La Favorita, Malta

Malta’da kent deyince ne anlaşılması gerekir ayrı bir konu. Ülkenin toplam nüfusu 450.000 civarında. Yani bizim İzmir’in ilçesi Karşıyaka’nın nüfusundan az. İşte  Marsaskala deniz kenarında küçük, güzel bir şehir kendi halinde.

La Faforita Malta’nın Marsaskala kentinde  küçük bir deniz ürünleri lokantası. Buraya daha önce de bir iki kez gitmiş olmama karşın bir türlü hakkında yazamamıştım ki haksızlık bu.  Malta’ya gitmeyi planlayan ve “nerede ne yiyelim?” diye düşünenler gönül rahatlığı içinde buraya gidebilirler; burada kötü bir yemek yeme şansınız yoktur.

20190312_150813Malta’daki pek çok lokanta gibi bir aile işletmesi La Favorita. Orta yaşın üst sınırlarında bir çift işletiyorlar. Joe mutfakta, eşi ise servis tarafını üstlenmiş durumda.  Joe tanınmış ve çok da becerikli bir şef Malta’da. Daha önceleri bir önceki yazımda bahsettiğim MonteKristo Estate’de başka yemeklerini yeme fırsatım da olmuştu.

La Favorita sadece deniz ürünleri sunan bir lokanta olduğundan sadece deniz ürünleri ve deniz ürünleri ile hazırlanan oldu masada yemek süresince:

Başlangıç olarak masaya kırmızı kerevit tabağı geldi.  Kerevitler lezzetini kaybetmeden pişirilmiş ve kolayca yenmesi için boylamasına ortadan ikiye bölünmüştü. Ancak ondan da önce sarımsaklı zeytinyağlı kızarmış küçük ekmek dilimleri geldi. Malta ekmeği nefistir; hele böyle hazırlanırsa, ağzını değdirdin mi duramazsın. Ondan da önce İtalyan balzamik sirke,  nefis İtalyan zeytinyağı ve taze ekmek dilimleri masaya uçuştular. Buralarda yemeğe başlamadan önce ekmeğine zeytin yağı ve balzamik sirke döküp atıştırmak adeti var. Çok sevmeme karşın başıma gelecekleri bildiğim için bu ekmeklerin hiç birisine dokunmadan beklemeyi başardım arada bir bir yudum şarap içerek. Bunun için kendimi tebrik ettim.

Kerevitleri  güzel bir Italyan şarabı olan Greco di Tufo ile yerken, arkasından karides, kalamar ve bir kase içinde haşlanmış soslu midye geldi. Bunları halletmek üzereyken iki ayrı kasede karidesli pasta ve mürekkep balığının mürekkebi ile soslanmış pasta (spagetti makarna yani…buralarda adı pasta bunun kimse makaroni, spagetti vs demiyor) eklendi. Masada 4 kişi olduğumuzu ve her şeyin ona göre geldiğini anımsatırım. Bu pastalar geldiğinde biz zaten doyma sınırında idik. Ancak daha arkada ana yemek olan iki büyük dülger balığı ve 4 iri kupes vardı gelecek olan masaya. Neyse, makarnalardan bir miktar yedik, mürekkep balığı soslu olanı zaten çok severim. Ayrıca, bizi oraya götüren ev sahibine o balıkların çok olduğunu söylemiştim önceden 🙂

20190312_132138

Dülger balığına Malta’da St. Peter’s fish, kupese ise vopi diyorlar. Her ikisine de pek bayıldığım söylenemez ama taptaze balık işte sonunda. Önce dülger balıkları servis edildi masaya, 4 kişinin tabaklarına pay edilerek.

20190312_145823

Ancak balıktan bir iki lokma almıştım ki, 2. şişe di Tufo’nun yardımına karşın tıkanmaya başladığımı hissettim. O kadar başlangıç, geçiş, bilmem ne yenirse olacağı bu tabi ana yemekten önce. Neyse ki kupesler  de geldi fazla gecikmeden de ondan da atıştırabildik. Kupesin dülger balığından daha lezzetli olduğunu söylemeliyim. Joe’nun ustalığı balığı kurtaramadı yani ama, ne gam? Her şey nefisti sonunda.

20190312_132627

La Favorita hem bu fotoda görülen kısım,  hem de o dışarı açılan kapının sağında, yolun kenarında olan daha açık ve ferah taraça dedikleri kısımda servis veriyor.

Reklamlar
Seyahat, Yemek içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Kudret Yurtseven hocamız…

53690251_10156842328842347_5199451747424141312_o

Doçent. Dr. Kudret Yurtseven hocamız hayatını kaybetmiş bugün. Sınıf arkadaşlarımdan duydum önce. İnanmak istemedim. Bizim okulun (ODTÜ) endüstri mühendisliği mezunları yazışma listesine bakınca anladım ki haber doğru.

