Bir Viyolacının notları 5

Viyola ustası Ruşen Güneş’in anıları derya gibi. Bunların facebook sayfalarında kaybolup gitmesini istemediğimden burada yayınlamaya devam edeceğim kendisinin izniyle.

Her zamanki ufak tefek düzeltmelerle yazısı aşağıda:

“Kadro, simdi olmayan veya zor alınan (bir kadro idi). 1961 de Ankara Devlet Konservatuvarından  4 yaylı çalgıcı mezun olmuştu: Kemancılar Akşit Yücelen, Cengiz Özkök, viyola ben ve çellist Dogan Cangal.

Hem Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası (CSO) hem de Opera orkestrası bizi istiyorlardı.

Bizim karar vermemiz için bir toplantı yapıldı Operanın altındaki CSO odasında. O zaman CSO salonu yok, konserleri Opera sahnesinde yapıyorlardı. Cüneyt Gökçer Opera Müdürü idi. O efsanevi sesiyle bir konuşma yaptı: ”Bize gelin hem hemen daha fazla para kazanırsınız (Menderes’ in büyük aşkı soprano sayesinde) hem de çakı gibi bir orkestramız var vs vs. Ve vardı gerçekten.

Sonra CSO Müdürü Mükerrem Berk konuştu o da o efsanevi sesi ile sahne üstünün çekiciliği anlattı. Büyük isimli solistler şefler turlar vs. Biz CSO yu seçtik. Cüneyt Gökçer toplantı sonunda ”Bu büyük bir olay, yarışma. Sanat dünyasında yarışma olmalı, ancak bu sekilde ileri gidilebilir” deyip ”Bize katılmadınız ama bu gün çok önemli bir gün” diye eklemişti teşekkür ederek onun kurumuna katılmak istemediğimiz halde. Seçenek en önemli konu olabiliyordu Ankara’da yav 1961de. Neredeydik ne olduk? Ve çok esaslı adamlar vardı sanat kurumlarının baslarında. Bir yaprak daha geçmişten; istediğin kadar göz yaşı dök veya UMUTla yaşa.”

Reklamlar
Müzik, Yaşam içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Bir viyolacının notları 4

ruşenViyolacımızın bu seferki notu ilginç bir anı. Herzamanki gibi İngilizce klavye ile yazılmış olan orijinalin orasını burasını düzelttim. Metni kolay okunabilmesi için 3 paragrafa böldüm, ve elimden geldiğince yazım kurallarına göre de düzelttim yazının orijinalliğini korumaya çalışarak.

“1960 devrim olmuş. Gürsel CB.  1961 CSO ya girmişim. 1962-3 gibi.  İngiltere’ye bir burs durumu var ama askerlik araya giriyor. Akşam konser var. Efsane CSO müdürü Mükerrem Berk çağırdı “ Dinle”  dedi “Hem Gürsel hem İnönü bu aksam konsere geliyor. Hemen konser bitince kız peşinde alıp başını gitme”. Uydum. Konser sonu aşağıda kokteyl gibi bir şey var. Beni çağırdılar. Gürsel ve İnönü yan yana oturuyorlar CSO salonunun altında.

İnönü ” Sen misin ” dedi ”bu yetenekli olan, dışarı gitmek isteyen?”

Mükerrem Ağabey ”Bakın paşam bir görün çocuğu” demiş. (İnönü) Birini çağırdı elime bir kart tutuşturdular. Ertesi günü Genelkurmaya gittim. Çok kırmızı yüzlü bir general  o kartın üzerine bir şeyler yazdı, dediği yere götürdüm. Tecilim oldu, İngiltere’ye gittim.

Yani bir gence ilgi gösterildi o zamanların stili ile. Tarihten bir yaprak. Ama kız olsaydım atla git, askerlik diye bir konu yok. Dönüşte ilk yapılan kontrolde pasaportum elimden alındıydı trende askerliğimi yapmadığım için. Kanuni Süleyman Sultan’ın çocuklarıyız ağabey yav. Viyana’yı almak için yüz bin kişilik ordusu ile gitmiş iki kez ama alamamış. Ama Mozart ve Viyana Osmanlı modasını almış yufkası ile Yeniçeri Müziği ile bas drum, triangle , cymbals ve Turkish March dedikleri. Her şeyde bir hayır vardır derler, o biçim.”

R.G.’e teşekkürler.

