Ormanda

Teutoborg ormanıKar bütün gece yağdı, bir gün önce yağan karın erimesine fırsat vermeden. 2 odalı evin sıcaklığını koruyabilmek için çocukların yattığı odadaki sobaya ve iki odanın açıldığı genişçe odadaki ocağa gece boyunca arada bir kalkıp odun atmak zorunda kalmıştı. Burası bir köşesi yemek pişirilip, bulaşık yıkanabilecek biçimde düzenlenmiş bir genişlikti.  Daha önceleri dışarıdan dolaşarak gittikleri, geniş odanın duvarına bitişik banyo-tuvaletin kapısı da şimdi buraya açılıyordu orta yerden. Eşi ikinci çocuğa hamile kalınca yıkıvermişti geniş odanın dışarıdaki banyoya bitişik duvarını eşinin itirazlarına karşın: “Gidiveriyodum ben, ne yoruyorsun kendini?”  “Gece yarısı kurda kuşa mı kaptırcaz seni ve bebeleri kadın? Kışı da var bunun, olmaz artık böyle yahu! ”   Eski kamyonetin arkasına atarak getirdiği kapı ve kasasını da  bir günde yerine oturtuverdi. Ardından bir klozet, yeni bir lavabo, çimento ve başka inşaat malzemeleri yüküyle bir başka kamyonet geldi. “Kadın, bize çay demleyiver” diye seslendi mutfaktaki eşine ve dışarı çıktı. İki erkek bir şeyler konuştuktan sonra kamyoneti boşaltıverdiler ve ellerinde kazmalar ile banyo tuvalet odasına daldılar.  İki gün sonra kadını, yakın köydeki babasının evinden döndüğünde banyo tuvalet birbirinden ayrılmış, klozeti lavabosu ayrı, duşa kabinli bir banyo ile karşılamıştı.

Hava aydınlanmış gibiydi. Usulca yorganın altından kaydı ve doğruca çocukların odasına yöneldi. Çocukların yün yorganların altında serpilmiş bedenlerine baktı gülümseyerek. Ses olmasın sönmek üzere olan sobaya dokunmadan geri döndü. Orta odadaki ocağı karıştırdı ses etmemeye dikkat ederek. İçine odunları doldurdu. Üstünü giyinip geldiğinde odunlar tutuşmaya yüz tutmuştu bile. Mutfak bölmesinden içi kırılmış kemik, ekmek ve yemek artıkları dolu kovayı sapından kavradı.

Dışarıya açılan kapıyı açtığı anda soğuk hava ve kar  hafif esen sabah rüzgarıyla birlikte içeri giriverdi. Hızla dışarı attı kendini ve dikkatlice kapıyı kapattı ardından. Dün geceden kalan ayak izlerini kapatmıştı kar, çoktan. Başlığını çekti ve kara bata çıka yürümeye başladı.300 mt kadar sağdaki diğer evde yaşayan komşu kamyonetiyle meşguldu. El salladılar birbirlerine. İlerde irili ufaklı ağaçlarla kaplı alana doğru yol aldı karla kaplı alanda, yağmaya devam eden karın ıslaklığını yüzünde hissederek. Arkada bıraktığı evin bacasından duman yükseliyordu. Geniş ayakkabılarının kara bastıkça çıkardığı ses ve ağaçların arasından kalkarak kara konan, tekrar havalanan kuşların kanat sesleri arasında yürüdü bir süre.

Kar yağmaya devam ederken, güneş uzaklardaki karlı dağların üstünden doğar gibi yapınca kırmızı yuvarlağın ışınları ağaçların üstüne ve yağan kar tanelerine mor, sarı, eflatun, mavi renklerinden oluşan bir yelpaze indirdiler sanki. Gök kuşağı yere inmiş diyebilirdiniz. Beyaza bürünmüş ağaçların arasındaki uzunca ve geniş gövdeli bir ağacın dibinde büyük beyaz bir tavşan, nereden bulduysa artık uzun kırmızı bir havucu dişlemekle meşguldü. Ağacın üst dallarından birinde oturan kocaman bir baykuş aşağıya bakarak seslendi : “Seninki geliyor gene” Tavşan, ağzındaki havucu geveleyerek yuttu “Gelmese şaşardım zaten!”

