdi Paris’e.  Daha önceleri gezilip, görülesi ünlü ve bilinen yerleri görmüştüm. Hafta sonunda,  benim gibi daha önce Paris’te bulunmuş olan bir arkadaşımla Saint Germain taraflarında dolaşalım, bulduğumuz bir yerde de karnımızı doyuralım diye plan yaptık. Paris’te deniz ürünü bol, kabuklusu kabuksuzu; ben de arkadaşım da çok seviyoruz. Nasılsa buluruz bir yer yemek yiyecek diye düşündük.  Kahvaltıdan sonra metro’ya atladık ve öğle vakti  Saint Germain’de bir istasyonda indik.  Sokaklarda ne kadar yürüdüğümüzü anımsamıyorum. O zamanlar digital fotoğraf makinası da olmadığından çektiğim fotoğrafları burada paylaşamıyorum, bir yerlerde istifli durmaktalar. Akşam üstüne doğru karnımız acıktı ve artık hedefe dönük olarak yürümeye başladık. Ancak, hiç bir yeri bilmediğimizden, yemek yiyecek bir yer bulamadık koca Saint Germain’de!  Hafta sonu olduğundan mıdır nedir, sokaklar da bomboş…Ufak tefek kafeler var, ancak biz illai deniz ürünü yiyecek bir yer aramaktayız.

Akşama doğru artık umudumuzu kaybetmiş durumdayken bir kavşağa geldik.  Rue de l’ancienne comedie  sokağı ile Saint Germain bulvarının kesiştiği kavşak. Kavşağı geçip sokağı takip etmeye karar verdik. Çünkü bulvar bildiğin bulvar ve her yer kapalı hafta sonu olduğu için. Biraz ileride sağda bizde balık restoranlarında olduğu gibi deniz ürünlerinin sergilendiği bir tezgah gördük.    galerie8

Tezgah, göründüğü gibi kabuklu deniz ürünleriyle dolu. Ancak, biz o kadar yorulmuşuz  ve acıkmışız ki, restoranın girişine falan dikkat etmedik hiç. Soğuk bahar akşamında ufak tefek ve uyduruk bir yer gibi göründü gözümüze, gözümüz tutmasa da pek artık ne olursa olsun girip şurada yiyelim dedik.

Nereye girdiğimizi ancak bizi kapıda karşılayan kadın görevli, yerimize oturttuktan sonra anladık! Ne bilelim biz nereyi bulduğumuzu?

Kapıdan girer girmez bizi, önünde önlük bağlı olan bir kadın garson karşıladı ve  galerie5rezervasyonumuzu sordu.  Buna şaşırdım, çünkü ufacık bir yere girdiğimizi sanıyorduk ve kapıda süslü püslü bir hanım bizi karşılıyor. Kadının arkasınan üst kata doğru uzanan kocaman bir merdiven çekti. dikkatimi. Kadın sola döndü, biz de arkasına düşüp yürüdük onu izleyerek ve aşağıda gördüğünüz yerlerden geçerek ilerledik. Henüz akşam yemeği için vakit erken olduğundan olsa gerek boştu genellikle; tek tük masalarda oturanlar vardı.

galerie3

Resimlerini gördüğünüz salonlardandan geçirerek, oturtacağımız masaya kadar kadın garsonu izledik. Yürü yürü bitmiyor gibi geldi. Dışarıdan bakınca ufacık bir balık lokantası diye düşündüğümüz yer koca bir lokanta mıydı yoksa?

galerie2                                                                    Salonlardan geçe geçe oturacağımız masanın olduğu salona gelince ancak restoranın büyüklüğünü kavrayabildim. İki sokak arasındaki bir binanın içiydi burası.  Bu resimlerin tamamını Le Procope‘un web sitesinden  aldım.