Müzik, Yaşam içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Yönetimin gözden geçirmesi üzerine…

Yönetimin gözden geçirmesi yönetim sistem standartlarının bir gereğidir. 2015 versiyonlarında ISO 9001 ve ISO 14001 madde 9.3 de bu gereklilik detaylı olarak ifade edilmiştir. Artık tüm yönetim sistem standartları yüksek seviye yapıya uygun olarak yazılmakta olduğundan diğer standartlarda da öyle olacak. ISO 9001 2008 de madde 5.6 da ifade edilmişti bu gereklilik ve ISO 14001 2004 de madde 4.6 da.

Aşağıdakileri okuduktan önce veya sonra madde 9.3 ü tekrar tekrar okumak yararlı olacaktır.

Standartları bir kenara bırakalım şimdi. Yönetimin gözden geçirmesi yönetilen sistemin politikalar doğrultusunda etkin ve verimli olarak uygulandığını, hedeflere erişmekte yararlı olduğunu görmek için yapılır.

Yönetimin gözden geçirmesi üst yönetim tarafından yapılan ciddi bir iştir.

Bir sistem  belirlenen bir amaç doğrultusunda davranan-davranması istenen, birbirleriyle etkileşim içinde hareket eden alt sistemlerden oluşan bir bütündür.  Bir sistem birbirleriyle etkileşim içinde, belirlenmiş olan amaç doğrultusunda uygulanan süreçlerin bütünü olarak da tanımlanabilir.

Bir sistemin amacı doğrultusunda hareket edebilmesi için  amaca uygun olarak kısa-orta uzun vadeli hedefler belirlenir. Bu hedefler uygun olduğu şekilde ve gerektiğinde yenilenebilir/değiştirilebilir.  Hedeflere nasıl erişileceğine dair hareket planlaması yapılır. Hareket planında öngörülen faaliyetlerin plana uygun olarak gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği izlenir.  Hedefler belirlenirken  sistemin amacı doğrultusunda ilerlemesinde ve hedeflere erişmekte etkisi olan risklerin önlenmesi veya etkilerinin azaltılması veya fırsatların gerçekleştirilmesine ilişkin faaliyetler de göz önüne alınır. Hedefler,  amacı doğrultusunda, politikalarına uygun olarak kuruluşun sürdürülebilirliğini sağlamak için belirlenir üst yönetim ve yönetim ekibi tarafından.

Sistemin etkin ve verimli olarak çalışmasını sağlamak için ise sistemi oluşturan süreçler kontrol altında tutulur.  Bunun için kontrol noktaları ve bu noktalarda yapılacak izleme ölçme  sonuçları için kabul kriterleri belirlenir. Kontrol noktalarında süreçlerin performansı izlenir ve ölçülür.  Sürecin performansı hakkında kontrol noktalarında yapılan izleme – ölçme sonuçlarının  ilgili kabul kriterleriyle karşılaştırılmasıyla bilgi sahibi olunur.

Yönetim sistem standartları bağlamlarına göre yönetimin gözden geçirmesinde girdi olarak alınması gereken konuları açıklarlar. Bu konular izlenmesi, ölçülmesi, ölçüm sonuçlarının analiz edilerek bilgiye dönüştürülmesi gereken faaliyetler/konulardır.

Yönetim kurduğu ve kaynaklarını sağladığı sistemin belirlediği politikalar doğrultusunda, kuruluş amacına uygun olarak, etkin ve verimli çalışıp çalışmadığını görmek ister.

Yönetim sistem standarlarının 9.1 maddesi  nelerin izlenip, ölçüleceğini ve sonuçlarının analiz edileceğine ilişkin gereklilikleri açıklamaktadır; ancak elbette izlenip ölçülmesi gerekenler bunlarla sınırlı değildir.

Yönetimin gözden geçirmesi izleme, öçme ile elde edilen verilerin analizinden elde edilen bilgiler gözden geçirilerek, değerlendirilerek yapılır. Gözden geçirme sonucunda da gerekli görülen noktalarda geleceğe dönük iyileştirmelere karar verilir ki kuruluşun performansı artsın/iyileşsin. Gözden geçirmede esas alınacak minimum noktalar standartların 9.3 maddesinde tanımlanmıştır. Yönetim gözden geçirmesinin çıktısının iyileştirme fırsatlarına ilişkin kararları içermesi gerekir.

Yönetimin gözden geçirmesi bir sistemin olduğu yerde üst yönetimin kaçınılmaz faaliyetlerinden birisidir herhangi bir standart istese de istemese de, ve yukarıdaki yapılır.

