Malta’nın bilinmeyen yönlerine dair…

Son seyahatimde yemek ve tarihi yerleri dışında Malta’nın bazı yönlerini gördüm ki değinmeden geçemeyeceğim.

Tamam, Malta güzel bir ülke, bir sürü tarihi eser, kalıntı var ki bunların bazılarının tarihi 5-6000 yıl öncesine gidiyor, Malta sövalyelerinin hikayeleri var, leziz yemekleri var, manzaralar  nefis, denizi güzel, yerel şarapları harika, insanları iyi huylu, yerel bira güzel, pizzalar nefis, tavşan yemekleri nefis (tavşan yemekleri ile ünlü Mgarr diye bir köy var), zeytin yağı güzel, bal güzel  falan filan…

Lakin son seyahatimde bir sürü tuhaflık gördüm. Kaldığım otel adanın kuzey sahilindeki Pembroke adlı şehirde, deniz kıyısında idi. Burası genellikle konutların ve okulların bulunduğu sakin bir bölge; ağaçlarla kaplı ve yüksekçe. Pembroke’un bulunduğu tepelik bölge ile deniz arasında ise kilometrelerce uzanan boş alanlar var. Yaptığım uzun yürüyüşte fotoğrafları panaromik çektim ki alanın büyüklüğü anlaşılsın; ama bu fotolar bile yetersiz aslında.20160830_16295620160830_161345

20160830_162240

Efendim bu Malta’da MEPA diye bir kuruluş vardı (Malta Environmen and Planning Authorty-Malta çevre ve planlama otoritesi). Yakın tarihte MEPA ikiye bölündü  Malta Çevre ve Kaynaklar Otoritesi ve Malta Planlama Otoritesi olarak.  Çevre üzerinde etkisi olabilecek bir konuda buralardan onay almadan hiç bir şey yapılamaz. Otorite imiş, bakanlık bile değil üstelik! Çevreyi put haline getirmişler anlayacağınız. İşte bu kuruluşlar bu uçsuz bucaksız araziye çivi çakılmasını bırak, burada denize karşı şöyle güzel kafeler, çay bahçeleri, lokantalar yapılmasına bile izin vermiyorlar!. Efendim bu arazi Malta’ya özgü endemik bitki örtüsü ve hayvancıkların bulunduğu alan imiş. Bir yürüyüş ve bisiklet yolu var, orada yürünüyor, bisiklete biniliyor; bazı yerlerde ise yolu yerden kaldırmışlar ızgaralar ile ki bitki örtüsü zarar görmesinmiş! 20160830_161140Her yere de aşağıdaki gibi ikaz levhaları koymuşlar. Dört tanesinin fotoğrafını aşağıya koydum. 20160830_16270320160830_16280720160830_16090520160830_160429

Endemik bitki dedikleri bildiğin çalı çırpı veya işe yaramaz bi çiçekimsi şeyler, hayvanlar ise bildiğin böcek, kelebek, kuş, yılan kertenkele falan! Fotolarda hiç çiçek var mı?  Ne anlamı var şimdi? Neden yatırımcının önünü kapatıyorsun? Çevre diye diye insanların para kazanmasını, eğlenmesini önlemenin ne anlamı var her yerde kaynayan börtü böcek ve ot için. Sadece bu bölge değil, başka bölgelerde de hep bu otorite her şeye karışır vaziyette. Yaparsın oraya mis gibi otelleri, lokantaları, dökersin betonu temizlersin sahayı, turistler gelir, insanlar nefes alır. Bunların bir de St.George’s bay diye bir yeri var Pembroke ile St. Julian’s arasında. Güzel bir sahil şeridi var orada. Aşağıya koyduğum fotonun solu St. Julian’s’a gider, sağ taraftaki yol ise Pembrok’a çıkan yokuş. İşte o sağdaki yola iki tane gökdelenimsi bina -otel, avm, lokantalar, rezidans vs- dikmek isteniyor ama bu otoritelerden izin çıkmıyor bir türlü. Anlamak mümkün değil bu insanları, sıcaktan mıdır nedir, nasıl diyeyim sanki kafaları çalışmıyor! Yahu oraya yapılacak yatırımla bir sürü insan ekmek yiyecek işte. Tamam, trafik sorunu var, park problemi var falan ama ne yapalım? Çevre diye diye ilerlemenin önünü neden kapatıyorsun?!!!bg_malta-st-julians-st-georges-bay-by-jurgen-scicluna

Neyse, bunlar bizi ilgilendirmez tabii, sonuçta kendi memleketleri.