Bugün iyi bir gün olmadı zira Prof.Dr. Halim Doğrusöz hocamız da hayatını kaybetti. Hocamız ülkemizde, bizim mesleğin de ana disiplinlerinden birisi olan, yöneylem araştırmaları (operational research) çalışmalarının öncüsü idi.

Kudret Yurtseven hocamız bizim bölümden mezun değildi. Meslek dersimiz olan bir dersi Elektrik-Elektronik bölümündan bir hocanın verecek olmasının tuhafıma gittiğini anımsarım hep. Kendisinden “Sistem Bilimi -system science” dersi almıştık biz 3. sınıfta …Zor dersti, adı bile korkutucu idi.

Yıllar sonra İzmir’de yolumuz kesişti yine. O İzmir üniversitesinde EM bölüm başkanı idi. Arada bir bizim ODTÜ EM mezunlarının aylık yemekli buluşmalarına gelirdi sohbet ederdik. İzmir üniversitesi kapatılınca görüşemez olmuştuk.

Kudret hocanın bende çok emeği olmuştur. O bunu o yıllarda farketmemiştir ama ilk karşılaşmamızda yüzüne söylemiştim; sakince tebessüm ederek bakmıştı bana. Mesleğimizin temel kavramı olduğunu düşündüğüm “sistem” denen şeyi anlamamı, matrix algebrayı çözmemi o sağlamıştır. Bana özel bir şey yaptığından değil, iyi bir öğretmen olduğundan. Yıllar sonra onun öğrencilerine, genç ODTÜ EM mezunu arkadaşlarla endüstri mühendisliğine ilişkin sohbet etmeye gittiğimizde gururla hocanızın öğrencisiyim ben demiştim.

Nur içinde yatsın. O iyi bir öğretmendi. Çok severdim, severdik. Çok efendi ve alçak gönüllü idi. Bizim yemekli buluşmalarda daha genç meslektaşlarımın yanında sohbet ederken bana hocam diye hitap ederdi; ben utanırdım, o bizim hocamızdı.

Hayat böyle…

Endüstri Mühendisliği, Yaşam içinde yayınlandı | , , , , , , ile etiketlendi | 1 Yorum

Mart Ayında Malta ve The Black Pearl

20190310_112749Mart ayı Malta’ya gelmek için pek de uygun bir ay değil. Bu küçük adada bir anda fırtınalar kopabiliyor aralıksız yağan yağmurla birlikte. Bu sefer  ben yine şanslı idim. Ben gelmeden önceki hafta olup bitmiş her şey. Burada kaldığım sürede açık mavi gökyüzü ve güneş oldu hep.

Hafta içinde  iş için sahalarda dolaşırken  öğleyin  daha önceden kararlaştırıldığı üzere Manoel Island’ın az ötesinde ve başkent Valletta’nın karşısındaki  Ta’ Xbiex XBX water front’a gittik. (Taşbeş diye okunabilir)  Efendim orası büyük bir marina (bir sürü marinadan birisi Malta’daki). Araca park yeri bulmak için 15 dakika harcadıktan sonra 500 metre kadar yürüyüp Mama Mia adlı restorana geldik. (https://www.mammamia.com.mt) Restoran deniz kenarında ve şehir içinde olduğumuzu da belirtmek isterim. Yani marina deyince şehir dışı falan değil. Ne yazık ki Mama Mia’da oturacak yer bulmak mümkün olmadı, millet kapıda sıra bekliyor. Burada daha önceki gelişlerimde yemek yemiştim, güzel yerdir. Mecburen bu sefer 700 mt kadar geriye Marina’nın girişine yürüdük. Orada The Black Pearl adlı bir tekne var karaya çekilmiş, öyle duruyor gibi kendi halinde…

The Black Pearl kocaman bir tekne.  Anladım ki tekne restore edilerek lokantaya çevrilmiş. Daha önce kamaraların olduğu bölüm ise akşam 17:00 den sonra bar ve pub olarak hizmet veriyor. 20190308_131100

20190308_131412

20190308_131429

Yemek için beklerken ise yine anladım ki bu Black Pearl öyle sıradan bir tekne  değil. 1909 da suya indirilmiş.  Tamamı ahşap. Ticaret teknesi olarak yapılmış zamanında. Sonraları bir ara ünlü Amerikalı oyuncu Erroll Flynn’ın olmuş (deniyor) … Bir iki kere batmış, kurtarılmış falan derken işte Malta’lı kardeşlerimiz tekneyi karaya çekip mis gibi bir restorana çevirmişler. https://the-black-pearl.business.site. Tekne çekimleri Malta’da yapılan Popeye filminde de rol almış ikinci kez batmadan önce.