Hal böyle olunca, gözden geçirmeye ilişkin kanıt/kayıt olarak bilgisayarda yazılıvermiş iki sayfalık  ona da baktık, bunu da konuştuk, şuna da baktık mealinde bir toplantı notunun yeterli olamayacağı açıktır.

Yönetim içinde yayınlandı | , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

ISO 9001 2015 Soru Listesi Madde 7.5 – 6.2 – 6.3 – 8.6

Bu kez de Dokümante Edilmiş Bilgi, Ürün ve Hizmetin Sunumu, Kalite Hedefleri ve Değişikliklerin Planlanması maddelerine ilişkin soruları aşağıda bulacaksınız.

İç denetimde denetim kriteri olarak sadece standard maddelerinin kullanılmasının yeterli olmadığını, kuruluşun kendi kalite sisteminin gerekliliklerinin de ( prosedürler, talimatlar, görev tanımları, spesifikasyonlar, teknik resimler, kalite planları, iş akış şemaları, kilit performans göstergeleri vb dokümante edilmiş bilgi ve uygulamalar…) esas alınması gereğini tekrar anımsatmakta yarar görüyorum. Sadece standard maddelerine göre yapılan bir iç denetim,  üst yönetime kalite yönetim sisteminin etkin olarak uygulandığı ve sürdürüldüğüne ilişkin bilgi sağlayamayacağından, standardın 9.2.1 maddesini karşılamayacaktır.

6263

751

7532

856

Yönetim içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

ISO 9001 2015 Soru Listesi Madde 8.3 Ürün ve Hizmetlerin Tasarımı ve Geliştirilmesi

Daha öncekinin devamı olarak bu kez ISO 9001 2015 madde 8.3’e ilişkin soru listesini bulacaksınız aşağıda.

ISO 9001 kalite yönetim sistemi standardının tasarım ve geliştirmeye ilişkin bölümü her zaman zor anlaşılır olmuştur.  Zira tasarım ve  araştırma- geliştirme (ARGE) konuları da ülkemizde pek iyi anlaşılmış konular değildir. Bu ayrı bir yazı konusu.

ISO 9001 2008 kalite yönetim sistem standardındaki  7.3 tasarım ve geliştirme maddesi ISO 9001 2015 kalite yönetim sistem standardında  8.3 olarak yer aldı ve yapısı değişti. İçeriği, yani tasarım ve geliştirme gereklilikleri konusunda pek bir fark yok. Tasarım ve geliştirme faaliyetine ilişkin temel esaslar alt maddelerdeki yerleri ve bazan da ifade tarzı değişmiş olarak duruyorlar.

Tasarım ve geliştirme konusunda kendini geliştirmek isteyen kalite yöneticilerine  ve ilgililere Feigenbaum’un Total Quality Control adlı kitabını tavsiye ediyorum. Yıllar önce yazılan bu kitabın içeriği ile ISO 9001 gerekliliklerinin nasıl uyum içinde olduğunu görmek ilginiz çekebilir.

Ekran Alıntısı 1

Ekran Alıntısı 2

Ekran Alıntısı 3

Yönetim içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Wagner ve Ben…

2016 yılının son aylarında Wagner’in Die Walküre adlı operasının son sahnesinin sonundaki 3.5 dakikalık bir müzik parçasına ilişkin bir anımı yazmıştım Feuerzauber başlığı altında.  Feuerzauber, yani ateşin büyüsü, o son 3.5 dakikalık sahneye verilen isim.

Ateşin büyüsü’nü bulduktan sonra, merak bu ya, daha temiz kayıtlarını daha iyi ekipmanla dinlemek istedim. Youtube’da arayınca pek çok şef ve orkestradan değişik yorumlarını bulmak güç olmadı. Operaya pek de aşina olmadığımdan önüme gelenlerin hepsini tek tek dinledim sırayla. Ancak, 3.30-3.50 dakikalık videoların yanı sıra aynı başlık altında 5-6 dakikalık, 10-12 dakikalık ve hatta 17-20 dakikalık videolar da vardı. Değişik zamanlarda fırsat buldukça sıra ile daha uzun videoları da uzunluk sürelerini arttırarak dinlemeye başladım aynı videoları defalarca dinleyerek. 20 dakikalık video aslında Feuerzauber sahnesine akan müziğin neredeyse başlangıcı diyebilirim. O sıralarda sahnedeki dram yükselmeye başlıyor ve müziğin de yapısı değişiyor.