beyaz tavşanAdam ağır ağır yürüyerek ışıltıların arasındaki ağaçların arasına daldı. En sevdiği ağacın yanına gelince durdu. Tavşanın dibinde durduğu ağacın çaprazında idi bu ağaç. “Gene konuşacak bu şaşkın, ağacıyla” diye seslendi baykuş, aşağıdaki tavşana. Ancak tavşan ses çıkarmak yerine başını sallamakla yetindi havucunu dişlerken. Gerçekten de adam,  eldivenli elini ağaca dayayarak hatırını sordu yüksek sesle önce. Sonra kabuklarını inceledi, başını kaldırıp dallarını tek tek dikkatle inceledi. “Bu seneyi de atlatacağız değil mi oğlum, hastalık falan yok şükür, donmaya da kalkma sakın geceleri” Geceleri sıcaklık sıfırın epeyce altına düşerdi bu sıralarda. ” Seneye şu alt dallardan bir iki alsak iyi olacak sanki, ha?” diye sordu adam ağaca? ” Ağaç yanıt vermedi doğal olarak. Ama, o alalım dediği dalların arasındaki kovukta oturan sincaplar korkuyla titrediler bu sözleri duyunca. Dallar kesilirse kovuklarının kapısı iyice açığa çıkacak ve evleri korumasız kalacaktı. Buna tavşanın da canı çok sıkıldı. Ağzındaki havuç parçasını hızla yuttu ve hırsla bağırdı: “Bu kadar aptalca bir iş için çok düşünmüş olmalısın”

Kar sesinden başka ses olmayan ortamda tavşanın sesi birden parlayınca ağacın üst dalında oturan baykuş irkilerek sıçradı, iri kanatlarını hışırtıyla açarak kapattı. “Hıımmmhhhh!” Adam, tavşanın sesiyle o kadar irkilmişti ki, sesin nereden geldiğini anlamak için hızla arkasına dönerken dengesini kaybetti ve sırt üstü  kar yığının üstüne yuvarlandı. Elindeki kova karların üstünde yuvarlandı, gitti. Tavşanın kahkahaları havada yankılanıyordu şimdi. Elindeki havucu itinayla karın üstüne bırakarak hoplaya zıplaya adamın yanına kadar giderek ayak ucunda durdu. Adam yattığı yerden başını kaldırdı: “A aaa! Tavşancık?”   “N’aaber?”  dedi tavşan ” Biraz havuç getirsen iyi olurdu yani” Adama diktiği kırmızı gözleri ateş gibi yanıyordu. Adam bir an başını tekrar arkaya atıp kara dayadı. Gökyüzü güneşin kırılan ışıklarıyla hala rengarenkti. Bu gerçek olamaz diye düşündü. “Böyle yayılmaya devam mı edeceksin? İşimiz gücümüz var bizim?” dedi tavşan kuyruğunu sağa sola sallayarak. Adam yavaşça doğruldu “Sen misin gerçekten konuşan? Kıkırdadı tavşan “Evet, n’olmuş?” Yukarıdan bir kanat hışırtısı gelince adam elinde olmadan başını kaldırdı, sesin geldiği yöne doğru. “Böyledir, yüz yılda bir konuşur bunlar. Gözlerine baktın mı iyice?” Baykuştu bunları söyleyen, ama adam anlayamadı önce bunu. Tekrar tavşana baktı, kırmızı gözleri pırıl pırıldı. “Nasıl oluyor da oluyor, peki?”  dedi adam şaşkınlık içinde “Ne bilelim biz,” diye öttü baykuş, “Konuşuyoruz işte böyle”  Adam ayağa kalkarak üstündeki karları silkeledi, baykuşa doğru bakıyordu inanmayan gözlerle. ” Evet” dedi tavşan, ” o da konuşuyor, o konuşmazsa olmaz zaten, o Bilge Baykuş. Saygılı olalım lütfen.”

“Bilge baykuşmuş, sen nesin peki, geveze tavşan mı?” Tavşan ciddileşti, baykuşu işaret beyaz tavşanederek: “Dedim ya, o Bilge Baykuş, ben de Yüz Yılda Bir Konuşan Kırmızı Gözlü Tavşan” dedi. “Bak gözlerime, gördün mü?”

