Kırlangıç zamanı

Emile Zola‘nın romanlarından birisinde (Galiba Dr. Pascal; ve Hamdi Varoğlu çevirisi idi) pencereden giren güneş ışığı odanın tozlu havasını bıçak gibi keser.

Bu sene ilk bahar uzun sürdü. Yağmurlar, eskiden de olduğu gibi bitmek bilmedi. Nisan yağmurları veya kırk ikindiler..Yağdıkça yağdı. Uzun süre bahçeye çıkamadık. Yağmurlar kesilince bu sefer de hava bir müddet ısınmadı ve dolayısıyla toprak da kurumak bilemedi uzun süre.

Sonra bir iki gün içinde ortam değişiverdi ve sarı sıcak geldi hızla. Her ne kadar yeşilliklerle çevrili bir alanda da olsak, doğanın göbeğinde olduğumuzdan toz da eksik olmuyor.

Havanın dönmekte olduğu kırlangıçların ortaya çıkmasından belli oluyor. Bir yandan havada dan sederek uçarken bir yandan da şarkı söylerler.  Eve taşınma hazırlıkları sırasında, sonbaharda,  verandanın tavanında  tam da aydınlatmanın bağlanacağı, elektrik kablolarının sarktığı noktada koridorlu bir kırlangıç yuvası vardı. Mecburen yuvayı dağıtmıştık ve oraya tavana yapışan, kapaklı bir aydınlatma bağlamıştık.  Bizim kırlangıç çifti geçen yaz defalarca  tam da o noktaya pike yaparak yuvalarını aradılar bir kaç hafta boyunca. Bu sene ise hiç uğramadılar bize. Karşı boş ev, solundaki boş arsa ve daha ilerideki evlerin üstünde uçuşuyorlar; arada bir de bizim verandanın önünden geçiyorlar.

ağustos 2011_3 027 kırpıkHava ısınınca,  yaz başında karşı boş eve gelerek yerleşen ve  derin derin nefes alarak bütün gece oturan beyaz baykuş çifti var. Bunları, diğer küçük baykuşların tersine gündüz görmek mümkün olmuyor.  Gece verandada otururken karşı evin çatısından gelen seslerinden anlıyoruz geldiklerini. Bir de arada bir gecenin karanlığında,  havada kayar gibi, bembeyaz kanatlarıyla uçarken görünüyorlar çok ender olarak.  Küçük baykuşlar toprak rengi ile gri arasından değişen bir renkte oluyorlar. Her an görmek mümkün onları ama akşam genellikle ortaya çıkarlar. Çok değişik ötüşleri var; çığlık ile kedi miyavlaması arasında bir ses. Baykuşlarımıza teşekkür borçluyuz küçük yılan ve tarla fareleriyle beslendikleri için.

Sıcaklığın yükselmesiyle birlikte havanın kokusu değişti. sağlıklı yaşamUzaktan görünen denizin üstünden bizim tepelere yükselerek gelen hava artık çiçek kokularıyla yüklü, özellikle sabah ve akşam saatlerinde.   Sıcaklık biraz daha yükselince denizden yükselerek gelen tuzlu iyot kokusu tepelerdeki yabani otlar ve bahçelerdeki çiçeklerin, ağaçların kokusuna karışacak yükselen nemle birlikte.

Uzun süre yağmur suyuyla beslenen ağaçların hepsi ayaklanmış durumda. Şeftali, kayısı ve dut, yaşlarına bakmadan meyvelerini büyütme derdindeler; bebeklikten çıkmaya başlayan dutun iki tanecik meyvesi var üzerinde.  Önceden çiçeklenmiş olan limon hanım ise bir yandan yavrularını büyütürken bir yandan da çiçek açmaya devam ediyor.  Bu senin sürprizi ise Gümüşlük’ten, bir arkadaşımın evinin yanındaki evin bahçesindeki asmadan keserek  getirmiş olduğum asma çubuğu oldu.  Hiç umudumuzun olmamasına karşın bir arada toprağa gömdüğüm dört çubuktan birisi tomurcuklandı yağmurları takiben.  03052013(002)

Tek bir çubuk büyük bir iştahla, o açtığı yapraklarını büyütüyor ve yenilerini çıkarmaya çalışıyor şimdi.  Bu çubukları  neredeyse sökmek üzereydim oysa, bunlardan bir şey olmayacak diye. Çünkü, bilimsel ve zirai tüm verilere göre  zamanlama tümüyle yanlış idi. Çubukları geçen sonbaharda kesmiştim Gümüşlükteki yerinden ve getirip dikmiştim. Oysa bu işi Şubat, bilemedin Mart ayında yapmak gerekir. Bu asmanın üzümleri her ne cins ise, böyle üzüm görmedim desem yeridir. Bu kadar güzel kokulu ve tatlı bir üzüm olamaz.. Bu asmadan ikinci denememiz oldu bu.  İlkinde çubuk diye  getirdiklerim aslında çubuk  falan olmadığı için ( incecik sürgün dallar!) ne yazık ki hiç bir şey olmamıştı sonucunda. Onun için, zamanlama yanlış dahi olsa çubukları  güzelce kazdığım yataklarına yerleştirdimdi Sonbaharda.  Hiç ümidim yokken birden birisi tomurcuklanıverdi işte!. Şimdi bu yeşillenmeye başlayan çubuğa gözümüz gibi bakıyoruz. Cinsini öğrensek de öğrenmesek de üzümün adı kaynağına bağlı olarak Zeynepkarası olacak.