O 20 dakikalık parçayı bilgisayarıma indirdim diğerleri ile birlikte, telefonuma da kaydettim ve her fırsatta dinlemeye başladım. O 20 dakikada Wotan, kendisine karşı çıkan Brünnhilde ile karşılıklı konuşur (elbette şarkı söylüyorlar) ve onu bir kayalığın üzerinde sonsuz uykuya yatırmakla cezalandırır. Brünnhilde ise babasına hiç değilse kendisini bir kahramanın gelerek kendisini o derin uykudan uyandırmasına izin vermesi için yalvarır. Wotan önce karşı çıkar zira çok kızmıştır bir kere Brünnhilde’ye. Zira Brünnhilde hamile kalan Sieglinde’yi babası Wotan’a karşı çıkarak kaçırmıştır Walkürelerin yanına belki onu korurlar diye. Ancak Walküreler Wotan onları bulunca titreyerek kaçışırlar korku ile.

Brünnhilde ağır ağır kayanın üzerine uzanıp uykuya dalarken Wotan dayanamaz, kızının yanına diz çöker…Sonra ayağa kalkar ve Feuerzauber sahnesi başlar. Wotan kayaların hiç sönmeyecek alevlerle çevrilmesi için emir verir (Zira o bir tanrı, ol deyince oluyor). Kayalar ateşle çevrilmeye başlarken Wotan son sözlerini söyler :  “He who fears my spear shall never pass through the flames –  Mızrağımdan korkan kimse bu alevlerden asla geçemeyecek!”… Kızının sevgisine dayanamamış ve hiç olmazsa cesur birisinin kızını kurtarma olasılığına kapıyı açık bırakmıştır.  Sahne o kadar dramatik ve eşlik eden müzik o kadar güzel ki…Felaket bir şey…Bu sahne Wotan’ın vedası (Wotan’s fairwell) olarak da biliniyor.

Die Walküre 3 perdelik opera. Son perde 70 dakika civarında sürüyor, yorumculara göre değişerek.  Şu son 20  dakika bu kadar güzel ve etkileyici olunca son perdeyi de başından dinlemek gerekirdi artık.  Onu Youtube’da araştırırken Georg Solti’nin Viyana Flarmoni ile 1960 ların ilk yarısında yaptığı bir kayıt çıktı karşıma. Bu kayıtla birlikte bir de sürpriz. Die Walküre’nin açılış müziği yani uvertürü diye bildiğim müzik, yani Die Walküre uvertürü meğer 3. perdenin uvertürü imiş…Neyse… Neyse ama o kadar basit değil durum. O zaman Die Walküre operasının açılışı nasıldı? Karşıma yine Solti kaydı çıktı. Operanın açılışını dinlemeye başladım ki durmak mümkün değil. Yaylılar koyu kahve ve siyaha kaçan seslerle gümbür gümbür…Ama durdum tabii ve yine 3 perdeye ilerleyip dinlemeye başladım. Dinledim, bitirdim. Harika. O zaman operanın tamamını dinlemek gerek artık. O da 3 saat 49 dakikacık. Bir oturuşta dinlemek mümkün değil. İndirdim müziği, telefonuma kaydettim. Seyahatlerde dinlemeye başladım aralıksız.

Sen yıllarca Wagner’in yanına yanaşma, müziğini gergin ve gürültülü bul, sonra uçaklarda, hava limanlarında trenlerde aralıksız dinlemeye başla.

Die Walküre, daha önceden bildiğim gibi Nibelungen Ring denen bir üçlemenin ilk operası. Bu opera bu kadar güzelse, acaba öbürleri nasıldır diye merak etmeye başladım haliyle. Yine karşıma Solti’den halkanın ikinci operası Siegfried ve son opera Gotterdammerung çıktı. Bunları da indirdim ve telefona kaydettim. Bu arada bir de Das Rheingold var, bu da halkadan önce yazılan ilk opera. Bütün olaylar burada başlıyor ve Die Walküre, Siegfried ile devam edip Gotterdammerung’da bitiyor. Wagner bu dört operayı 20 yılı aşkın sürede yazmış. Libretto da ona ait. Her opera 3-4 saat arasında sürüyor. Mitolojik bir dünyada geçiyor olaylar…Wagner bunlara opera demekten ziyade müzikal drama dermiş.  4 operanın hikayesi için bakınız google amca.