Şimdi biraz da bilinen ama daha önce bahsetmediğim yönlerine geçmek istiyorum Malta’nın. Son ziyaretimde yukarıdaki fotonun sağındaki yokuş (evet yokuştur) yolun sonunda Corinthia otele gelmeden hemen önce Caviar&Bull adlı bir restoran var, denizi görüyor. Yemekleri nefis. Yerel yemek pek yok, mönü et ve deniz ürünleri ağırlıklı. Yerel şarap denenmesini öneriyorum. Aşağıdaki foto tam da bizim oturduğumuz masayı almış. Webden aldım fotoğrafı, her yerde fotoğraf çekme imkanım olmayabiliyor. caviar

Yerel yemekler tatmak, tavşan yemek isteyenler ise St. Julian’s’daki Maltese Mama adlı ünlü lokantaya gidebilirler. Bir sokak içinde burası ama pek bir ünlü. Elbette tavşan yedim yerel La Torre Cabernet Sauvignon Merlot eşliğinde.  Maltese Mama’da servis 19.00 da başlıyor ve sürekli dolu olabiliyor. Rezervasyon yaptırmak iyi olabilir. Biz 19.00 da rezervasyonsuz, gittik cam kenarında oturabildik. Tavşan nefisti. 20160829_192510

20160829_200759_LLS

Mdina’yı dolaştıktan sonra gittiğimiz tavşan köyü Mgarr’da  yine tavşan yedim Il Barri adlı lokantada. Burası bir aile işletmesi.Delicata’nın Medina adlı şarabını seçtik yanına, harika idi. Şarap adını Malta’nın eski başkenti Mdina’dan alıyor, bağlar da zaten Mdina ve Mgarr çevresinde. Ancak Il Barre ne yazık ki tavşanı kurumaya yakın derecede pişirmişti ve öncesinde deniz ürünlü spagetti yediğimiz için başlangıç yemeği olarak tavşandan pek zevk alamadığımı söylemeliyim. Üretici firma Delicata şarapları hakkında iddialı ve bunda da haklı olduğunu söylemeliyim.

Medina-SCG

Mdina ve Mgarr birbirine çok yakın, yemekten önce Mdina’nın altını üstüne getirdim. Eski başkent Mdina 400 kadar kişinin yaşadığı küçücük bir şehir. Nüfusunun artması, yeni bina yapılması falan söz konusu değil, zira Mdina kale duvarları arasında yaşayan bir antik şehir ve şideetli koruma altında; kökleri Roma imparatorluğuna kadar gidiyor.  İlk adı Melite imiş (Malta adı da oradan geliyor)  1100 lerde Araplar adayı işgal edince adını Mdina’ya çevirmişler. Bir tepenin üstünde kurulmuş olan Mdina’da güzel katedral, kiliseler, evler, bir kaç da lokanta var. Şehiri  çevreleyen sur duvarları ardından Malta’ya yukarıdan bakılan yer burası. Sur duvarları sanırım bir metreden kalındır. 20160901_155712

Mdina içindeki binaların orta çağdan kalma olduğunu belirtmekte yarar var. Aşağıdaki foto şehirin 3 girişinden birisini gösteriyor.  Adını yine Arapların koymuş olduğu Rabat şehiri tarafındaki ana giriş burası. Rabat Mdina’nın hemen dışında ve ona bitişik durumda.

20160901_154033

Avrupa’dan gelip Mdina’da evlenmek modası var 🙂 20160901_162332

Bir başka evlenme merasimi sonunu bekleyen Rolls Royce araçlar 20160901_170155

20160901_163230

20160901_161725

Mdina’da oturanlar ve resmi dışında içeri araç girişi yok, zaten araçları geçeceği yol da yok 🙂20160901_160159_LLS

20160901_154347_LLS

 

20160901_154454

20160901_162950_LLS

Mdina ile St. Julian’s arasında belediye otobüsleri çalışıyor. Taksi ile gitmekte mümkün. 20 Euro civarında tutar ücreti.

St. Julian’s da, koya bakan pek çok lokanta var. Bunlarda birisi de Gululu.20160830_190357_LLS Gululu yerel yemekler sunuyor. Burada deniz ürünü çorbasından sonra, aslında başlangıç olarak sunulan tavşan soslu spagetti  yedim, ana yemeğe çevirerek :-). Tavşan soslu dedikleri de içinde iri tavşan etleri var ince ince dilimlenmiş. Bu kez yine yerel beyaz Caravaggio şarap vardı. Böyle az göründüğüne bakmayın, çok o spagetti aslında. Çorbadan sonra sor bitirdim. Malta’da porsiyonlar genellikle öksüz doyuran türünden 🙂20160830_193612

Güzel memleket Malta 🙂  Aşağıda  St. George’s Bay ve otelin önünden geçen yolcu gemisi20160830_211512_LLS

20160830_171438

Rabat sokakları.20160901_17082520160901_172652

 

Reklamlar

About Selçuk Aytimur

Yolun yarısını geçeli çok olmakla birlikte, bana hiç öyle gelmiyor daha
Bu yazı Genel içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

One Response to Malta’nın bilinmeyen yönlerine dair…

  1. Can dedi ki:

    Ben ilkokuldayken iki sene Diyarbakirda oturduk, babam askeri hastanedeydi. Eski Diyarbakirda aynen boyle sokaklar vardi. Hatta Amerikadan donen bir doktor gicir 1956 model Chevrolet ini bu sokaklara sokamadigindan satmak zorunda kalmisti.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s