Bahçenin uzak köşesinde enginar efendiler oturuyorlar. . Hafiften sulayınca  çiçeklerini büyütüvermeye başladılar ve anında böceklerin istilasına uğradılar sıcaklığın yükselmesiyle birlikte. Enginar sulanmaz derler ama, bizimkiler artık nasıl bir şeylerse su istediler.  Böcekler ve küçük kurtçuklar ağızlarının tadını iyi bildiklerinden enginarlara saldırınca, peşlerinden de karınca ordusu ilerliyor. Böcekler ve kurtçuklar enginarların dip yaprakları ve giderek çanağını yeme derdinde, karıncalar ise besili böcek ve kurtçukları. Önlem alınmazsa bize yiyecek bir şey kalmayacağından ilaçladık tabii bir miktar. Başarılı olduk denebilir.

Bahçenin iki tarafı bakımsız diğer bahçelere baktığından, buralardaki  yabani yaşamın sürekli tehdidi  altında bizim bahçede yaşayanlar.  Gözümüz sürekli ağaçların üstünde. Toprak da yeni yeni terbiye edilmekte olduğundan ayrıca dikkat etmek gerekiyor. Ceviz efendi ve ıhlamur hanım nazlılar idi geçen sene. Bu yüzden bu yıl yeni ıhlamuru dikerken çok büyük bir çukur kazdım, çıkan toprağı temizledim, harmanladım, kuruttum, gübreledim…Fidanın  yanıtı güzel oldu.  Bunun üzerine eski ıhlamurun ( ki bu yavrucuk geçen yıl yeşillenip yeşillenip kuruttu yapraklarını)  iki yanında köklerine yakınca mesafede araştırma kazıları yaptım durumu görmek amacıyla.  Açılan iki kazıdan bir büyük poşet yumruk büyüklüğünde taş, kaya vb parçalar çıktı. Çukurları iyice derinleştirdim, genişlettim, ağacın köklerini görecek kadar. Sonra buralara tavuk gübresi (bizde bolca var) meyve sebze artığından oluşan bir karışımı boca ederek kurutulmuş toprakla tekrar kapattım sıkıştırmadan.  Yanıt çabuk geldi, ıhlamur hanım neşeli ve tomurcuklanmaya, yaprak imalatına ve uzamaya devam ediyor. Benzer araştırma kazısı cevize de yapıldı, neyse ki problem görülmedi.

Walnut_TreeCevizin altında ot bitmez derler; bizim cevizin yandaki gibi olduğunu görmeye benim ömrüm vefa etmeyecek gerçi ama , dibinde ot bitmesin zaten,  gölgesi yeter!  Bahçede çim yok, olmayacak ama  yabani ot da istemiyoruz. Uygun biçimde mücadele etmekteyiz.  Ceviz de bize yardımcı olacak bu konuda kendi çapında. Elma ve armut sultanların bu yıl keyfi iyice yerine geliyor. Kiraz ise uzamakla meşgul, sanırım devasa bir ağaç olacak.

Aralıksız olarak evden çıkan meyve sebze artıklarını kümesten aldığımız gübre ile karıştırarak oraya buraya gömdüğümüz ve kümes ahalisi de bahçeyi de tuvalet olarak kullandığından, ağır bir yapısı olan bahçe toprağının karakterini değiştirmeyi beceriyoruz yavaş yavaş.  Bu biraz fazla yavaş olduğundan son baharda milli  toprak ve gübre karışımını sermek yerinde olacak gibi görünüyor. Kümes ahalisinin gezinti alanı da yeniden düzenlenmekte olduğundan her yere gübre saçamayacaklar artık.  Trabzon hurmalarının da keyfi yerinde görünüyor.

Bahçenin güzel bir köşesini horoz ve beş tavuğunun evi, verandası, üstü kapalı bahçesi ve açık bahçesi işgal etmekte.  Bu durumda onların bir şikayeti yok, bizim de.  Ancak, tavukların ikisi (ki bunların cinsleri ve karakterleri diğerlerinden çok farklı)  bahçelerinde kalan ağaçlardan meyvelerini büyütme çabasında olan şeftaliye göz diktiler. Kümesin damına sıçrayarak şeftalinin yapraklarını büyük bir iştahla didiklerini görünce, ağacı kurtarma operasyonu yapmak gerekti. Şimdi şeftalinin etrafı hafif bir naylon ağ ile çepeçevre kapalı. Böylece meyveleri olduğunda serçelere de ziyafet çekmemiş olacağız. Geçen sene güzel şeftali yediler!

1 Mayıs işçi bayramı olarak bilinir. Doğrudur; ancak, bizim kümes ahalisine göre 1 Mayıs kuluçkaya yatma tarihi. Geçen yıl olduğu gibi gene bir tavuk (kura mı çekiyorlar aralarında anlayamadım henüz? ) kuluçkaya yatmaya karar verdi ve gitti yattı. Biz hazırlıklı olduğumuz için 2-3 gündür sürekli yumurtladıkları folluktan yumurta almadığımızdan problem olmadı bu. Hatun şimdi 10-15 yumurtanın üstünde yatıyor 2 gündür. Rahatına baksın diye ona özel bölüm yapıldı kümeste; kendi kendine yatıp kalkıyor, suyunu içiyor yemeğini yiyor. Bu durum diğer tavukları biraz bozdu; çünkü kümesin alıştıkları bir bölümü birden kapandı ve alıştıkları folluk da ortadan yok oldu.  Diğer folluklarının da  yeri değiştiğinden bir müddet yumurtlama problemi oldu. Bu,  tavuklar için büyük problem, kıyameti koparıyorlar folluğun yeri değişince; “nereye yumurtlayacağım ben yahu?” diye bağır bağır dört dönüyorlar. Neyse ki horoz duruma el koydu.  Yumurtlayacak tavukları teker teker yeri değişen  folluğa götürdü, yumurtlayacakları yeni yeri gösterdi, itiraz edenlere kızdı bağırdı, kendi folluğa yatıp yatıp kalktı ve ders verdi. Evet, aynen böyle oldu uzun süren gok gok gok gıt gıt gıt…sesleri arasında. Horoz, tavukları ikna ettikten sonra da  her tavuk yumurtlayıncaya kadar başlarında bekledi.  Horozu da fazla kızdırmaya gelmediğinden tavuklar problemi uzatmaya cesaret edemiyorlar! Bu sorunu da horoz çözmüş oldu böylece. Kümes ahalisi, bahçeden eksik olmayan kumru çiftlerine alıştı ama horoz saksağanlara çok sinirleniyor. Bahçeye bir saksağan tarafından pike yapıldığını horozun alarm sesinden ve tavukları toplayıp kümese doğru yürütmesinden anlayabiliyoruz.

Sağ köşeye diktiğim bir karıştan kısa bıdıcık mavi çam,  yakınındaki duvar boyuna geçen sene diktiğimiz beyaz zambaklarla ahbaplığı çok sevmiş olmalı.  İnanılmayacak kadar hızlı ve sağlıklı büyüdü.  Hem boyu iki katına çıktı hem de dal sayısında inanılmaz artış var.  Onu tutmaz diye korkarak dikmiştik ama anlaşılan yerini sevdi. Bu konuda, kendisini sürekli besleyen kümes ahalisine de teşekkür etmek lazım aslında sanırım.

Tavuklar ve horoz bey evin ahalisi gibi bir durumda olduklarından fırsatını buldular mı 02042013mutfak balkonundan eve dalmayı ve gok gok gok sesleri ile şöyle bir tur atmayı  ve kucağa alınıp okşanmayı çok severler.  Evet, bu tavuklar biraz tuhaflar ama bu  fena bir şey de değil aslında. Ancak,  balkondan eve girme, balkonda güneşlenme,  balkonda toplanıp gelin bizi sevin gösterileri sırasında balkona gübre de bıraktıklarından bundan artık gına geldi ve bahçelerinin sınırını değiştirdik. Artık balkona gelme yok.

Ama doğa nankörlüğü affetmez.  Her sabah tavuklarımıza teşekkür ediyoruz yumurtalarını yerken.   Mutfak balkonuna gelemedikleri için de, psikolojileri bozulmasın diye  artık her birini bahçelerinde daha sık tek tek kucağımıza alıp seviyoruz, konuşuyoruz; zira bunu bekliyorlar 🙂

ağustos 2011 014 kırpık

Ağaçlar da öyledir.

Soldaki foto bizim mavi çamın 2011 Ağustos’undaki durumunu gösteriyor. Bu boyda alıp dikersiniz.  Muntazam sulamak, altını arada bir çapalamak, sevip okşamak, üstüne dadanan salyangozları temizlemek gerekir. Bunları yaparken halini hatırını sormak, konuşmak da uygun olur. Bunan hoşlandıklarını düşünüyorum.

Şu foto ise aynı çam ve bu gün: 

03052013(001)

Reklamlar

About Selçuk Aytimur

Yolun yarısını geçeli çok olmakla birlikte, bana hiç öyle gelmiyor daha
Bu yazı Çiçekler, Hobiler, Yaşam içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

One Response to Kırlangıç zamanı

  1. Cahit Sabır dedi ki:

    eline sağlık Selçuk. ne güzel anlatıyorsun. bir gün bir bahçem olursa başdanışmanım belli oldu:)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s