Gerçeklik üzerine farklı şeyler…

ImageFiziğe olan ilgim ne zaman başladı tam kestiremiyorum. Lise yıllarımda, Einstein’in görelilik (relativity) kuramına ilişkin olarak sıradan insanların anlayabileceği bir dille yazdığı  küçük bir kitap geçmişti elime, hala kitaplıkta bir yerde durur.  Kitabı çok ilginç bulmuş ve tekrar tekrar okumuştum. O sıralarda içimde yer etmeye başlamış olmalı bir şeyler. Ama bu ilgim lise yıllarımda fizik derslerinden hep zor geçmeme engel olmadı, ayrı mesele.  Üniversite birinci sınıfta aldığımız fizik dersinde de aynı şey oldu.  2. sınıfta aldığımız mekanik,  statik derslerinde ortalamanın oldukça üstünde notlar almayı başarmış olsam da, benim sevdiğim fizik  bu değildi. Yer çekimi sanki varmış gibi davranan Newton fiziğini sevemedim bir türlü.  Gerçi o fizik ile pek çok şey açıklanabiliyor,  o ayrı bir gerçek ama  Einstein ile tanışmanın çarpıcı sonuçlarından birisi de yer çekimi diye bir şeyin olmadığı gibi ispat edilmiş bir gerçeği  öğrenmek olmuştu: “yer çekimi bir kuvvet değil, uzay-zamanda bir kavistir -gravity is not a force but a curvature in space-time” (bkz. Eddington’un deneyi) . Bir yandan bu gerçeği bilip de bir yandan da yokmuş gibi Newton okumak arasında kalınca çok bunalmıştım. Ben tanecikler, fotonlar, ışık demetleri, düşünce deneyleri vs vs öğrenmek istiyordum. Oysa yol Newton amcadan geçmeden daha yukarı gidemiyor!

Ama asıl konumuz bu değil.

Yıllar geçerken Einstein’ın basit kitabı gibi bir kaç kitap, sonra ışığın yapısı, ışık dalga mıdır, tanecik midir,  meşhur çift aralık deneyi (double slit experiment) konularında  vakit buldukça okurken ne olduğunu anlamadan Niels Bohr ile tanıştım.  Bu tanışma ile de quantum teorisinin içine düştüm. Kara delik gibi bir şey. Anlamıyorsunuz, anlamaya çalıştıkça daha da batıyorsunuz, orada kalıyorsunuz ve dünyanız değişiyor. Newton fiziğinin, Euclid geometrisinin…açıklamakta yetersiz kaldığı yerler pek çok(muş) meğer!

“Quantum Mekaniği”, yani atom altı parçacıklarla uğraşan fizik dalının geliştirilmesinde katkısı olan  bilim insanlarının belli başlı olanlarını,  inanılmaz emeklerine duyduğum hayranlık ve saygıdan burada tekrar anacağım: Max PlanckArthur ComptonAlbert EinsteinNiels BohrHeisenbergMax Born,  Louis de Broglie,  Erwin SchrödingerDavid HilbertPaul DiracJohn Wheeler,John von Neumann , Wolfgang PauliSatyendra Nath BoseJohn Stewart BellRichard Feynman,…Von Neumann Quantum Mekaniğinin kendine has matematiksel temelini geliştiren, onların deyimi ile quantum mekaniğinin kutsal kitabını yazan Macar asıllı matematikçi. Yani, bildiğimiz matematik de geçerli değil oralarda. Neyse…

Quantum mekaniği adının temelinde, Planck’ın quanta sözcüğünü ortaya atması vardır. Ancak, elbette,  ” yeni bir fizik teorisi ortaya atalım da adını da da quantum teorisi” koyalım dememiş kimse önceleri.  Quantum Mekiniği 1920 den sonra iyi ce şekillenmiş. Merak edenler google’da araştırabilirler tarihçesini.

Newton fiziğinin açıklamakta yetersiz kaldığı fenomenler de dahil, tüm fizik problemlerini başarıyla açıklayan (açıklayamadığı hiç bir fiziksel fenomen olmadığını söylüyorlar…) quantum mekaniğinin ortaya koyduğu ve ilgili bilim insanları arasında geniş tartışmalara neden olan bir gerçek vardır : dünya, gördüğümüz ve hissettiğimiz gibi değildir.  Peki, o zaman nasıldır? Bunun da ne anlama geldiğini merak edenlerin okuyup araştırabilecekleri geniş bir literatür var ne mutlu ki.