Şu aşağıdaki köşe masaya oturdum. Canım çok istediği için ördek yedim bu sefer kırmızı şarap eşliğinde, başkent Valletta’yı çevreleyen yüzlerce yıllık surları seyrederek.  Yorucu bir gündü. 53243797_2094136860641338_4646065977501417472_oLokantayı işleten sevimli İskoç hanım ve İngiliz aşçıya teşekkürler.

20190308_140037

Dün akşam yemeği için ise yolum ünlü MonteKristo Estate’e (https://www.montekristo.com) düştü (yani beni oraya götürdüler 🙂 ) Burası devasa bir arazi üzerinde bir lokantalar, publar, düğün dernek alanları kompleksi. Halka kapalı bir hayvanat bahçesi, üzüm bağları bile var.  Burada pubda üretilen birayı içiyorsunuz taze taze. Isteyene alt ve üst katta Alman usülü yiyecek servisi de mutfaktan yapılabiliyor.

20190309_200858

20190309_200746

Pubdan sonra Çin Lokantasına geçtik. Adı Yuu Mei. Yuu Mei aynı zamanda bu güzel lokantayı işleten sevimli hanımın adı. Hafta içi olduğundan restoranda 3 masa dolu idi biz dahil. Aşağıda, fotodaki güzel çift ve tam görünmeyen iki güzel kız çocuğu ile birlikte idim yemekte. Sofrada adet olduğu üzere acılı ekşili sos, soya sosu ve talebim üzerine de bol acılı sos vardı. Acılı ekşili çorba, başlangıçlarda ve ara sıcaklarda çıtır ördek, karides dumpling, susamlı karidesli bir şey, çıtır tavuk vb aralıksız yeyince limonlu çıtır tavuk ve pirinç makarnasından oluşan ana yemeğe yer kalmadı ne yazık ki ve onu iptal ettirdim. 20190309_202126

Bu fotodaki arkadaşım Malta’ya indiğim gece  havalimanından doğruca bir Hint lokantasına götürdü beni : The Emperor of India.  Deneyimli olduğundan yemekleri o sipariş etti. Lokanta St. Julian’s adlı şehirde. 20190304_213054

Masada sağda toprak kabın içinde dilimler halinde Hint peyniri, ve metal kaplarda baharatlı soslarının içinde karides, tavuk, kuzu ve  dana biftek var.  Ek olarak da yasemin pirinci pilavı.  Her şey baharatlı ve nefis idi. Lakin bir insan ne kadar yiyebilir?  (https://www.indianmalta.com)   Hint mutfağından hoşlananlar için gidilecek en emin  yer Malta’da!   Hint mutfağı güzel,  bana göre değil ancak.

Yazıyı Malta’ya özgü bir kahvaltı ile sonlandıracağım. Bu görülen hamur işlerine pastizzi diyorlar. Pastizzi peynirli, bezelyeli, sebzeli oluyor ve yemesi çok güzel.  Peynirler mozarella topları altında gravyer vs, ve yanda da bacon ile malta sosisi duruyor. Malta’da iken sabah kahvaltıda ekmek yemiyorum bu pastizziler yüzünden; ancak Malta ekmeği nefis, yemeden geçmemek gerekir. 20190310_084422

 

 

Seyahat, Yemek içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Emeklilik halleri…

Geçenlerde, hayatımda ilk kez, terminal binasından uçağa giden bir otobüste, bir genç oturduğu koltuktan kalkarak bana yer verdi!

Teşekkür ederek reddetmeme karşın ısrarla  tekrarladı “lütfen buyurun” diyerek. Ben de ısrarla reddettim gülümseyerek.  Genç adam da çaresiz yerine oturdu yine.

Bir elim kapının yanındaki tutamakta, otobüs uçağa doğru giderken kendi kendime gülümsediğimi fark ettim şaşkınlıkla. Gülümsemekten vazgeçtim ama sonra gülümseme geri geldi ve bu uçağa kadar devam etti. Neden gülümsediğimi merak ederek durumu analiz ettim. Birinci neden o gencin gösterdiği nazik davranış, ikincisi ise benim oturmayı reddetmem. “Yahu adam işte seni yaşlı gördü, üstelik belki de bel kemiğindeki kanal daralması nedeniyle o anda yüzüne vuran ifadeden etkilendi” dedi iç sesim. Ama olur mu hiç, ne yaşlanması? O da neymiş? Bu tartışma uçakta da devam etti. Her zamanki gibi en önde ve pencere kenarındaki yerime oturup  dışarı bakarken hala içim gülümsüyordu. Hala akıllı ve nazik gençlerin olması da ne güzel. Hayatımda ilk kez birisi bana yerini vermek istedi! Aklıma geldikçe hala mutlu oluyorum.

