15 Temmuz’a dair…

Ülkelerin  ve kişilerin yaşamlarında önemli tarihler vardır: doğum günü, nişan, evlilik, ilk buluşma, ulusal bayramlar (sulandırılmaya çalışılsa da tarihe mal olmuş olayların önemini değiştirmek mümkün olmaz 🙂 ) vb. 15 Temmuz da bizim için önemli tarihlerden birisidir 2011 yılından bu yana. Şimdi yaşadığımız eve taşındığımız tarih 15 Temmuz. 15 Temmuz 2011 den sonra yaşam tarzımızda köklü ve önemli değişiklikler oldu. Bizim için bir dönüm noktasıdır bu tarih.

Taşındıktan sonra uzun bir müddet, nerede yaşadığımızı soranlara dağın başında yaşadığımızı söyledim. Ne tam doğru, ne de tam yanlış idi bu yanıt. Dağın başında değiliz ama şehir dışında bir tepenin üstüne kurulu yerleşim yerindeyiz; büyük şehir olanaklarının çoğundan yoksun; ama büyük şehir problemlerinin büyük kısmının olmadığı bir yer: hava temiz, trafik yok, gürültü yok, vahşi yaşamın ortasında. Sabahları sessizlik, horoz ve kuş seslerine uyanılan, geceleri baykuş sesleri duyulan bir yer. Ha, bir de geceleri durmadan havlayan köpekler var tabii. Neyse ki onlar bizim yaşadığımız kısımdan uzaktalar. Bildiğiniz bahçe köpekleri bunlar. Sahipleri güvenlik için besliyorlar ancak hayvanlar terbiyeli olmadığından sokaktan geçenlere bile havlamayı görev zannetmekteler. Sahipleri ise terbiyeli oldukları iddiasındalar.

Bizim bahçe küçük sayılmaz, ancak başa çıkabiliyoruz. Şimdi rahatlıkla bahçe diyebiliyoruz çünkü domates, biber, salatalık, nane, patlıcan vs yetiştiriyoruz. Geçene yıllarda bal kabağı, kabak, acur, karpuz kavun da yaptık ama karpuz ile kavunu pek beceremedik. Sebze yetiştirmek deyip geçmemek gerek çok emek isteyen bir iş, zor bir iş.  Taşındığımız zaman ise evimiz bahçe içinde derken zorlanıyordum. Bahçe değil de bir toprak parçası idi evin üç yanından çekilmiş fotoğraflardan da görüldüğü üzere. 24072011 001

24 Temmuz 2011 de soldaki çam fidanını diktik mavi çam diye.  25 santim kadar bi şey idi.  Yerini de özel olarak seçtik ki büyüyünce masmavi olsun verandadan seyredebilelim koca çam ağacımızı.  Alltaki foto çam fidanın statejik konumunu gösteriyor. Veranda da oturuken sağa doğru bahçenin köşesinde yeri güzel, lakin hain fidan, büyüdükçe mavi çam olmaktan vazgeçti.Durum 082011 020

Yeri güzel de, herkes bilirkişi! Temmuzda çam mı dikilirmiş, o kadar ufak dikilmezmiş, çam sulanmazmış, bahçeye çam dikilmezmiş, pislik olurmuş…:-)

Sağdaki fotoda görülen alanda duvara yakın kısım şimdi lavantalarla dolu.

2011 Ağustos ayında bir başka köşeye şeftali ve kiraz fidanlarını yerleştirdik. Bu arada ben her fırsatta iri iri toprak keseklerini parçalama ve yayma savaşına devam ettim aralıksız olarak yaz güneşi altında. Her biri en az yumruk kadar olan iri toprak keseklerinden  bahçede doğru dürüst yürümem mümkün değildi. Taşınmadan önce bahçeye serilen bahçe toprağı da çok güzel çıktı, öyle güzel çıktı ki 2 yıl boyunca abartısız 2.5 ton ta ayıklamışımdır bahçeden çıkan diğerleri ile birlikte (hesabı gayet basit, torbalara doldurup alınması için bahçe dışına çıkardığım 25-30 kg lık torba sayısını biliyorum) Mübarek toprak yol yapımında kullanılan mıcır denen taşlarla dolu idi. Öte yandan bahçedeki berbat toprağın kendisi de irili ufaklı taş kaya parçaları dolu idi. 40-50 cm kazınca alttaki berbat zemine gelinir ki zamanla o zemine gelince asla kazmamayı öğrendik. Bilirkişiler boş durmadılar tabii  buradada: efendim toprak 50 cm kadar kazılacak, o toprak atılacak, yerine güzel toprak getirilmesi lazım; yoksa olmaz!. Oldu paşam deyip devam ettik biz taş ayıklamaya. Bahçe 700 metrekare, en az 500 metre karesindeki toprak kaldırılıp atılacak, yerine de yenisi gelecek!  Bu arada iddialı köylü bahçıvan(!) lar  ile tanıştık. Koca bahçenin sert toprağını kürekle bellemeye kalkan 🙂  Ancak, bir tanesi bunu gerçekten yaptı bunu 2013 yılında, işinin erbabı idi. Bahçenin toprağı ilk kez o yıl düzelmeye başladı. Koyun gübresi de attık bir kere, sonra tövbe ettik.

