Kasım 2016, Jerusalem…

Kasım ayında 2 günlük bir iş ziyareti için Kudüs’e uçtum.

Bir gün önceden gitme zorunluluğu olunca Kudüs’e vardığım günün tüm öğleden sonrası da bana kaldı gezmek için. Yarım günde Kudüs’te bir şey görülemez- bunu daha önceki bir yazımda yazmıştım. Bu sefer acele etmeden,  eski Kudüs’ün antik ve dar sokaklarında güneş batıncaya kadar yürüdüm; ne görürsem kar. Eski Kudüs tek kelime ile büyüleyici bir yerdir. Aşağıdaki King David kulesinde bir de müze var. 20161122_142936Gezinti hattımın üzerinde olan yolda Kanuni Sultan Süleyman’ın yaptırdığı Zion kapısı da vardı. 20161122_144011

20161122_145037

Yukarıdaki fotoda İslam bölgesindeki El Aksa camii ve Kubbetüs Sahra’nın kubbeleri görünüyor.

Eski Kudüs’ü çevreleyen duvarlar sanırım 5-6 değişik  işgal sırasında yapılmış, yıkılmış, genişletilmiş: Memluklar, Eyyubiler, Bizanslılar, Osmanlılar diye gidiyor. Arkeologlar taşların dizilmesinden, olmayan kapı izlerinden, bir yere açılmayan merdiven basamaklarından durumu çıkarabiliyorlar. Surların çevresinde açıklamaların verildiği tabelalar var. Mesela aşağıdaki fotoda bir zamanlar bir giriş kapısına çıkan merdivenleri görmek mümkün; ancak ortada kapı falan yok! 20161122_154509

Daha önceki ziyaretlerimde göremediğin King David’s Tomb’u görmeye kararlı idim bu kez, meşhur kral Davut’un mezarını! Ancak hayal kırıklığı ile sonuçlandı çabalarım. King David’s Tomb denen bina meğer orta çağda yapılmış!  Bildiğin bir kilise ve orada kral Davut’un mezarı falan yok. Ancak Bakire Meryem’in burada öldüğüne dair de bir söylenti var ki bu söylentinin de bir dayanağı yok!. Binanın bodrum katında toprağa gömülü bir alanda bir yapı içinde uzanmış yatan bir heykel var Meryem’i temsil eden. Haliyle burası ulvi bir mekan oluyor. Sessizce inip, yatan heykelin etrafında diz çöküp dua edenlere baktıktan sonra sessizce tekrar merdivenlerden zemin kata çıkılıyor. Zemin kat ise  bildiğin ufak bir kilise!20161122_150732

Zemin kattaki avlu yüksek sesle gülüşüp duran İtalyan ve uzak doğulu turistlerle doluydu. Bu binanın tamamı güya kutsal mekan, malum King David’s Tomb ve Meryem söz konusu. Ancak anlaşılan turistler durumun pek de farkında değillerdi!.

Bakire Meryem’in öldüğü (!) alanı gördük, tamam da kral Davut’un mezarı nerede!

Aslında kilise olan orta çağ yapımı King David’s Tomb adlı binadan çıkınca gözüme çarpan muhafazar kıyafetli bir Yahudi’ye sorumu sordum: Nerede idi bu kral Davut’un mezarı?.

Yukarıdaki fotoda görünen binanın solundan yürüyünce, ileride imiş. Yürüdüm ve iç içe geçmiş odalar, salonlardan oluşan, çok eski olduğu açıkça belli olan iki katlı bir yapıya girdim.  Aşağıda bu yapı görülüyor. Bu açıdan fotoğraf çekemediğimden aşağıdaki webden ödünç aldım. Restore edilmiş bir yapı bu. davidtomb1Burada  imiş kral Davut’un mezarı güya, ancak mezarın burada olduğu da kesin değil.  3 büyük inancın izlerini taşıyan bu yapının içi  olmasını beklediğim kadar bakımlı ve temiz değil. Burada çok ilginç bir salon var: Güya  Isa peygamberin ünlü son yemeğini yediği yermiş !  Yahu bunun bir dayanağı olsa Hristiyan inancına mensup olanlar hacca gelir oraya! Salonda bir tur attım ve tekrar gözüme bir muhafazakar kıyafetli bir Yahudi’yi kestirip sorumu yineledim: Bu Kral Davut’un mezarı nerede?. Binanın arkasındaki bahçeye çıkmamı, orada etrafı kapalı bir yerde, toprağın içine inen merdivenler göreceğimi, işte kral Davut’un mezarının orada olduğunu söyledi! Aşağıdaki foto işte orası. 20161122_152938

Besbelli çok eski bir kalıntı ancak kral Davut’un kabrinin burada olduğuna dair en ufak bir kanıt da yok!  Ayrıca, yukarıdaki eski yapıyı gösteren binanın iç içe geçmiş salonlarından birisinde kral Davut’a ait olduğu iddia edilen bir kabir olmakla birlikte bunun da dayanağı pek yok.  Kadınlar ve erkekler ayrılmış salonlardan ilerleyerek orada bulunan bir kabiri ziyaret ediyorlar. Webde bol miktarda fotoğrafı mevcut bu alanın.

Ertesi gün bu gezimdeki tuhaflıkları beni misafir eden aydın insanlara anlattım. Meğer o gezdiğim ve kral Davut’un mezarının olduğu iddia edilen eski yapı (King David’s  Tomb adlı olan değil) müslümanlar, hristiyanlar ve museviler arasında bir anlaşmazlık konusu imiş. Üçü de o alanın kendilerine ait kutsal alan olduğu iddiasında imişler. Bu yüzden de o eski yapı bakımsız ve sahipsiz durumda. Etrafı, merdiven altları atık malzemeler, pet şişeler vs ile dolu. Üç din mensupları da birbirlerine çelme takmayı daha önemli bulduklarından o kursal addettikleri mekan mezbeleliğin sınırında öylece duruyor. Allah akıl fikir versin!

Yemek konusuna gelince: Kudüs’te güzel lokantalar var. Daha önce de gittiğim iki yeri tekrar görme fırsatım olduğu için mutlu oldum. Chakra ve Seadolphin adlı lokantalarda et ve deniz ürünleri çok lezzetli. Yerel şaraplar da nefis. Ben elbette yine deniz ürünlerini tercih ettim her iki lokantada da. Seadophin’de yediğim rokfor soslu karidesli salyangoz harika idi.20161124_200305

Yolunuz düşerse eski Kudüs’ün antik sokaklarında yürüdükten sonra  Chakra ve Seadolphin’e tereddütsüz gidin. Israil’e özgü yemek aramayın ama, bize aşina olmayan bir yemek bulamazsınız İsrailde.

 

 

 

 

 

 

Reklamlar

About Selçuk Aytimur

Yolun yarısını geçeli çok olmakla birlikte, bana hiç öyle gelmiyor daha
Bu yazı Yemek içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s