Das Rheingold da telefona gitti. Bu arada Solti’nin Viyana filarmoni (elbette solistler ve koro ile) 1960-1965 arasında yaptığı kayıtların en iyi kayıtlar arasında olduğunu öğrendim. Bu kayıtlar yetmedi, karşılaştırmalı dinlemek için Karajan-Berlin Filarmoni kayıtlarını da indirip telefona kaydettim.

Bana da ne oluyordu böyle? Aralıksız Wagner dinler olmuştum. Sonra karışık dinlemekten vazgeçtim. Artık operaları sırası ile dinlemeye başladım. Das Rheingold’un açılışı o kadar güzel ki onu hep üst üste dinleyerek devam ettim. Böyle giderken Wagner’in ünlü motiflerini tanımaya başladım. Bunun ne olduğunu burada anlatmam mümkün değil, google amcaya bakınız.

Hala Wagner dinliyorum aralıksız. Wagner’in müziği bir değişik, onun da adamım Bethoven gibi operada ve müzikte büyük yeniliklere imza attığını düşünüyorum. Wagner orkestraları dev gibi. Orkestradaki bakır ve ağaç üflemelilerin sayısı diğer bestecilerin eserlerine göre daha fazla ve bas bas bağırıyorlar. İşin daha da güzeli koca orkestra gümbürderken sopranolar, tenorlar, basların sesi de kulaklarınızda. Çok zor olmalı Wagner operası söylemek diye düşünüyordum ki ünlü Wagner yorumcuları ile aynı fikirdeymişim 🙂  Wagner operalarından insanın aklında bir arya, ya da bir melodi pek kalmaz zira bestecinin müzik yazma tekniği motifler üzerine kurulu. Ama yine de nefis işte operaları. Olur a, dinlemeye kalkarsanız kulaklıkla ve yüksek sesle dinleyin ki müzikteki kontrastları, altı kalınca çizilen cümleleri, iğne oyası gibi dizilen notaları kaçırmayın.

Demem odur ki, hallo Wagner!

 

 

 

 

Müzik içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | 1 Yorum

Bir viyolacının notları 3

Bugün yine bir notu çıktı ortaya ünlü viyola ustasının.  Viyola çalanın ünlüsü keman, piyano çalanlar gibi olmaz. Orkestra önüne çıkıp da konçertolar falan çalınmadığından viyola ile, onu çalan ustaları kendi çevreleri-ki bunu küçümsememek gerek- ve bilenler bilir işte. Nedense bir ikisi dışında viyola için konçerto yazan olmamış hiç besteciler arasında. Neyse, benim viyolacı büyük orkestralarda yıllarca çalmış olan bir usta, bunu bilin yeter. Güzel de yazıyor :-). Usta yıllardır yurt dışında yaşadığından İngilizce klavye ile ve bazan düşünce akışına kapılarak yazar. Kolay okunması için bir iki yerini düzelttim yine.

“Pazar günü gene. Yalnızlıklar havuzunda yüzme dersi. İlk beni denize attıkları günü hatırlıyorum. Ankara çocuğu, sen ne anlarsın denizden? Sadece şiirlerde Orhan Veli anlatır sana büyük suyu. Boğuluyordum, bağırdılar “kulaç at, kulaç at” diye attık ve kurtulduk. Hala kulaç atıyoruz desem yalan olmaz. Her tanrının günü bir yerin sızlar bir yerin ağrır. Sahile varırsın gibi geçer bir kaç günlüğüne. Her günün başka olduğunu öğrendiğin  yaşlar.

Köpek olmasa evden çıkmam valla. Benim pub yürüyüş 37 adım. Dönüşte biraz daha fazla çünkü hız aynı değil. Ama Chip “hadi gidiyoruz” der, kalkıp gideriz. Doktorun dediğine göre en iyi fiziksel eksersiz yürümekmiş. Bazı arkadaşlar yüzmeye giderler “sen de gel” derler. “Bu yaştan sonra giysilerimi milletin önünde çıkarmam” derim. “Sanki görülecek bir şey varmış gibi niye kendine saklıyon?” dedi geçenlerde bir arkadaş.  Ha ha ha. Ne doğru yav.

Pazar günü yıllar önce ”ben azar” günü olurdu; şimdi azar azar giden trenden beyaz mendil sallıyoruz.”

R.G’e sevgiler

Yaşam içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın