MALTA GÜNLÜĞÜ

Malta kesinlikle gidilip görülesi bir yer. En az bir hafta vakit ayırmak gerekir.  THY ve Air Malta’nın düzenli uçuşları var.  Küçücük bir ada devlet olmasına karşın gezilecek, görülecek çok yer var.  Güzel denizi ve lezzetli yemekleri de cabası. Yazıda adı geçen lokantaların tamamını öneriyorum.

Ben her yerini göremedim Malta’nın henüz; ancak, gördüklerimden çıkardığım sonucu ilk paragrafın ilk satırına yazdım zaten.

DSCN3338

Sliema

Malta’da alış veriş ve eğlence merkezi çoğunlukla St. Julians ve Sliema çevresinde toplanmış durumda.  St. Julians ve Sliema kentleri birbirine bitişik olan St. George,  Spinola ve Balluta koylarını ve bu koylardaki güzel plajları çevreliyorlar. Deniz kenarında ağaçlarla kaplı caddeler koşan, yürüyen insanlarla dolu. Günün her saatinde koşan kadınları ve erkekleri görmek mümkün. Slieama’nın devamında bir başka koy var ve  da Valletta’ya bağlanıyor.

DSCN3330

Sliema

malta 080

St. Julians, Spinola Bay

DSCN3421

Barracuda Restaurant, Balluta Bay

Sahil bandı ve iç kesimler her derde deva restoranlar, kafeler ve alış veriş merkezleri ve irili ufaklı konaklama tesisleri ile dolu. Mesela, yandaki fotoda, denizin üstündeki 3 katlı 150 yıllık binanın giriş katı Barracuda Restaurant ve alt kat bir pizzacı. Cadde’nin denize bakan kenarı irili ufaklı restoranlar ve kafelerle dolu ve fiyatları da Barracuda ve isim yapmış diğer lokantalara göre daha iyi Türkiye’de olduğu gibi. Balık, salata, bira üçlüsünü 15-20 Euro arası yemek mümkün buralarda. Pizza istenirse 15 Euro olabilir.

Adanın her tarafı koylar, plajlar, koylardaki marinalar ve bu marinaları dolduran rengarenk yatlarla dolu denebilir.  5 yıldızlı devasa otellerin yanı sıra daha düşük yıldızlı oteller, aile işletmeleri, pansiyonlar, büyük restoranlar, küçük restoranlar ve aile lokantaları ile dolu ada. Bazı otellerde servis problemleri var. Lokantalar için ise tamamen pozitifim. Türk yemekleri bile var; isterseniz döner bile yiyebilirsiniz.

20140906_104505

St. Georges Bay

Spinola Bay

Spinola Bay ve ileride Balluta Bay – Peppino’s Place’in taraçasından

 

Balluta Bay

Balluta Bay (otelin balkonundan)

Ancak Malta bunlardan ibaret değil. Maltalılar adanın tarihi ile iç içe yaşıyorlar pek çok yerde. Mdina ve başkent Vallette bunun tipik örneği.

Dünyanın bilinen en eski kalıntıları arasında olduğu söylenen kalıntılar var Malta’da.  Bu konuda Google amcada araştırma yapmak yararlı olacaktır. Bunlar Malta’nın değişik yerlerinde bulunan, mabet olduğu düşünülen ve bence nefes kesici olan kalıntılar. Ben bunlardan sadece birisini görebildim: Hagar Qim Mabedi. Mabet (veya tapınak) denmesine karşın bu yapının kimler tarafından ve ne amaçla yapıldığı halen meçhul.

20141202_160827

Hagar Qim Tapınağı ( 3600 – 3200 İÖ)

Blue Grotto

Blue Grotto

Hagar Qim mabedine giden yolda, deniz kenarında  Blue Grotto denen bölgede denizin binlerce yıl içinde şekillendirdiği doğal oluşumlar var.