galerie6

Nihayet yerimize oturunca, keyfimiz yerine geldi. O kadar yürümeye, adam gibi bir restoranda adam gibi bir yemek yenecekti artık; hem de artık açlıktan ve yorgunluktan bahtımıza ne çıkarsa yemeye razı olmuş bir durumdayken.  Etrafımıza bakınmaya başladık garsonu beklerken  küçük kitap raflarına gözümüz ilişti. Eski kitaplar var. Duvarlarda eski tablolar, her yer ahşap, ahşap oyma süslemeler, zemin ahşap…Değişik bir yer…

Hayal meyal, oturduğumuz salonu da anımsıyorum ve fotoğrafını aşağıya koydum. paris-insolite-cafes-historiques-litteraires-L-_qxnZI

İçinde bulunduğumuz yerin Paris’in en eski restoran’ı  ve dünyanın ilk kahvehanesi Le Procope olduğunu anlamamız uzun sürmedi.  Kuruluş 1686!. Voltair, Didero ve çağdaşları ve izleyenlerin yemek yedikleri, çalıştıkları, kahve içtikleri bir yer…Napoleon dahi uğrarmış…  Aşağıda yemeğe başlamadan önce keşfettiklerimize ait bazı fotoğrafları koydum.  procope 0

procope7

Voltair’in çalışma masası

voltair'desk in procope

procope13

Bir yandan etrafımızı keşfedip bir yandan dinlendikten sonra restoranın özelliklerini de iyice anlayınca aklımıza ilk gelen fiyatların nasıl olacağı oldu elbette!. Bula bula, sen kalk dünyanın ilk restoranını bul koca Paris’te, sanki başka restoran yokmuş gibi! Atmosfer  o kadar güzeldi ki!.  Sonra mönü geldi garson hanımla birlikte. Fiyatları kontrol ettik ve hiç de korktuğumuz gibi olmadığını gördük. Tamam, yüksekti ama feci değildi!

Yediklerimize gelince. Bir şişe artık adını  anınsayamadığım beyaz şarapla birlikte (yetmedi ama ikincisi sınırları aşacaktı artık…)   yediklerimiz şuna benzer şeylerdi. Fotoğrafını çeksem bu kadar olurdu!. Tek farkı servis şekliydi. Deniz kabuklularını üç katlı bir servis tepsisiyle getirmişlerdi, iki kişilik. İstiridyeler en alttaki tepside, bir üst tepside yengeçler, değişik boyda karidesler ve en üstte de değişik boylarda salyangozlar…

galerie-plat13

Paris display of shell fish at Le Procope restaurant in St Germain des Pres. Image shot 2004. Exact date unknown.

galerie-plat7

Siparişimizi alan garsona kabuklu deniz ürünleri tabağını ve beyaz şarabı not ettirdikten sonra, bir de balık istiyoruz dedik, ülkemizdeki alışkanlıkla. Garson (kadın) bize şöyle bir baktı: İki tane orta boylu adam, kiloları da normal. Emin olup olmadığımızı sordu. Biz evet deyince “İsterseniz önce kabukluları getireyim sonra gene görüşürüz” dedi tebessüm ederek ve gitti. Biz de galiba aramızda konuştuk “balık yemeden doyulur mu? üç beş kabukludan ne olacak?” mealinde.

Deniz kabukluları tepsisi geldiğinde garson tekrar uğradı ve balık hakkındaki kararımızı sordu ve o üç katlı tepsideki istiridye, yengeç, karides ve diğerlerini bitirdikten sonra balık da yedik.  (Sanırım diyorum, çünkü çok iyi anımsayamıyorum çünkü buna benzer bir deniz kabukluları macerası da 1994 sonunda Boulogne Sur La Mere’de yaşamıştım. ) Ardından gelen peynir tabağını zorla bitirdikten sonra kıpırdayacak halimiz kalmamıştı.

İkimiz de ertesi akşama kadar yemek yiyemedik.

Reklamlar

About Selçuk Aytimur

Yolun yarısını geçeli çok olmakla birlikte, bana hiç öyle gelmiyor daha
Bu yazı Seyahat, Yemek içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

2 Responses to Tesadüflere dair…Le Procope

  1. sinanterek dedi ki:

    Bu oburluk yazılarını sevmiyorum!!! 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s