Bazan verdiğim eğitimlerde, katıldığım denetimlerde emekliliği düşünüp düşünmediğimi soruyor  insanlar, bir müddet sonra yakınlaşma olunca.  Çoktan emekli olduğumu, ne zaman emekli olduğumu da anımsamadığımı söylüyorum ki bu bir gerçek. Zira yaşantımda bir değişiklik olmadı emekli olduktan sonra. Neden bunu sorduklarını soruyorum ben de onlara. Aslında neden sorduklarını biliyorum ama yine de soruyorum işte. Yanıt genellikle hobilerimle uğraşabileceğim, kendime vakit ayırabileceğim, gezebileceğim, ne bilsinler işte bir şeyler yapabileceğim şeklinde gelir. O demeye çalıştıklarını yapmaktan başka bir şey yaptığım da yok yıllardır! Çalışmıyorum ben.  insanları eğitirken, sistemlerinin iyileşmesi için yardımcı olmaya çalışırken fevkalade eğleniyorum. Aksi takdirde yaptığım iş ve temposu dayanılır bir şey değil!

Geçenlerde gençlerle çalışıyordum yine.  Artık birlikte çalıştığım insanların hepsi benden genç zaten :-).  Bir ara yorulup oradan buradan sohbete başlayınca bu emeklilik sorgusundan bahsettim. Bu gençlerden itirazlar yükseldi ve söylendiler emeklilik sorgusuna. Neden itiraz ettiklerini yazmayacağım tarafsız kalmak için 🙂

 

 

 

 

Yaşam içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | 1 Yorum

Bir kış çorbası hikayesi

kış çorbası

1990 yılından bu yana deniz kenarında, yazın 45 dereceye varan sıcak havalı bir yerde oturuyor olmamıza karşın biz aslında kış insanıyız.  Özlüyorum soğuğu ve karlı havayı. Sivas-Ağrı-Sivas-Ankara-Eskişehir illerinde diz boyunu aşan, aylarca kalkmayan karlı  havalarda büyüdük, yaşadık. Fokur fokur sıcak ev yapımı tarhana çorbaları, yoğurt çorbaları  ve evlendikten sonra onlara ek olarak ise Eskişehir’de arabaşı, balık çorbaları  vb kışın akşam yemeklerinin ayrılmaz parçası idi. Belki bundan ılık çorbadan nefret ederim.

Eh, İzmir’e gelince de bunlara devam etmek istedik ama yavaş yavaş rafa kalktılar kazaklarım gibi. Her iklimin, toprağın beslenme alışkanlıkları farklı. Yine de,  yıllar önce burada da arabaşı yaptık. Balık çorbası da seyrek de olsa yapılıyor evde hala.

Şimdi malum kış. Göreceli olarak soğuk işte. Hava sıcaklığı arada bir 6 dereceye kadar düşüyor, üşüyoruz haliyle. Yağmur da yağınca daha kötü oluyor. Yağmurdan iç denize döndü yaşadığımız bölge. İşte böyle bir havada buzdolabında bulunan bir baş rezene, kereviz, biraz pırasa falan çorba olmak üzere hareketlendiler. Bizim buzdolabından kemik de eksik olmaz pek. Sonuçta ortaya nefis bir kış çorbası çıktı  kendiliğinden.  Tarifi aşağıda. Kemik suyu ile piştiğinden yağ sakın koymayın. Zaten terbiyesinde ve Sebzelerin kavrulmasında yağ kullanılıyor, onların miktarına da dikkat edin.

Malzemeler

  • 1 Kereviz
  • 1 rezene
  • 1/2 pırasa
  • 2 havuç
  • 1 patates
  • 1 veya 2 kök ıspanak
  • 1 avokado
  • 1 veya 2 diş sarımsak
  • kuru reyhan
  • kemik suyu

Terbiye için 1,5 kaşık un,

Pırasa ve ıspanak ayrı ayrı  ve elde ince ince kıyılacak. Avokado da bıçakla küçük küçük doğranacak. Diğer sebzeler ise rondodan geçirilecek. Ispanak ve avokado haricinde tüm sebzeler çok az zeytinyağında tencerenin ağzı kapatılarak ve ara ara karıştırılmak suretiyle pişirilecek. Sebzeler pişince avokado ilave edilecek.