 

 

Eski başkent Mdina’nın bilinen tarihi İ.Ö. 4000′ e kadar gidiyor.  Fenikeliler, Araplar, Normanlar, Romalılar (bu sıra ile değil) hepsi Mdina’da bulunmuşlar hep ta ki Malta Şövalyeleri adanın hakimi oluncaya kadar. Mdina yüksek duvarlarla çevrili, içine yalnızca orada oturan ve izni olanların otomobilleri ile girebildikleri minik ve şahane bir şehir.  Şehire aşağıdaki fotonun solunda görünen üçgen yapının sağındaki dar bir yoldan giriliyor; çıkış da orası. Dikkatli bakılırsa görülebilir. Mdina hemen yanındaki küçük köy Rabat ile bitişik adeta. Hem Rabat’ta hem de Mdina’da güzel lokantalar var.

Mdina

Mdina

Yüksek ve tüm Malta’ya hakim bir tepeye kurulu olan Mdina’ya girişten hemen önce sağ tarafta, uzanıp giden ovalara bakan bir güzel lokanta var : Il Veduta. Biz burada yerel beyaz şarap eşliğinde yemek yedikten sonra daldık Mdina kapısından içeri. Il Veduta’nın büyük bir terası var, ovaya yukarıdan bakan.

20141203_143308

Il Veduta, Rabat

 

20141203_144211Veduta’da mönü kısıtlı da olsa yemekler lezzetli. Bu güzel spagetti’den önce Malta’ya özgü bezelye ezmesi (humus diyorlar :-)), msi gibi zeytin yağının içinde yeşil zeytin, su bisküitleri geldi. Bunlar her yemekten önce geliyor zaten.

 

20141203_144308

 

 

Mdina kapısı

Mdina kapısı

Hava serin olduğundan biz içeride oturmayı tercih ettik.

20141203_152809

Mdina’dan Malta

20141203_152449

20141203_153205

 

 

 

 

 

20141203_152505

 

 

20141203_15314620141203_152909

Hızlı adımlarla dolaştık Mdina sokaklarında, bir yandan bana eşlik eden arkadaşların açıklamalarını dinlerken. İşimiz olduğu için, istemesem de erkenden ayrılmak kaldık Mdina’dan.

St. John of Jerusalem şövalyelerinin 1500 lü yılların başında adaya gelişinden sonra Malta’da düzen değişmiş. Osmanlı İmparatorluğunun başarısız kuşatmasından sonra inşa edilen Valletta adanın başkenti olmuş.  Valletta, Mdina ile karşılaştırılmayacak kadar büyük bir şehir. Burayı görmeye bir gün asla yetmez. Bana da yetmiyor zaten. Yeri gelmişken, Gördüğüm kadarıyla St. Julians, Sliema, Valletta ve henüz görmediğim Three Cities  birbirlerinden ayrı şehirler değiller artık. Birisi söylemese bir şehirden diğerine geçildiğini anlamak mümkün değil ilk kez gidildiğinde.Valletta bu duvarların arkasında.

malta_valletta

Valletta

 Valletta’da dolaşırken müzeyi, Upper Barrakka ve Lower Barakka adlı  bölgeleri görmeden olmaz.

20141201_123510

Vallette, Upper Barrakka’dan Grand Harbour

Upper Barrakka büyük limana hakim yüksek bir tepede bulunan güzel bir park tüm büyük limana hakim ve çok güzel bir manzara var. Valletta’da dolaşmak isteyenlerin kesinlikle spor ayakkabı giymelerini ve yaz ise yanlarında su bulundurmalarını öneririm. Valletta bir tepede ve deniz kenarına inen, çıkan dik sokakları harika. Bazı sokaklar merdivenlerden oluşuyor. Güzel spor!. Müzeyi görmek için ise sabah saatlerini kaçırmamak iyi olur. Ben göremedim.