“E, n’oluyo böyle yani şimdi?” dedi adam iyice sersemlemişti. “Şöyle oluyor” dedi tavşan karın üstünde hoplayarak az önce bıraktığı havucunu aldıktan sonra adamın düşürdüğü kovaya doğru giderken, “Bakalım burada neler varmıııııış?” Hızlı hareketlerle geniş plastik kovanın içini olduğu gibi karın üstüne boşaltmaya başladı. Ön ayakları ile öteberiyi ittirip savururken yaparken bir yandan söyleniyordu kendi kendine. “Bu kurda, bu tilkiye, bu bana, bunu karga yer, bunu da yer, bu baykuşa, bu da bana…”  Kovanın içine dalıp içindekileri dışarı savurmaya devam etti.  Kovanın içinde eşinirken beyaz tüylü kuyruğu sağa sola oynuyordu sürekli.

owl-72145Adam, şaşkınlığı biraz geçmiş durumda, gözlerini yukarıdan tavşanı izleyen baykuşa çevirdi. Kocaman bir şeydi bu. “Nesin sen aslında?” diye sordu. Sonra tavşanı işaret ederek “Seni hiç görmedim ben, bunu da…”. Baykuş gözlerini kocaman açtı :

“Tabii göremezsin, dedik ya o yüzyılda bir konuşur, ben de Bilge Baykuş’um”

“Yani bugün yüz yıl mı oldu? Peki neden bana konuştu o zaman?” Baykuş sıkıntıyla pöf diye nefesini koyverdi. Başını sağa sola çevirdi. “Etrafta başka insan var mı? Sen gerzek misin nesin yahu? Üstelik o kendisi seçer kiminle konuşacağını. İyi insanlarla konuşur sadece. İyi birisi olmasan göremezdin bile” Bunları derken sağ kanadını kaldırarak etrafı gösteriyor ve tavşanı işaret ediyordu. Tavşan nihayet kovanın içindekilerin tamamını karların üstüne yaymayı başarmıştı. Kovadan çıkardığı bir bal kabağı parçasını kemiriyordu adam süzerken.

“Sen nereden bilge oluyorsun peki?”  Buna yanıt tavşandan geldi: “Ben bildim bileli o öyledir, ormanın bilgesi o, istediğini sorabilirsin ona”. Adam “ben hiç bir şey anlamadım yaa” diye karların üstüne çökerken ciğerlerinden çıkan nefes yağan karların arasında yoğunlaşarak dağıldı. “Uff ” dedi tavşan ” Her gün gelip ağaçlarla konuş, kova kova bunlara yemek taşı, hala anlamadım de” Baykuş yukarıda öyle bir gülüyordu ki tünediği daldan düşecekti neredeyse. Tavşan ağaçların arasında toplanmış bekleyen tilki, kurt, kargayı işaret etti.  “Hadi bi şey soracaksan sor Bilge Baykuş’a, yoksa bunlar yemek için bekliyorlar bak”

“Sen bir daha konuşmayacak mısın yani, tavşan?” dedi adam karların üstünden doğrulurken. Kendini hiç hissetmediği kadar hafif hissediyordu alışılmadık bir biçimde. Temiz havadan olmalı diye düşündü bir an. “Saçma, hep temiz havadayım zaten!”  Tavşan elindeki kabakla konuştu gülerek: “Yüz yıl sonra, dostum”

“Ama ben ölmüş olurum….hem belki sen de ölürsün zaten?…”

“Bunu ben bilmem, Bilge Baykuş’a sor, o bilir, ben sadece tavşanım” Hart diye kabağı dişledi. Baykuş yukarıdan öttü : “Haydi sor bana, bir soru sorsana, haydi!” Hiç bir soru gelmedi aklına adamın önce sonra birden: “Ağacın dallarını kesmeyeyim değil mi?”

“Kesme” dedi, Baykuş başını oynatarak “Kesme, sincapların evi var ağaçta. Başka sorun var mı?” Gözleri adamın gözlerine kilitlenmişti. ” Yoksa git artık evine, çocukların uyanacak biraz sonra. Ben hep buradayım istediğin zaman gel sorunu sor” Adam geri geri gidiyordu karda şimdi, gözleri daldaki baykuşla karların üstündeki tavşan arasında gidip gelerek: “Sen hep mi konuşursun?” Baykuş gene derince solurken tavşan yanıtladı adamı:”O Bilge Baykuş dedik ya, hadi git artık sen bakim hadi hadiii”

Sabırsızlıkla adamın gitmesini bekleyen tilki, kurt ve karga kıpırdadılar. Adam arkasını dönerek evine doğru yürümeye başlamıştı ki birden gelirken dolu getirdiği büyük kova uçarak kafasının üstünden geçti ve poffff sesiyle karın üstüne indi. Tavşanın neşe dolu sesi geldi arkadan  “Kovanı unutma dostum, yarın gene bekleriz!”

Reklamlar

About Selçuk Aytimur

Yolun yarısını geçeli çok olmakla birlikte, bana hiç öyle gelmiyor daha
Bu yazı Yaşam içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s