Sessizlik Üzerine…

Bir roman yazsam adını Sessizlik koyardım.

Benim bildiğim ilk buzdolabı çocukken Sivastaki evimize giren Pol marka buzdolabıdır. Geceleri çalışmaya başladığı her seferinde uyanırdım. Zaman içinde bazı ev eşyalarında pek çok başka şeyin yanında sessizlik çok önemli duruma geldi. Yıllar önce Arçelik buzdolabı işletmesinde çalışırken ziyaret ettiğim GE’nin Louisville’deki buzdolabı üretim tesislerinde ilk kez sessiz oda görmüştüm. Tasarımcıların kullandığı bir oda idi bu (Arçelikte o yıllarda sessiz oda olup olmadığını anımsamıyorum, varsa  Arçeliklilere özür borçluyum. Tasarım ve kalite kontrol benim görev alanım içinde olmadığından bu konuda bir anım yok. GE ziyareti ise herşeye açık bir teknik ziyaret idi ve benim için büyüleyici olmuştu o yıllarda) Sessiz odanın benzerini daha sonraki yıllarda yine bir beyaz eşya üretim (Asil Nadir zamanındaki Vestel, daha sonra Pekel Teknik ve daha da sonra Merloni oldu ben ayrılmadan önce) tesisinde kalite güvence müdürü olarak çalışırken ziyaret ettiğim LG ‘nin Changwon’daki tesislerinde gördüm.

Sessiz oda, nerede ise mutlak sessizliğin hakim olduğu bir odadır. İçine buzdolabını koyar çalıştırırsın ve hassas cihazlarla çıkardığı ses seviyesini ölçersin. Sesin öngörülen standardın üstünde olmaması gerekir; üstünde ise ses seviyesini kabul edilebilir seviyeye çekmek için tasarımcılar tekrar çalışırlar. Zor iştir vesselam. Şimdiki buzdolaplarına bakın, çalışıp çalışmadığını bile zor anlarsınız.

Ses kabul edilebilir seviyede olmadığı zaman gürültüdür ve insanı rahatsız eder, giderek insan sağlığına zararlı da olabilir. Modern yönetim sistemlerinde ses hem bir çevre hem de bir iş sağlığı konusudur; izin verilen seviyenin üzerinde olmaması gerekir.

İnsanların ses veya sessizliğe karşı tepkileri değişiktir. Bu, insanın genel  durumu, kulağın duyarlığı veya kulakta bir problem olması durumuna göre değişebiliyor.

Ben klasik müzik dinlerken hariç, yüksek sesten neredeyse nefret ederim. Fiziksel veya ruhsal durumum klasik müzik dinlemeye elverişli değilse, dinlemem. Oysa bir başkasına yüksek sesli klasik müzik dayanılmaz gelebilir, çoğunlukla da anlamayan veya sevmeyenlere. Yüksek sesle konuşan insanlar beni gerer ve genel durumun üstünde negatif etki yaratır. Ancak bazı durumlarda yüksek ses kaçınılmazdır ve tahammül etmeyi bilmek gerekir. Mesela elektrik ark ocaklarının sesi, dokuma makinalarının sesi, konserve üretim hatlarının sesi…Bu alanlarda kulaklıksız dolaşmak mümkün olmamakla birlikte ses o kadar yüksektir ki kemiklerinizde duyarsınız adeta. Bu sese tahammül edemezseniz işinizi yapamazsınız, makinanın sesi işte. Peki, benimle konuşurken bas bas bağıran insan sesine neden tahammül etmek zorundayım?  Böyle bir zorunluluğum olmadığından ben sesimi iyice alçaltarak konuşurum ki anlasın durumu. Daha da anlamazsa kibarca uyarmak etkili oluyor, ancak kısa bir süreliğine 🙂

Benim için kabul edilebilir ses seviyesinin (makina veya insan kaynaklı) üzerindeki ses seviyesinden rahatsız olmayan bir sürü insan var. Olabilir tabii. Bir de bunun tersi var ama: düşük ses seviyesi ve sessizlik.