Aşağıda ilk kiraz,  şeftali ve zeytin  fidanları görünüyor. Karşıda görünen komşu ev o zamanlar boştu, çatısında bir çift büyük beyaz baykuş yaşardı. Bizim evin çatısında ise küçük baykuşlar vardı. Görüldüğü üzere bahçeleri ayıran çit vs yok ortalıkta.  Bir alttaki fotoda is toprağı yumuşatma çabaları…Durum 082011 022

 

bahçe 004

2011 yılı yaz ve son bahar aylarında ceviz, ıhlamur, kayısı, badem, armut, elma, kara dut, Trabzon hurması, limon fidanları diktik. Fidanların kimi yapraklı, kimi değildi. Ihlamur ve ceviz mesela 1.5-2 metrelik cılız fidanlar halinde idiler. Ihlamur fidanı yeşillendikten sonra tutturdu ben öleceğim diye. 2 yıl ölmemesi için savaştım. Şimdi iki ıhlamur var. Kayısılar iki tane, bademler iki tane. 2012 ve sonraki yıllarda ağaç kavunu, başka bir limon vs de dikildi. Trabzon hurması ikilendi.  Bunların hepsini ben diktim. Çok zordur 40-50 cm kazınca kayalık pis bir zemine erişilen bir yerde ağaç dikilebilecek bir çukur kazmak. Süre içinde bir vişnemiz öldü. Güzel bir iğde fidanımızı tavuklar nedeniyle taşımaya kalkınca o da ben öleceğim dedi gitti. Ama şimdi bir başka iğde var, sağlıklı büyüyor. 25 tane ağaç var bahçede şu an. Düzenli olarak altlarının çapalanması, yabani otlardan temizlenmesi ve sulanmaları gerekiyor. Sonbaharda  ve baharda çiçeklenmeden önce bordo bulamacı  atılması lazım, hastalık gelirse ilaçlamak lazım, baharda diplerine gübre koymak lazım, arada bir budamak lazım, o lazım bu lazım şu da lazım…bitmiyor lazımlar…Bütün bunlar için dışarıdan yardım hiç yardım almıyoruz.

Kendi mavi gösteren cılız çam fidanı bu gün. 20160709_114637

Bahçenin bir başka köşesinde bunun kardeşi Mozart var; Avusturyadan gelmiş olduğu için adı Mozart, bir arkadaşın hediyesi 🙂 O da saksısında ölmeye yatmak üzere iken geldi, şimdi hayatından çok memnun.

Sopa görünümlü 1.5  metrelik ceviz fidanı 🙂 20160709_114621

Ölmesine izin vermediğim ilk ıhlamur fidanı. Dbinde ise iki mandalinacık var. Geçen yıl koyduk onları oraya küçücükken ve yaşama tutunup boylanmaya başladılar. 20160709_114625

Bir zamanların 50 santimlik kayısısı, ve önünde karadut. Kaysının arkasında kendisi kadar büyük bir badem ve onun da arkasında yine kayısı var. Sağda elma ve badem, solda ise armut..Bekliyoruz mevsimi gelsin de yiyelim.20160709_114730

20160708_073842

Lavantalar ve solda iğde ağacı20160708_073613

Hedefi belirleyip, yılmadan, yoruldum ben demeden çalışınca oluyor, diyeceğim budur. Bir de “bakarsan bağ olur bakmazsan dağ olur” var. Kendimize de bakmayı bilmek gerek.20160709_203031_LLS

 

 

 

Reklamlar

About Selçuk Aytimur

Yolun yarısını geçeli çok olmakla birlikte, bana hiç öyle gelmiyor daha
Bu yazı Doğa içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

2 Responses to 15 Temmuz’a dair…

  1. Mehmet Erdem dedi ki:

    Selçuk’cum güle güle oturun ,çok emek vermişsin ama değmiş.

  2. İsmail Reha Ofluoğlu--IE-79 dedi ki:

    Çok güzel anlatmışsınız. Güzel uğraşılarınızın devamını temenni ederim. Sevgilerimle.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s