Başka bir kapta 1.5-2 kaşık kadar un 1 kaşık tereyağında kavrulacak. Birazcık suyla çözdürülen bu karışıma 2 kaşık yoğurt eklenerek karıştırılacak. Bu karışım pişen sebzelerin üzerine eklenecek. Ardından kemik suyu eklenecek. En son, 2 tarlı kaşığı kadar reyhan, ince ince kıyılmış ıspanak, rendelenmiş sarımsak ve biraz pul biber, tuz ve karabiber  ilave edilecek. Tencere beş dakika süreyle arada bir karıştırılarak kaynamaya bırakılacak. Ocağı söndürünce çorbaya yarım limon sıkılacak.

Afiyet olsun.

Yemek içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Endüstri Mühendisliği ve Kalite Yönetimi

Endüstri mühendisliğine ilişkin daha önceki yazılarımda bizim mesleğin gelişimi ile kalite yönetim sisteminin (bu da benim yıllardır profesyonel olarak yaptığım iş) gelişiminin pek çok kesişim noktası olduğundan bahsetmiştim. Aynı kesişim uygulamalarda da mevcut. Bu yazı da bu paraleldedir. Yazarken Prof. Dr. Jane M. Fraser’in “Endüstri Mühendisliğine Giriş”  adlı kitabından yararlandım. Umarım bu dalda okumak isteyenlere, okumaya başlayanlara ve  veya yeni mezunlarımıza ışık tutar.  Bu yazıdan asla endüstri mühendisi doğuştan kalite yönetimi uzmanıdır sonucu çıkarılmamalıdır. Öyle olmadığını bildiğim pek çok meslektaşım olduğu gibi, başka meslek dallarından kalite yönetim uzmanı pek çok başka tanıdığım mevcut.

Endüstri mühendisi gibi düşünmek nasıl bir şeydir?

Endüstri mühendisi gibi düşünmeye bir örnek vermek gerekirse, bazı şeyler yanlış gittiğinde, hatalı ürün oranı hedeflenenden fazla olmaya başladığında, bir müşteriye yanlış bir sevkiyat yapıldığında, çalışan işini beklenen tempoda yapamadığında, bir işçi yaralandığında, o gün için planlanmış olan üretim gerçekleştirilemediğinde, bir endüstri mühendisi sistemi suçlar insanı değil. Endüstri mühendisi sorunun kök nedenini belirleyene kadar “neden?” sorusunu sormaya devam eder:

  • Müşteriye neden yanlış – eksik ürün gönderildi?
    • Çünkü müşteri için hazırlanan kolilerin üzerine yanlış tanımlama etiketi yapıştırılmış.
  • Neden müşterinin kolilerine yanlış etiket yapıştırılmış?
    • Çünkü bazı ürünler sevkiyat listesinden çıkarılarak iptal edilmiş.
  • Neden bazı ürünler iptal edilerek sevk listesinden çıkarılmış?
    • Çünkü müşteri  gönderdiği sipariş emirlerinde son dakika değişiklikleri   yapmış.
  • Neden müşteri son dakikada bazı değişiklikler yapmış?
    • Vesaire vesaire.

Bu örnekte bir endüstri mühendisi müşterilerin siparişlerinin nasıl izlendiği, satış bölümünün müşterilerin siparişlerine uygun ürünleri nasıl belirlediğini, tanımlama ve sevk etiketlerinin ne zaman ve nasıl basılıp kolilerin üzerine yapıştırıldığını araştırarak sorunları tanımlayabilir. Son aşamada endüstri mühendisi büyük olasılıkla bilgi sistemi dahil olmak üzere fiziksel sistemde bazı değişiklikler önerecek ve prosedürler geliştirecektir. Belki de sevk etiketinin  sipariş fiilen sevk aşamasına gelmeden basılmamasını sağlayacaktır.

Bu örnekteki ana fikir endüstri mühendislerinin insanları değil sistemleri sorumlu tutmalarıdır.  Bu fikir her zaman doğru olmayabilir. Evet bazen insanlar basit hatalar yapar ama endüstri mühendisleri daha baştan, daha sonra ve her zaman sistemlerin insanlara hata yaptırmayacak şekilde nasıl geliştirilebileceğini düşünmelidir. Endüstri mühendisleri insanların işleri daima ilk seferde doğru yapabileceği sistemler kurmaya çalışır. (ISO 9001 2015 madde 8.5.1 Kuruluş, üretim ve hizmetin sunumunu kontrollü şartlarda yürütmelidir. Kontrollü şartlar uygulanabildiği ölçüde:  … “g) İnsan hatalarını önlemek için faaliyetlerin gerçekleşmesi”ni kapsamalıdır.) Ancak bu da her zaman mümkün olmayabilir.

