GİTME!…

otobusBelediye otobüsü ana yoldan savrularak dönüp köy yoluna girdi. Gecenin sessizliğinde motorun sesi savrulmanın çıkardığı garip sese karıştı. Tek başımaydım  son seferini yapmakta olan otobüste, “Gecenin bu saatinde kimsecikler binmez  ama güzergah böyle aabi” dedi şoför gözünü yoldan ayırmadan. Şoförün arkasında, ikinci sıranın ilk koltuğunda oturuyordum. 6-7 dakikadır oradan buradan konuşarak gelmiştik yolu. Köyün içindeki ıssız durağa yaklaşırken hızını kesmedi bile kimse   beklemediğinden. Kapalı durak,  gecenin karanlığında yanı başında dikilip duran elektrik direğinden yayılan sarımsı ışığın altında yapayalnız duruyordu öyle.

Birden durağın sağındaki tek katlı evden bir ışığı yayıldı. Şoför ani bir refleksle aracı yavaşlattı. Evin açılan kapısından karanlığa yayılan ışıkta iri yarı bir erkek gölgesi ve arkasından da bir kadın fırladılar. Adam durağa yürüyünce şoför otobüsü durdurup kapıyı açtı. Kadının  “Gitme!, Gitme kurbanın olam gitmeee!”  çığlığı doldu aracın içine hıçkırık sesleri arasında. Erkek otobüse doğru hızla ilerlerken kadın da arkasından beline, ellerine sarılmaya çalışarak hıçkırıklar arasında bağırıyordu “Gitme, noolur, öldür beni, gitmeee!”  Film izler gibi donduk kaldık şoförle. Çevredeki tüm evler karanlığa gömülmüş durumdaydı. Kadının adamı durdurması mümkün değildi. Kadının çığlıkları, yalvarmaları arasında bir genç adam merdivenlere adımını atarak içeri girdi, hışımla kartını okuttu ve başını kaldırarak koridora yöneldi. Kadın otobüse binmeden basamakların dibinde ağlayarak kalmıştı  öyle “Gitme nooolur gitme!”  Şoför kararsız kaldığından aracı hareket ettiremedi.

Adam koridora yöneldiği an göz göze geldik. Kaşlarım yukarı doğru kalkarken sol elim kendiliğinden ileri doğru uzandı ve tısladım : “Gitme!” Genç köylü bir an dondu. Kendime inanamadım. Adam gözleri gözlerime kilitlenmiş durumda kaldı. Oysa yürüyüp geçebilirdi. Genç adam tekrar hareketlenince  ensemden yükselen bir ürpertiyle kendime hakim olamadım gene. Kadın hala basamakların kenarında hıçkırarak ağlıyordu. Hala havada olan sol elim bu sefer tehditkar bir şekilde ileri uzandı ve ağzımdan daha yüksek tonda sözcük fırladı: ” Gitme!” Bunların hepsi 5-6 saniye bile sürmemiştir. Bir an gene dondu genç adam, gözlerime kilitlenmiş durumdaki gözlerinde kıvılcımlar gördüm sanki ve içimden bir ses duydum  “Bilmediğin işe karış gece yarısı yumruğu ye suratına da gör!”  Birden korkuya kapıldım. Kadıncağız hala dışarıda ağlıyor, yalvarıyordu adama,  gitmesin diye. Sanırım az sonra yiyeceğim yumruğun düşüncesiyle salgılanan adrenalin beni delirtmiş olmalı birden. Bütün tüylerim diken diken olurken oturduğun koltuktan kalkmaya başladım ve  ciğerlerimden adeta fışkıran nefesle öyle  bir bağırdım ki zaten duymakta olduğum korku hissi katlanarak arttı bir anda :” Gitme dedim  sana! Gitme! İn aşağı!”  İleri doğru uzanan sol kolumun ucundaki elimin gerilmiş işaret parmağı otobüsün açık kapısını gösteriyordu. Sesim otobüsün içinde dolaştı ve açık kapıdan dışarı yayıldı. Öyle bağırmışım ki gırtlağımın yandığını hissettim bir an. Nefes nefese bekledim ki adamdan herhangi bir saldırı gelirse, ki geleceği kesindi, savunma yapabileyim. Ama saldırı gelmedi

Sonsuz gibi gelen bir süre karşılıklı bakıştık. Adamın  gözlerindeki kıvılcımlar gidip gidip geldi ve sonra soluverdi sanki.  Yerime oturmaya karar verdim gözlerimi kaçırmadan, ayakta dikilip durmanın bir anlamı yoktu. Kasılan sol kolumu topladım. Ben nefesimi düzeltmeye çalışırken, o koca cüsseli adamın iki gözünün kenarından yaşlar süzülüverdi pıtır pıtır. Derin bir nefes aldı, elleriye akan yaşları sildikten sonra geri dönerek şoföre baktı : kusura bakma abi, sizi de rahatsız ettik gece vakti”  Kendini otobüsten attı basamakların dibinde ağlayan genç kadının yanına. Kadın oracıkta sarıldı adama. Hala ince ince ağlıyordu. Adam da ona sarıldı. Bir müddet öyle durdular. Sonra dönüp, evlerinin kapısından süzülen sarı ışığa doğru hareketlendiler. ” Gelip kontrol edeceğim, ona göre” diye sesleniverdim arkalarından. Bunu da neden yaptığımı, diğerlerini neden yaptığımı bilmediğim gibi bilmiyorum hiç. Evin kapısı kapandı sessizliği bozarak.

Şoför otobüsün kapısını kapattı ve aracı hareket ettirdi. Ben hala yaptığım şeyin verdiği sarsıntıyı atlatmaya çalışıyordum. “Abi o nasıl bağırmaktı öyle? Bi şey olacak diye korktum” dedi köyden  tekrar anayola çıkarken.  “Bilmiyorum ki, yaptık işte bi şey de iyi mi yaptık kötü mü bilmem” Motorun sesini dinleyerek gittik yolun kalanını. Yutkundukça gırtlağım acıyordu. İçimdeki öbür adam sürekli sıkıştırıyordu “Bunu nasıl yaparsın sen, sana ne, sana ne, ya adam sana patlatsaydı yumruğu…” Verecek yanıt bulamadan evin bulunduğu bölgeye geldik.

Otobüs ineceğim durakta durdu.  Yıldızlara bakarak eve yürüdüm. Sersem bir kafayla eve girdim.

Canım birden ılık süt istedi, oysa ben sütü soğuk severim.

Reklamlar

About Selçuk Aytimur

Yolun yarısını geçeli çok olmakla birlikte, bana hiç öyle gelmiyor daha
Bu yazı Yaşanmış hikayeler içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

4 Responses to GİTME!…

  1. onur dedi ki:

    Selçuk abi, müthiş bir öykü olmuş, bayıldım! Hatta kısa bir film bile çekilebilir, harika olur…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s