Sağlıklı yaşam, düzgün beslenme üzerine

Geçenlerde büyük bir alışveriş merkezine gittim. Canım çok istediği için doğruca tavukların olduğu bölüme daldım.  Dondurulmamış tavuk almaya niyetliydim. İki tane alacaktım ve birisi akşama yenecek, diğeri ise dondurularak saklanacaktı. Henüz denemediğimiz yeni bir marka ilişti gözüme. Gerçi denedik denemedik, marketlerdeki dondurulmuş veya “taze” tavukların hepsinin üretim yönteminin birbirine benzer olduğunu biliyorum. (Burada anlatmaya da niyetim yok, can sıkıcı zaten…) Ancak, bu yeni markanın paketinde şuna benzer bir açıklama vardı: taze tavuk“Tavuklarımız doğal şartlarda yetiştirilerek size sunulmaktadır. Tavuklar kontrollu şartlarda kümeslerde büyümekte, serbestçe bahçelerinde gezinerek doğal ürünlerle beslenmekte ve 65-75 günde yenecek olgunluğa ulaşmaktadır”

Geçen yıl Mayıs ayında bizim tavuklardan birisi kuluçkaya yattı ve 18 Mayıs’da değişik tavuklarımızın yumurtalarından civcivlerimiz oldu. Tavuk ailesinin kendine ait bir kapalı yeri, bir de açık bahçesi var.  Civcivler burada büyüdüler. Geriye dönüp de baktığımda görüyorum ki, bizim civcivler herhalde ya sakatmış, ya da biz bunları beslemeyi bilememişiz hiç!  Çünkü 70 gün sonra falan bizim civcivler civciv irisi idiler, ancak piliç yani

! Aşağıdaki resimde ünlü Gülibik hanımı ve civcivleri var.  Görüldüğü gibi henüz  ancak 10 günlükler bu fotoğrafta. Gülibik 033
Temmuz 2012 041 Yanda gene ünlü bir tavuk olan Hürrem’in kızı var. Fotonun tarihi 8 Temmuz 2012  Onun da adı Hürrem ve görüldüğü gibi avuç içinden az iri henüz. daha aşağıda da 07.08.2012 tarihli bir foto var.   Yani civcivler 130 günü geçmişler.07082012 Soldaki civcivlerden birisi şimdiki Yanyattı hanım, sağdaki ise horoz Turuncukanat bey.  Görüldüğü gibi, fotoğrafın çekildiği tarihte 130 günü geçirmiş olmalarına karşın yenilecek büyüklüğe ve yapıya ulaşmamış durumdalar.  Bunlar tabiri caizse yedikleri önlerinde yemedikleri  artlarında büyüdüler. Bir yandan bahçenin yeşilliği, bir yandan köyden alınan özel buğdaylar, civciv yemleri vesaire. Ama işte, gene de 75 günde yenecek büyüklüğe ulaşmadılar!

O zaman marketlerden aldıklarımız nedir? Ne bileyim? Belki de ben bu işleri kısıtlı beynimle anlamıyorumdur!

Civcivler büyürken, değişik  kümeslerden alarak bir araya getirdiğimiz tavukların kavgaları, geçimsizlikler, huylarınının uyuşmaması,  hastalıkları vb sorunlar canımıza tak edince 2 tanesini bir başka kümese verdik, 3 tanesini de yemek niyetiyle kestirdik bir köylü arkadaşa.  Marketten alınanlara göre olan lezzet farkı bir yana, bu tavukları düdüklü tencerede bayağı pişirmek gerekti.  Buna karşın bahsettiğim “70-75 günde doğal ortamda büyümüş olan” tavukların pişirilmesi neredeyse şöyle : kaynar suya at, 30 dk beklet!. Düdüklü tencereyi ise hiç deneme, çünkü kemikleri bile eriyor nerdeyse. Tuhaf bir durum tabii!

Tereyağı ve süt vb  ise ayrı bir olay. Kahvaltıda tereyağı veya kaymak, zeytinde ve salatada zeytinyağı olmazsa problem çıkar bizde. Bunları da elden geldiğince dikkatli ve seçerek  alırız. Marketlerdeki ürünlere değinmeyeceğim hiç. Geçenlerde bir profesörün tv de bir konuşmasına denk geldim. Market yoğurtlarının bir türlü ekşimediğini, bozulmadığını falan söylüyordu. “Günaydın hocam”  diyorum sadece.

Peynirlere ne demeli, tuzla şişirilen o peynirlere? Neden bu kadar tuzlu bu deyince cevap hazır :” Efendim, durmaz yoksa, bozulur!”  Bozulma endişesi mi, hijyenik olmayan koşulların engellenmesi amacı mı, yoksa kuru madde oranını şişirme çabası mı? Orası belli değil artık! Yağı alınmış, tabir yerindeyse yal gibi gibi sütten yapılan kireç benzeri, buzdolabında 3 gün bekleyince kuruyan peynirler…. Dikkatli arayınca yağı tuzu yerinde peynirleri bulmak hala mümkün oluyor neyse ki.

Diyeceğim o ki, sağlıklı gıdaları dengeli  yediğimiz (yeri gelmişken: şu İngilizce “consume” sözcüğü karşılığı “tüketme”  sözcüğünden gına geldi; biz sıvı gıda maddelerini içeriz, kullanırız, katı olanlarını da yeriz) ve bedeni düzenli olarak çalıştırdığımız zaman bedenimizin sağlığını koruma olasılığımız yüksektir. Yıllarca yumurta “ö – kaka” denildi, kolestrol yaparmış (!)  ABD den çıkma “tereyağı yemeyin” efsanesi aldı yürüdü, kuyruk yağı ortadan kayboldu, zeytin yağı lüks ürün sınıfında kaybolup gitti. Peynir olmayan peynir, süt olmayan süt, et olmayan et, tavuk olmayan tavuk vb maddeler market raflarını doldurdukça doldurdu iş eskilerin deyimiyle şirazesinden çıktı.

Gerçek besleyici özelliği olmayan şeylerle beden sağlıklı olamaz. Bedenimizi tanımak ve ne istediğini anlamak gerekir. Katkı maddeleri dolu gıda(!) ürünleri ve  bütün gün oturmayı istemediği kesin.  

Reklamlar

About Selçuk Aytimur

Yolun yarısını geçeli çok olmakla birlikte, bana hiç öyle gelmiyor daha
Bu yazı Sağlık, Yaşam içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s