Sessizliğin insan  üstünde değişik etkileri vardır. Sizin dinleyen kalabalık bir ortamda konuşurken yeri geldiğinde 5-6 saniyelik bir susma (=sessizlik) son sözlerinizin havada adeta asılı kalmasını sağlar ve etkisini arttırır. Konuşan iki insan arasındaki sessizlik pek çok anlama gelebilir: düşünme, aşk, nefret, sıkıntı veya artık söylenecek lafın kalmamış olması gibi. Sessizlik bazan korkutucu olabilir, fırtınadan önceki sessizlik gibi. Bazı insanlar için sessiz, sakin birisidir deriz, bazıları için ise konuşkan. Bir de söz gümüşse sükut altındır diye ünlü bir atasözü de var, herkesin bildiği.

Bazı insanlar sessizlikten hoşlanmazlar, hatta rahatsız olurlar.

Herkesin sessiz kalması gereken, sessizliğe gerek duyduğu anlar olduğunu düşünüyorum. Sessiz kalmadığımız müddetçe veya sessiz bir ortamda olmadığımızda asla düşüncelerimize odaklanamayız. Sürekli konuşan insan bana göre düşünmeyen insan demektir. Sessiz bir ortamda olmak demek kendi kendine kalmak demektir; buna herkesin gereksinimi vardır aslında. Sessiz bir ortamda insanın kendisiyle kalması kendisiyle konuşmasına olanak sağlar ki bazıları bundan korkarlar; bundan dolayı da sessiz ortamlardan pek hoşlanmazlar. İllaki bir müzik olacak, illaki arkadaşlar olacak ki ses olsun. İnsanın kendisiyle baş başa kalması, eğer becerebilirse kendisiyle hesaplaşmasına olanak sağlar. Kendisiyle hesaplaşmayı beceremeyen insanlardan korkarım ben. Kendisiyle dürüstçe hesaplaşma becerisini gösteren, eksilerini artılarını  herkesten önce görür. Etrafınızda kendisiyle dalga geçen birini görürseniz, işte o böyle birisi olabilir. İnsanların çoğu kendisiyle hesaplaşmaktan korkar. Ancak, sessiz bir ortamda kalan her insanın kendi kendisiyle hesaplaştığı gibi bir iddiam yok. Tersine bazılarının öylesine oturduğunu biliyorum “Üff çok sıkıldım”

Sessizliğin de sesi olduğunu biliyor musunuz?

Yaşadığımız yere yaz aylarında taşındık. Benim deyişimle dağın başında bir yerde yaşamaktayız. Taşındığımız yıl karşımızdaki boş evin damında bir beyaz baykuş çifti yaşardı. Gecenin üçünde onların derinden gelen nefes almaya benzer sesleri ile uyanırdık derin sessizlikte. Baykuşların uçtuğunu asla duyamazsınız, kanat sesi olmaz çünkü. Taşındığımız sene sıcak bir yaz sabahında çok erken uyandım. Güneş doğmak üzere olmalı idi. Odanın penceresi yarı açıktı. Kelimenin tam anlamı ile hiç bir ses duyulmuyordu, ama hiç bir ses, çıt bile yoktu. Neden uyandığımı anlamakta güçlük çektim çünkü uykum vardı. Sabah kahvaltısında büyük kızım, ki sabah uykusunu çok sever, “Baba” dedi, “sabah ne kadar sessizdi fark ettiniz mi sizde? Sanki onun sesine uyandım”

Sessizlik içinde oturup uzaklara bakarken kendinle dürüstçe hasbıhal etmek gibisi yoktur.

Reklamlar

About Selçuk Aytimur

Yolun yarısını geçeli çok olmakla birlikte, bana hiç öyle gelmiyor daha
Bu yazı Yaşam içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s