Einstein’ın yetiştiği ve bilimsel bulgularını yayınladığı dönemlerde başka pek çok fizikçi yetişti, ve sanki bunlar bir ailenin üyeleri imişçesine (dönemimize göre çok ilkel olan bir iletişim ağı içinde) birbirlerinin teorileri, bulguları, yayınları üzerinde yıllar içinde inanılmaz bir dünyanın kapılarını araladılar. O kadar inanılmaz ki, açtıkları kapıdan gördüklerine  bir süre kendileri bile inanmakta güçlük çektiler. Quantum Mekaniği adı verilen bu fizik ne yazık ki, hiç bir matematik içermeyecek biçimde sıradan insanlar için yazılsa da , bir şey anlamak mümkün olmuyor. Quantum mekaniğini başımıza saran Bohr ve daha sonraları QED (quantum electrodynamic theory)  geliştiren Feynman’ın bizzat kendisi, “anladım diyenin bir şey anlamadığını…” söylemişler.   Alanın uzmanlarından Nick Herbert “Quantum Reality”  adlı ünlü kitabında şöyle der : ” Öğretmenlerime quantum teorisinin ne demek olduğunu sorduğumda-yan, bütün o matematiğin arkasında olan gerçek- bir fizikçi için gerçeklik hakkında sorular sormanın anlamsız olduğunu söylediler. En iyisinin matematik ve deneylerle gözlenen gerçeklere yapışmak, ve gözlenenlerin arkasında neler olup bittiği hakkında düşünmemek olduğu konusunda uyardılar ”  Richard Feynman’ın ifadesi daha katı ve acımasız : ” Sanırım hiç kimsenin quantum mekaniğini anlamadığını söylemek doğrudur. Eğer becerebilirseniz, kendi kendinize “ama nasıl böyle olabilir?” demekten vazgeçin çünkü şimdiye kadar kimsenin geri dönemediği  kör bir geçide akar gidersiniz. Hiç kimse “nasıl böyle olabildiğini ” bilmiyor.

Yukarıda da bahsettiğim gibi quantum mekaniğinin ortaya koyduğu bir gerçek var ki o da dünyanın bizim gördüğümüz ve hissettiğimiz gibi olmadığıdır. Bu atom altıyla uğraşanların derdi denilebilir ama  bir de gündelik dünyamız var buna ek olarak.  Gündelik dünyamız. Gördüklerimizin, duyduklarımızın arkasında ne olduğunu asla bilmediğimiz, bilemediğimizden dolayı onları gerçek sandığımız dünyamız. Bu açıdan bakınca parçacık fiziğinin dünyası ile gündelik dünya pek de farklı değiller aslında.  Bu durumda hemencecik, şu karşımda duran masanın aslında masa olmadığı mı gibi bir sonuca varan ve bunun ne kadar saçma olduğunu ifade edecek olanların yolu açık olsun!

Yıllar önce bir darboğazdan geçerken çok dikkatimi çeken bir şey olmuştu.  Piyasadan alacaklar almış başını gitmiş, kağıt üstünde bir sürü para var ama elde yok, ve ödenecek de bir sürü şey vardı. O yıllarda koyu renkli büyük bir otomobilim vardı. Evde duramadım. Kavuran yaz sıcağında  üstüme bir şort ve tişört geçirdim.  İçi 60 dereceyi bulmuş olan arabaya atladım. Klimayı çalıştırıp camları da açtım ki, zaten sıkıntıdan daralıyorum, sıcaktan fenalık geçirmeyeyim. Pipomu doldurup yaktım (artık arabada yapmıyorum bunu). Başıma da bir şapka geçirdim ki  belki  sahil kenarında falan yürürüm, lazım olur. Parlak sarı güneşten korunmak için güneş gözlüğü de yerini aldı. Arabayı park yerinden çıkarıp sahil yoluna yönelince favori müziklerimden birini açtım ki düşünmemi engellesin. Sahile dönerken park yerinden çıkan otomobiller nedeniyle yavaşladım ve durdum ter içinde; yüreğimin sıkıştırması bir taraftan sıcak bir taraftan iç sıkıntısı içinde bekliyorum. Kenardaki taşların üstünde 3-5 genç oturmuş yüksekçe sesle konuşmaktaydılar. Tam arabayı hareket ettirirken, çalmakta olan bir olan müziğin sesi  (Beethoven 7. senfoni 2. bölüm başı)  bir anda yaylılar, tüm üflemeliler ve timpani ile patlayıverdi. Ses dışarıya bayağı yayılmış olmalı ki birden patlayan sesle gençler bir anda konuşmalarını kestiler. Başlarını kaldırıp  baktılar ve büyük koyu renkli bir arabanın içinde ağzında pipo, başında şapka, güneş gözlüklü bir eliyle müziğe eşlik eden keyif içinde bir adam gördüler : “Vay vay vay! …sansür…  Herifteki keyfe bak …sansür…!  ”   bağırtıları bir anda sağ camdan otomobile doluverdi! İçinde bulunduğum durumu inanılmaz derecede çelişkili buldum. Göbeği döndüm, 100 mt bile gitmeden  otomobili sağa çektim. İndim, kilitledim ve  öğle güneşinin altında yürümeye başladım.  “Herifteki keyfe bak!”mış….

Sahi bu masa, masa mı gerçekten? Gece çıkan ay, bakmadığım zaman da orada mı gerçekten?

Reklamlar

About Selçuk Aytimur

Yolun yarısını geçeli çok olmakla birlikte, bana hiç öyle gelmiyor daha
Bu yazı Yaşam içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

One Response to Gerçeklik üzerine farklı şeyler…

  1. Derya Özkan dedi ki:

    Selçuk Hocam, yazınızı keyifle okudum. Bunlara ek olarak eminim felsefe ile de takviye etmişsinizdir kendinizi. Ama kazara ıskaladıysanız John Locke ve David Hume ile başlayan ilginç bir akım var. Tavsiye ederim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s