Isırgan

Isırgan Otu

Isırgan Otu

Isırgan otu ile ne zaman tanıştığımı anımsamıyorum. Eskişehirden gelip İzmir’e yerleştiğimiz ilk yıllarda olmalı. Isırganın bir sürü rahatsızlığa rahatsızlığa iyi geldiği söylenir. Kanser, şeker başta olmak üzere bazı rahatsızlıklara faydalı imiş. İmiş diyorum, çünkü bu nette bulunan bu bilgiler güvenilir değil.

Bütün bunlar bir yana, ısırgan yenebilen diğer bitkiler gibi insan bedenine yararlı bir bitkidir.

Isırgan doğada kendilinden yetişen vahşi bir bitki. Mayıs ayından sonra çiçeklenir. Türüne göre bir veya çok yıllık bir bitkidir. Yani her daim bulabilirsiniz. Nette hakkında detaylı bilgiler bulunmakla birlikte yalan yanlış bilgiler de vardır; daha çok yol kenarlarında ve duvar diplerinde yetiştiği gibi…Ki bunun aslı astarı yoktur. Isırgan açık alanları, ağaç altlarını, rahatsız edilmeyeceği toprakları sever daha çok.  Eğer rahat bırakılırsa saçtığı tohumlarla hızla yayılır ve sağlıklı olarak büyür. Yaşadığı alanda karıncalar da varsa değmeyin keyfine; yayılma hızı iki katına çıkabilir.

ısırgan otu

ısırgan otu

Isırganın yaprakları sertçe tüylerle kaplıdır.  Bu tüyler formik asit ve histamin vb tahriş edici maddeler içerirler. Bir nevi koruma mekanizması yani. Onun için ısırgan otunu tüm lezzetine karşın keçiler, koyunlar, tavuklar yiyemezler. Bilmeden dokunulduğunda yaprakların üstündeki tüyler kırılır ve içerdikleri maddeler deriyle temas ederek rahatsız edecek derecede kızarma ve kaşınmaya neden olurlar. Çıplak elle ısırgan otu yapraklarına dokunmamak gerekir. 

Geçen yıl, yaşadığımız yerin yakınındaki köyde yaşayan ineklerden süt almaya gidip gelirken bir ağacın altına yayılan ısırganları görünce bir kaç kez demet demet toplamıştık. Bunları güzelce temizleyip ısırganlı börek, gözleme, yumurtalı kavurma yaptık. Temizleme işlemi ellerde eldivenle yaprakları saptan ayırmaktan ibaret. Bu işlemin sonucunda bir sürü sap ve dökülen tohumlar yan ürün olarak elinizde kalıyor. Onları da bahçeye savuruvermiştik. O tohumlardan bir miktar ısırgan çıktı bahçemizde ama ele gelen bir miktarda değil; 2-3 sap şurada, 4-5 sap burada… Bazılarına dokunmadık, bazılarını ben kökledim savurdum tekrar toprağa. Geçen yıl ilk baharda bahçenin tamamı makina ile çapalandı, toprak düzeltildi, ısırganların izi bile kalmadı.

İlk bahar geçti, yaz geçti, sonbahar geçti. Bu arada karıncalar da harıl harıl çalıştılar. Sonbaharda yağmur yağdı, hava soğudu. Bahçedeki çiçekler önce boyunlarını büktüler ve sonunda dayanamayarak öldüler. Hepsini söküp toprağın üzerine savurdum, kalın saplı olanları da toplayıp açtığım çukurlara gömdüm. Kışa girerken, daha önce tek tük ısırgan otu türeyen alanlarda yeni ısırganlar yükselmeye başladılar. Hiç birisine dokunmadık. Arada bir yağan yağmurlarla birlikte hızla yayıldılar, büyüdüler ve yenecek duruma geldiler.

Canımız ısırgan isteyince, ki sık sık istiyor, elimize eldivenleri takarak çıkıyoruz bahçeye, kocaman bir kap ısırgan kesip dönüyoruz verandaya. Sonra başları koparılıyor, yaprakları koparılıyor ve yıkanmaya gidiyor. Kalan saplar ve tohumlar da bahçeye iade ediliyor.

03022014_1

03022014_2

Reklamlar

About Selçuk Aytimur

Yolun yarısını geçeli çok olmakla birlikte, bana hiç öyle gelmiyor daha
Bu yazı Doğa, Sağlık içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s