Endüstri mühendisi bir problemle karşılaştığında problemin kök nedenine inebilmek için ilgili süreci sistematik olarak araştırır: her süreç insan, malzeme, makine-ekipman ve yöntem dörtlüsünün bir araya gelmesiyle çalışır. Bir problemle karşılaşıldığında yani süreç istenen çıktıyı vermez duruma gelince bu dörtlünün her birisi yukarıdaki yaklaşımla masaya yatırılır. Buna kalite yönetimi dünyasında Ishikawa diagramı, balık kılçığı diagramı ve  otomotiv sektöründe 8D yöntemi diyoruz.

Endüstri mühendisliğine ilişkin olarak iş yaşamında karşılaşılan bazı fikirleri (1) aşağıda verdim. Ancak bunların pek çoğunun kalite yönetiminde de geçerli olduğuna dikkat etmekte yarar var.

  • Bir sorun oluşursa inanları değil sistemi suçla.
  • Sistemi insanların işleri daima ilk seferde doğru yapabileceği şekilde tasarla.
  • Sistemi insanların işlerini hızlı, güvenli ve iyi yapmasını sağlayacak şekilde tasarla,
  • Sistemdeki değişkenliği azaltarak görevlerin istikrarlı – tutarlı bir şekilde yapılmasını sağla.
  • Endüstri mühendisleri her zaman mutsuzdur, çünkü her zaman “bu daha iyi olabilirdi” diye düşünür.
  • Kırılmadıysa/bozulmadıysa/hala çalışıyorsa, iyileştirilebilir.
  • Bir süreçte küçük küçük iyileştirmeler katkı sağlar ama bazan daha radikal yeniden yapılanma – reengineering- uygulamaları gerekebilir.
  • Bir sistem sıradan insanların olağanüstü işler yapmasına yardım etmelidir.
  • Bazı çalışanlar endüstri mühendislerinden hoşlanmazlar, çünkü endüstri mühendisliği işçilerden daha fazla iş çıkartmak için bir yönetim aracı gibi görünebilir.
  • Bir işin gerçekleştirilmesi sürecinin  o işin verimli, iyi ve güvenli olarak yapılmasında büyük etkisi vardır.
  • Bir insanın bir işi  yapış şekli o işin kaliteli, verimli ve güvenli olarak yapılmasında önemlidir.
  • Ürün ve hizmette kaliteyi iyi süreçler oluşturarak elde et, problemler oluştuktan sonra ürün ve hizmetleri muayene ederek değil.
  • Çoğu mühendis fiziksel nesneler tasarlarken endüstri mühendisleri sistemleri tasarlar. Bir sistem hem fiziksel nesneleri hem de fiziksel olmayan prosedür ve kuralları içerir.
  • Endüstri mühendisliği düşünceleri uzun yıllardır vardır, bu düşünceler düzenli aralıklarla paketlenerek yeniden pazarlanır. TQM(Toplam Kalite Yönetimi), CQI (Sürekli Kalite İyileştirme), Yeniden Yapılanma (re-engineering), Toyota sistemi, yalın üretim ve 6 Sigma örnekler verilebilir.
  • Endüstri mühendisleri süreç ve sistem geliştirdikleri için her kuruluşta çalışabilirler.
  • Başka meslek dallarından insanlar da sistem geliştirmede rol alabilirler
  • Üst yönetimin desteği, kararlılığı iyileştirme için şarttır
  • Her kuruluş çevresindeki değişimleri taramalı ve küresel ekonomideki konumlanması üzerinde düşünülmelidir. (bkz. bir önceki yazım)
  • Müşteri her zaman haklı değildir ama öncelik onlarındır.
  • Tüm ürün ve hizmetler hem ürün hem de hizmetleri içerir.
  • İyi ekip  süreçlerini kullanan bir ekip  her bir bireyin tek başına yapabileceğinden daha iyi iş çıkarır.
  • Mutlu işçiler iyi işçilerdir.
  • Çalışanı işin iyileştirilmesine dahil et
  • Kararlar önsezilere değil gerçeklere (Deming), mantığa ve analize dayandırılmalıdır.
  • İnsanlar bilgiyi , özellikle veriyi görsel sunumla özellikle daha iyi anlayabilirler.
  • Yaptıklarınızı belgeleyin.
  • Verimsiz bir süreci bilgisayarlaştırmak için bilgi tekonolojisi kullanmayın, önce süreci daha verimli hale getirin.
  • Bir Endüstri mühendisi yaşamı boyunca öğrenmelidir. Yeni teknolojiler, yeni yazılımlar ve yeni fikirlere ilişkin bilgilerini güncel tutmalıdır.