DSCN3401

Upper Barrakka’dan büyük liman…Karşıda Three Cities

DSCN3354

Vallette, ana cadde

 

DSCN3398

Valletta

DSCN3395

Valletta

 

 

 

 

 

 

Valletta sokakları yürümekle bitmez, boyun ağrısı da yapabilir. Merdivenli sokakta yukarıya doğru sol tarafta  Pink Floyd’un usta gitaristi ve vokali David Gilmour’un, adaya geldikçe kaldığı British Hotel bulunuyor. Liman manzaralı güzel bir aile işletmesi.

 

20141204_125545

Tal Majjistra Eat House, Mgarr, Malta

20141204_125530

Tal Majjistra

Malta mutfağı güzel, daha önce yazdığım gibi ve tavşanı ile de ünlü. Tavşan yemeklerinde ustalaşmış olduğunu söyledikleri Mgarr adlı bir köye götürdüler beni bir keresinde.

Yüksekçe bir yere kurulu tertemiz bir köy burası. Lokantaların çoğunda da tavşan başta olmak üzere yerel yemekler var.   Biz Tal Majjistra Eat House adlı sevimli ve küçük bir lokantada yedik tavşanı. Soldaki fotoda oturanların üçüncüsü bendim. Yemekten önce yine Malta’ya özgü ufak tefek iştah açıcılar geldi. Sonra sıcak sos içinde bir tabak küçük salyangoz, ardından tavşan soslu spagetti getirdiler. Neredeyse doymuştum ki tavşan da çıka geldi. Çok lezzetli idi ama bitirmekte zorlandığımı itiraf etmeliyim. Özel bir sosla birlikte pişirilmişti tavşan

20141204_141600

St. Julians’da da Spinola koyuna bakan Cafe Rafael’de de tavşan yedim daha önce ve şimdi adını anımsayamadığım deniz kenarında kurulu bir köydeki küçük bir lokantada. Foça’ya çok benziyordu köy. Beni misafir eden arkadaşım aslına balık için getirmişti beni ama sonradan fikir değiştirip tavşan yemiştik. Tal Majjistra’nın, Rafael’in ve küçük köy lokantasının tavşanı birbirinden farklı ancak lezzetli idi.

Malta 032013 043 kırpık

Deniz ürünü deyince aklıma Pintonino, Barracuda, Ir Rokna Pizza House, La Maltija, Peppino’s place’de başkası gelmiyor aklıma. Ama daha bir sürü lokanta var. Mesele şu ki, denenmiş ve onaylanmış bir lokanta varken, aklıma başka bir yeri denemek gelmiyor. Bana ev sahipliği yapan arkadaşlar da beni kırmıyorlar Ir Rokna’nın pizzaları, La Maltija’nın ise deniz ürünleri nefis ancak diğerlerinin hakkını yemek istemem.

Son seyahatimde Monte Kristo Malikanesi ( Montekristo Estates) adlı  bir lokantalar, hayvanat bahçesi, pizza evleri, balo salonları, gösteri merkezlerinden oluşan bir tesisi görme şansım oldu. Anlatmak burada mümkün değil, zaten tamamını görmem de mümkün değildi. Burada yediğimiz öğle yemeği ve içtiğimiz şaraptan bahsetmeden geçemeyeceğim. Yeri gelmişken, çok sıcak bir bölge olmasına karşın, Malta’nın yerel şarapları güzel. Yemekte içtiğimiz şarap da, ekmek bandığımız zeytinyağı da bu tesislerin üretimi idi. Şurası bu tesis hakkına yeterince fikir verecektir sanırım. https://www.facebook.com/MontekristoEstateMalta

Havalimanına yakın, eski kireç taşı ocaklarını da içeren çok büyük bir arazide kurulu Montekristo Estates.

20141202_143902

20141204_195917

Bir gösteri öncesinde metrelerce uzanan açık büfeden yemek yiyen ziyaretçiler

20141202_143057

At arabası müzesi

Reklamlar

About Selçuk Aytimur

Yolun yarısını geçeli çok olmakla birlikte, bana hiç öyle gelmiyor daha
Bu yazı Seyahat, Yemek içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s