Yukarıdaki ifadelerin hiçbiri her zaman doğru olmayıp hiç birine körü körüne daimi olarak bağlı kalınması istenemez; ancak bunların çoğu zaman bir endüstri mühendisinin nasıl düşündüğüne/düşüneceğine ilişkin iyi örnekler olduğunu belirtmek isterim.

 

  • (1) Jane M. Fraser PhD, Introduction to Industrial Engineering. 
Endüstri Mühendisliği, Yönetim içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Kalite politikası ve kuruluşa dair notlar

Yönetim sistemlerine ilişkin standartların bir gereği olarak  bir kuruluşun kalite, çevre, iş sağlığı güvenliği veya diğer yönetim sistemi politikalarından birisini veya birden fazlasını belirlemiş olması gerekir.  Bu yazıda ISO 9001 2015 kalite yönetim sistemi standardının gereği olan kalite politikası ve bununla  ilgili bazı konular üzerinde kısaca duracağım. Diğer yönetim sistemlerine ilişkin politikalar için de aynı paralelde bir yazı yazılabilir.

Kalite politikası kuruluşta çalışan her hangi bir yönetici, mühendis, müdür, sekreter, genel müdür yardımcısı ve benzeri diğer personel tarafından kendi kendine, bağımsız olarak belirlenemez. Politika kuruluşa  yön gösterici bir unsur olup, kuruluşa da yönünü gösterebilecek olan üst yönetimdir.  ISO 9001 2015’e (madde 5.2) göre kalite politikasının yazılı olarak belirlenmesi,  sistem içinde çalışanlara / ilgili taraflara iletilmiş olması ve anlaşılmasının sağlanması gereklidir. Kalite politikası kuruluşun bağlamına uygun olmalı ve kuruluşun stratejik yönünü desteklemelidir. (Kalite politikasına ilişkin diğer gereklilikler için lütfen IS 9001 2015 madde 5.2’ye bakınız.  Kuruluşun bağlamı için ISO 9001 2015 madde 4.1-4.2 ve  yayınladığım ilgili yazılara bakınız).

Kalite politikasının kuruluşun stratejik yönünü destekleyecek şekilde belirlenmesi gerektiğinden, kuruluşun stratejik yönü belirlenmeden kalite politikasının belirlenmesi söz konusu olamaz. Bütün bunların üst yönetimin işleri olduğu çok açık.

Üst yönetim kuruluşun büyüklüğüne, çapına, yapısına karmaşıklığına, yerleşimine göre değişik isimler alabilir. Genel Müdür, Fabrika Direktörü, Başkan, son yıllarda moda olduğu üzere CEO ve COO. Bu pozisyonlarda çalışanların hepsinin ortak paydalarından birisi, varsa bir yönetim kuruluna (ortaklar…) kuruluşun finansal ve operasyonel performansına ilişkin rapor vermeleridir. Yönettikleri kuruluşları da performansı sürdürmek ve iyileştirmek üzere yönlendirmeleri beklenir.

Bir kuruluş bir sistemdir. Her sistemin bir amacı olmalıdır; amaçsız bir sistem olamaz. Sistem, amacı doğrultusunda hareket eden, çalışan alt sistemlerden oluşur. Örneğin bir otomobilin amacı en basit tanımıyla insanı bir noktadan başka bir noktaya zamanında ulaştırmak olup aracı oluşturan tüm alt sistemler de bu amaca doğrultusunda çalışırlar.

Bir kuruluşun da amacı olmalıdır. Bir kuruluş neden vardır, var olma nedeni nedir? Bu soruyu, verdiğim bazı eğitimlerde katılımcılara yönelttiğimde hiç yanıt alamadığım da oluyor ana genellikle çok kaba ve ilkel bulduğum şu veya benzer yanıtı alıyorum: “Para kazanmak için ve veya daha çok kar etmek için!” Bu yanıt kesinlikle doğru değildir ve üstelik çağ dışıdır da.  Kuruluşun amacını gerçekten böyle tanımlarsanız para kazanmak için gayri meşru pek çok yol, yöntem var, buyurun!

Bir kuruluş neden vardır, amacı nedir? Kuruluşun amacına, varlık nedenine misyon diyoruz ve bunun sistem içinde açık ve öz olarak tanımlanması gerekir. İyi bir misyon tanımlaması aşağıdaki özniteliklere sahip olmalıdır (1):

  1. Kuruluşuna var olma amacını bildirmelidir
  2. Belirli bir alana odaklı
  3. Açık, anlaşılır
  4. Öz
  5. Gerçekçi, uygulanabilir ve erişilebilir
  6. Bir kaç sıfat, zarf içeren özlü bir cümle ile ifade edilmiş
  7. Çalışanlar ve çalışanlara liderlik yapabilmek için klavuz
  8. Gelecekte çalışacakların kuruluşa dair fikir sahibi olması
  9. Kuruluşa özgü

Aşağıda bir kaç iyi misyon tanımlaması örneği bulabilirsiniz :

  1. IKEA:  Pek çok insan için daha iyi bir günlük hayat yaratmak
  2. Tesla: Dünyanın sürdürülebilir enerjiye geçişini hızlandırmak
  3. Microsoft : Gezegendeki her insan ve kuruluşu daha fazlasına erişmek için güçlendirmek.
  4. Samsung : Dünyaya ilham ver, geleceği yarat
  5. Aselsan : Elektronik teknolojileri ve sistem entegrasyonu alanında; Türk Silahlı Kuvvetleri başta olmak üzere, yurt içi ve dışındaki müşterilerine katma değeri yüksek, yenilikçi ve güvenilir ürün ve çözümler sunmak ve Türkiye’nin teknolojik alanda dışa bağımlılığını azaltıp, küresel hedeflerine marka bilinirliğini artırarak ulaşan, halkına gurur veren bir savunma şirketi olmak
  6. Ford Otosan:Topluma fayda sağlayan yenilikçi otomotive ürün ve hizmetleri sunmak

Misyon zaman içinde değişmez. Ancak, misyonun tek başına belirlenmesi yeterli değildir. Bir kuruluşun vizyonu da belirlenmelidir. Misyon bir kuruluşun var olma nedenini, amacını açıklarken. Vizyon kuruluşun  kendini gelecekte zaman ufkunda nerede konumlandırdığı, ulaşmak istediği yer ile bağlantılıdır.  İyi bir vizyon tanımlaması kuruluşun gelecekte erişmeyi arzu ettiklerini ifade eder,  stratejik planlama için çerçeve oluşturur, işe yön verir. Vizyon kuruluşun karar mekanizması üzerinde etkilidir

İyi bir vizyon tanımlaması aşağıdaki özniteliklere sahip olmalıdır (1):

  1. Kuruluşun gelecekte neleri amaçladığını ifade etmelidir.
  2. Büyüme  ve gelişmeye yardım etmelidir.
  3. Çalışanlara ilham vermelidir.
  4. Açık, anlaşılır olmalıdır.

Vizyon için bir kaç örnek:

  1. Microsoft : Dünyadaki insanların tüm potansiyellerini kullanmalarına ve işlerin tüm potansiyelleri ile gerçekleştirilmesine yardım etmek.
  2. Koç Topluluğu : Koç Topluluğu, çalışanlarıyla birlikte sürekli gelişmeyi, evrensel kalite ve standartlarda ürün ve hizmetler sunarak müşterilerini memnun etmeyi amaçlar. İşte bu nedenle   ülkesi, müşterileri, ortakları, bayileri ve yan sanayi için güvenilirlik, devamlılık ve saygınlık simgesi olmayı hedefler.​
  3. Aselsan: Kuruluşundaki milli amacın gereklerini yerine getirerek; küresel pazarda paydaşları için yarattığı değerler ile sürdürülebilir büyümesini koruyan, rekabet gücü ile tercih edilen, güven duyulan, çevreye ve insana duyarlı bir teknoloji firması olmak.
  4. Ford Otosan: Türkiye’nin en değerli ve en çok tercih edilen sanayi şirketi olmak.

Varlık nedenini-amacını (misyon), gelecekte nerede olmak istediğini- uzun vadede erişmek istediklerini (vizyon) belirleyen bir kuruluşun artık stratejik yönü de bilinir duruma gelir.  Kalite politikasının da o stratejik yöne uygun olması gerekir yukarıda da yazdığım gibi, ve bunlar olmadan tek başına belirlenen kalite politikası için anlamsız bir metin demek pek de yanlış olmaz

Stratejik yönü destekleyen kalite politikası kalite hedeflerine de çerçeve oluşturmak durumundadır. Stratejik yön stratejik hedeflerin var olmasını gerektirir; başka türlü o yönde ilerlenemez. Stratejik hedefler var ise bunların içinde zaten kalite hedefi olarak da tanımlanabilecek olan unsurların var olması kaçınılmazdır. Kalite hedefleri sistem içindeki ilgili tüm seviye, birim ve süreçlerde belirlenir (ISO 9001 2015 madde 6.2). Buradan çıkarılacak sonuç bir kuruluşun kalite yönetim sistemi ile genel yönetim süreçlerinin iç içe geçmiş ve bütünleşik olarak yürütülmesidir ki bu ISO 9001 2015 in gerekliliklerinden birisidir.

(1) Prof. Dr. Jane M. Fraser  Introduction to Industrial Engineering

Yönetim içinde yayınlandı | , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | 1 Yorum